BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rabbim isterse eğer... / İrfan Özfatura / Tarihten bir yaprak

Rabbim isterse eğer... / İrfan Özfatura / Tarihten bir yaprak

Fırtına kopunca Oruç Reis ayağındaki prangaları koparıp atar. Sahile yaklaştığını hisseder hissetmez suya atlar ve ard arda kulaç atıp Antalya civarlarından sahile çıkar...



Barbaros Kardeşlerin en büyükleri Oruç Reis bir cenkte Rodoslulara esir olur. Kardeşleri kurtuluş akçesi için ne istenirse bulur buluşturur ortaya koyarlar ama sahibi olacak kansız onu forsa olarak küreğe çakar. Oruç Reis bağlandığı gemide kısa sürede sıcak dostluklar kurar. Galyot’un (ağır harp gemisi) kaptanı pürüzsüz bir Rumca ile konuşan Oruç Reise bayılır, her fırsatta gelip sohbet etmeye bakar. Zaman zaman ona “Müslümanlıkta ne buluyorsun bilmem” diye takılır, “eğer Hıristiyan olsan seni vali mali yaparlar.” -Elhamdü lillahî alâ din-il İslâm ve tevfik-il iman. -Tamam tamam anladık kabul etmiyorsun. Bari Arapça mırıldanma. Kaptan samimi görünmesine rağmen adamlarını uyarır ve “Oruç denen adamla konuşanı görürsem kazığa çakarım. O, hepimizden daha malumatlı, anında gözünüzü boyar, fikrinizi bozar, sizi turkuvaz yapar” Muhammed seni kurtarsa ya... Kaptan o gün de forsalar arasında dolanır ve gelir Oruç Reisin yanına demir atar. Yine aynı üslûb, yine aynı mevzular... Oruç Reis hulusu kalp ile “Allah ve Resulüne yapışan mahrum kalmaz” deyince kaptan bunu pişirip pişirip önüne koyar, “öyleyse Muhammed gelsin seni kurtarsın” diye iğrenç kahkahalar atar. Oruç Reis için esir olup olmamak, küreğe çakılıp çakılmamak önemli değildir ama yüzü suyu hürmetine kâinatın yaratıldığı Server’e toz konduramaz. Çok mahzun olur, o gece ellerini açar ve içli içli ağlar. Bir ara ak yüzlü bir pir görünür ve “sabreyle felahın yakındır” diye fısıldar. Oruç nasıl rahatlar anlatılamaz, ertesi gün kaptan bile neşesinin farkına varır sebebini sorar. Oruç “Rabbim isterse eğer” der “beni kimse tutamaz!” Kaptan, gülmekten bir hal olur iki eliyle göbeğini tutar. Ancak hava birden kararmaya, rüzgar ıslık ıslık dolanmaya başlar. Denizciler telaşla yelken toplamaya koşarlar. Ortalık iyice karışınca Oruç Reis ayağındaki prangaları koparıp atar. Hiç düşünmeden suya atlar ve ard arda kulaç atmaya başlar. Antalya civarlarından sahile çıkar ve misafirsiz oruç açmayan ihtiyar bir kadıncağızın sofrasına oturup hürriyeti yudumlar. Kaptan, sabah Oruç Reisin boş oturağını görünce saçını başını yolar. Nasıl yolmasın, kardeşleri Oruç için çuvalla altın vermeye hazırdırlar. Sadece bir servet kaçırsalar neyse, Oruç Reis, Şehzade Korkut’tan aldığı gemilerle önlerini kesmeye, korsan yuvalarını basmaya başlar. Rodoslular Rodos’tan çıkamazlar. El mi yaman bey mi? Oruç Reis bir ara Eğriboz’da Terzikaya denilen bir koya girip leventlerini dinlendirmeye bakar. Çocuklar henüz karaya çıkmışlardır ki limanın ağzını 4 devasa Venedik kalyonu tıkar. Lenger-endaz oldukları (demir attıkları) için kolay kıpırdayamazlar. Oruç Reis leventlerini toplar ve “siz av aramıyor muydunuz, işte kısmet ayağınıza geldi. Ne kadar çok olsa da ördek ile kaz, yeter onlara bir şahin-i baz” der ve gidip gemileri zaptetme teklifi yapar. Venediklilerin şaşkın bakışları arasında demir alır ve gülle yağmuruna aldırmadan üzerlerine varırlar. Hak sübhânehu ve teâlâ’nın inayeti ile dört gemiyi de el koyarlar, öyle çok ganimet alırlar ki, paylaşmaktan yorulurlar. Bir Kadir Gecesi Midilli’ye gelir, adanın fukarasını doyurur, sahipsizleri evlendirir, yetimlerin sünnetini yaptırırlar. Oruç Reis, Rodos’ta birlikte esir olduğu arkadaşlarını da unutmaz. Tam 200 yiğidin fidyesini verir onları da aralarına katar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT