BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hedef gerçek tarih

Hedef gerçek tarih

Yayın politikalarının bastırılmış gerçekleri iade etme ve tarihin hakiki yüzünü keşfetmek olduğunu söyleyen Tarih ve Düşünce dergisi Genel Yayın Müdürü Mehmet Fatih Can, "Tarihiyle topyekun hesaplaşma adına güneşi balçıkla sıvayıp, uydurma efsaneleri milletin önüne cebren süren başka bir ülke daha yok" diyor.



Ülkemizde tarih dergiciliği konusunda 10 yıldır zirvede yayıncılık yapan Tarih ve Düşünce dergisi, "gerçek tarih, doğru düşünce" anlayışıyla yayın hayatına devam ediyor. Tarihi ve bilimsel yanılgıların iç yüzünü ortaya çıkaran dergi, yeni tasarımıyla emsalleri arasında şimdiden zirveye çıkarmış durumda. Uzun yıllardır dergiyi ayakta tutabilmek için adeta savaş veren ve bunu da lâyıkıyla başaran derginin Genel Yayın Müdürü Mehmet Fatih Can'la "Tarih ve Düşünce"nin yeni yüzünü ve hedeflerini konuştuk. * Tarih ve Düşünce dergisi, çok farklı görsel bir yüze kavuşmuş. Bu, yayın politikanızda kapacağınız radikal bir değişimin habercisi mi? CAN - Yazılıp çizilmeyen, etrafından dolanılan o kadar mesele, o kadar mevzu var ki! Ülkemiz bu anlamda çok farklı bir yer. Çünkü tarihi mirası rededen, milletin tarihi ve medeniyetini belli bir tarihi baz alarak sıfırdan başlatan ve tarihiyle topyekün hesaplaşma adına güneşi balçıkla sıvayıp, uydurma efsaneleri milletin önüne cebren süren başka bir ülke daha yok. Yayın poltikamızı bastırılmış gerçekleri iade etme ve tarihin yeni ve hakiki vechesini keşif üzerine bina edildiğinden bu üslup değişmez. Fakat derginin zahiri vechesi, asrın ileri grafik çizgilerini yakalamak adına ve 50. sayıya ulaşmış olmanın şerefine yüzde yüz değiştirilmiş ve geliştirmiş durumda. Ve bu değişim hep devam edecek. * Türkiye'de tarih dergisi yayınlamak çok kolay olmasa gerek, zira bu senenin başında köklü bir dergi daha kapanmak zorunda kaldı... CAN - Evet, merhum Cemil Meriç'in ifadesiyle, 'Türkiye bir mevkuteler çöplüğüdür." Tam 64 sayı çıktıktan sonra yayınına son verilen Tarih ve Medeniyet'in ardından bu senenin başında "Tarih ve Toplum" da kapandı. Bunun pekçok sebepleri var ancak ülkemizin entellektüel bünyesi fikre, kültüre, medeniyete, sanata dair yoğun yazılı birikimleri besleyemiyor. Bu vadide bir kuraklık söz konusu. Bu, hem ekonomik, hem de kültürel gelişmişlikle yakından alakalı. Yine de kayda değer gelişmeler yaşanıyor. Bakın şu an itibariyle Türkiye, gazete, dergi ve kitap yayıncılığında çeşitlilik ve adet olarak AB ortalamasını yakalamış durumda. Ne yazık ki problem tüketimde. Önemli bir araştırma * Bu sayıda özellikle kapak konusu hayli dikkat çekici. Sadece 95 dipnot gize çarpıyor ki konu olabildiğince geniş çerçevede ele alınmış. Bundan sonra okuyucular bu tür geniş dosyalarla mı karşılaşacak? CAN - Bu ay ki kapak konusu dünya çapında bir insanlık araştırması ve bu çapta ülkemizde ilk defa okurlara arz ediliyor. Avrupalı kavimler, geçmiş 700 yıllık devirde arz üzerinde uygarlıklarını insan ve çevre soykırımları tecirler, işkenceler üzerine tespit etmiş. Biz bilimsel vakalardan sadece 10 tanesini, o da çok özet halde yayınladık ki dehşete kapılmamak mümkün değil. Böyle korkunç bir geçmişi olan batının madden parıltılı, gözleri kamaştıran "medeniyeti"nin bir illüzyon olduğununa ve insanlığa bundan sonra da birşey vaad edemeyeceğini düşünüyorum. Tarih ve Düşünce, sizin de bildiğiniz gibi hemen her sayısında okurunu derinden sarsan ve Türkiye gündemine de zaman zaman oturan dosyalarla aktif kalmaya çalışıyor. Reaksiyoner değil, aksiyoner bir tavra sahip. Nasip noktasına kadar, bu cevvaliyet inşallah devam edecek. * Özellikle Osmanlı tarihi ile ilgili farklı kaynaklardan farklı seslerin çıktığı bir ortamda derginizin işlevi ne? CAN - Öncelikle sağlam zemin üzerinde hareket edip, doğru kaynaktan beslenmemiz bariz farkımız olsa gerek. Farklılık adına oryantalist bakışı, içselleştirmiş sesleri zayıf ve zavallı buluyoruz. Tarih, sosyal bir disiplindir. Elbette çok farklı yorumlar sözkonusu. Ancak burada önemli olan yurumumuzu sağlam bilgiler, belgeler, kaynaklar üzerine bina etmeniz. Doğru ya da eğri tarihten ziyade tarihi malzemeyi belgesiyle, kaynağıyla bugünü daha iyi anlamada fonksiyonel kılmak. Ve de "hafızamız" olan tarihimizi, geleceğe stratejik bir dönüşüm vasıtasına çevirebilmek. Bizce mesele budur...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT