BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Harcayalım, ama...

Harcayalım, ama...

Türkiye’de kamu kesiminin ağırlığı, bileşimi ve yapılanması bir miras niteliğinde. Söylem farklı olsa da, eylem değişmemiş.



Türkiye’de kamu kesiminin ağırlığı, bileşimi ve yapılanması bir miras niteliğinde. Söylem farklı olsa da, eylem değişmemiş. Ne olmuş? İktidarlar, mirası birbirine devretmişler. Hiçbir iktidar üzerinde oturduğu mirası reddetmemiş. Çeyrek asrı aşan fiskal magandalık ve yüksek enflasyon, bize çok sıfırlı bütçeler hediye etmiş. “İş bitirici” ve “vizyon sahibi” iktidarlar tarafından oluşturulan istikrarsız ortam, bütçeleri bir borç yönetimi enstrümanına indirgemiş. Dolayısıyla, bütçeler, kaçınılmaz olarak geçmişin, uygulanmakta olan IMF destekli istikrar programının ve özellikle de, borç yönetiminin izlerini taşıyor. 2005 Mali Yılı Konsolide Bütçesi de, tıpkı selefleri gibi, sıfır temelli (zero-based) bir bütçe olmayacak, olamayacak. Enflasyonu ve faizleri tek haneli rakamlara indirerek, borç stokunu saatli bomba olmaktan çıkarmak zorundayız. Bunlar yapılamadığı takdirde, bütçedeki harcamaların ve vergilerin bileşimini değiştirmek mümkün olamıyor. Bilindiği gibi, Merkez Bankası, Hazine’ye kısa vadeli avans açamıyor. Diğer taraftan kamu bankalarını görev zararı maskesi ile ikinci bir hazine gibi kullanmak artık mümkün değil. Nasıl harcayalım? 2005 Mali Yılı Konsolide Bütçe Çağrısı, geçen hafta Resmi Gazete’de yer aldı. “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan” imzalı Bütçe Çağrısı’nda harcama reformuna yönelik bazı düzenlemelere değiniliyor. (*) Harcama reformuna yönelik düzenlemeler kamuoyunu maalesef çok fazla ilgilendirmiyor. Kamu harcama reformu, bütçenin hazırlanması, parlamentoda görüşülmesi, uygulanması ve denetlenmesi ile ilgili süreçlerde reform yapılması anlamına geliyor. Kamu mali yönetiminde, özellikle harcamalara ilişkin süreçlerde, “saydamlık” ve “hesap verme sorumluluğu” gibi kavramları geniş açıdan ele aldığımızda karşımıza, “hukuk devleti”, “kuvvetler ayrılığı ilkesi”, “bütçe-hakkı” ve nihai olarak “demokrasi” çıkıyor. 16 Nisan 1998’de IMF tarafından benimsenen “Mali Saydamlık İyi Uygulamalar Tüzüğü” (Code of Good Practices on Fiscal Transparency) üye ülkelere tanıtılmış. Tüzük, mali saydamlık için gerekli olan minimum standartları şöyle belirlemiş: * Rollerin ve sorumlulukların netleşmesi * Bilginin kamuya açık olması * Bütçe hazırlama, uygulama ve raporlama süreçlerinin saydam olması * Ulusal denetim ve istatistik organlarının bağımsız olması Yukarıda yer alan standartlara uyum sağlayabilmek amacıyla, Hükümet, “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”nu çıkardı. Seçim öncesi Koalisyon Hükümeti’ne borçlu olduğumuz “4749 sayılı “Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun” da aynı amaca hizmet eden önemli bir yasal düzenleme olarak kabul edilebilir. Her iki yasal düzenleme, “saydamlık” ve “hesap verme sorumluluğu” diye bilinen iki önemli ilkenin ve bütçe disiplininin ihlal edilmesini önlemek için formüle edildi. Dileyelim, yasa delinmesin ve amacına hizmet edebilsin. ..... (*)Genelge: 2005 Yılı Bütçe Çağrısı, Resmi Gazete, Sayı : 25528, 20 Temmuz 2004
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT