BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Keyfine göre yaşa!..

Keyfine göre yaşa!..

İmam-ı Gazali hazretlerinin talebelerinden bir tanesi, kendi kendine: "Senelerce zahmet çekip çok şey öğrendim.



İmam-ı Gazali hazretlerinin talebelerinden bir tanesi, kendi kendine: "Senelerce zahmet çekip çok şey öğrendim. Bu kadar çok ilimden bana en lüzumlusu ve en faydalısı acabâ hangisidir? Ahirette imdâdıma yetişecek, mezârda dünyâdaki dostlarım beni yalnız bırakıp gittikleri zamân, bana arkadaş olacak, mezârdan kalkınca, ananın evlâdından, kardeşin kardeşinden, dünyâdaki dostların birbirlerinden kaçıp, herkesin başının çâresini aradığı vakit beni kurtaracak olan acabâ hangisidir? Dünyâda ve âhirette faydası olmayan acabâ hangileridir? Bilsem de bunlardan uzaklaşsam. Çünkü, Peygamber efendimiz: (Faydasız ilmi öğrenmekten, Allahü teâlâdan korkmayan kalbden, dünyâya doymayan nefsten, Allah için ağlamayan gözden ve kabûle lâyık olmayan duâdan Allahü teâlâ bizi korusun) buyurmuştur" diye uzun zamân düşünür. Daha sonra, bunları anlamak için hocası olan İmam-ı Gazâlî hazretlerine bir mektup yazar ve durumunu arzeder. Hocası İmâm-ı Gazâlî hazretleri de, uzun bir cevap yazıp gönderirler. O mektubun başında, talebeye hitaben şöyle denilmektedir: Ey sevgili oğlum ve sâdık dostum! Allahü teâlâ, sana uzun ömürler verip, ömrünü ibâdetle ve Onun gösterdiği yolda gitmekle geçirmek nasîb eylesin! Bütün nasîhatlar Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdan alınmıştır. Ondan gelmeyen nasîhatlar fayda vermez. Dünyâya yayılmış olan bu nasîhatlardan, birisini bile almadın ise, senelerce yanımda niçin kaldın ve niçin okudun? Peygamber efendimizin dünyâya yayılan nasîhatlarından birisi şudur: (Allahü teâlânın, bir kuluna rahmet etmeyeceğine, ona gazâb ve azâb edeceğine alâmet, dünyâya ve âhirete faydası olmayan şeylerle meşgûl olması, zamânlarını lüzûmsuz şeylerle öldürmesidir. Bir kimsenin ömründen bir sâati, Allahü teâlânın beğenmediği bir şeyde geçerse, ne kadar çok pişmân olsa, üzülse yeridir. Bir kimse kırk yaşını geçtiği hâlde onun hayırlı işleri, yani sevapları, kötü işlerinden, yani günâhlarından fazla olmadı ise, Cehenneme hâzırlansın.) Bu hadîs-i şerîfin manâsını iyi anlayanlara, bu nasîhat yetişir. Nasîhat kabûl etmek güçtür Ey evladım, nasîhat vermek kolaydır. Nasîhat kabûl etmek güçtür. Çünkü, nefislerine uyanlara, dünyâ zevklerinin peşinde koşanlara, nasîhat acı gelir, harâmlar ise tatlı gelir. Hele senin gibi, ilim ismi verilen ve ilim şekline sokulan, lüzûmsuz şeyleri öğrenenlere ve ilmi, dünyâda ve âhirette kendine ve insanlara faydası olmak için değil, herkese büyüklük satmak için ve yalnız dünyâlık kazanmak için okuyup, âhiretlerini düşünmeyenlere nasîhat tesir etmez. Ey oğlum, amelsiz ilim, insanı kurtarır zannediyorsun ve ilim sâhibi olunca, amel etmeden kurtuluruz sanıyorsun. Bu hâlinize çok şaşılır. Çünkü ilmi olan kimsenin, amelsiz kuru ilmin kıyâmette kendine zarar vereceğini, bilmiyordum, diye özür ve bahâne yapamayacağını bilmesi lâzımdır. Zira Peygamber efendimiz: (Kıyâmet günü azapların en şiddetlisi, elbette, ilminin faydasını görmeyen âlime olacaktır) buyuruyorlar. Din büyüklerinden biri, Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerini rüyâda görüp ne hâlde olduğunu sorunca, Cüneyd-i Bağdadi hazretleri: "O kadar sözlerim, keşf ve işâretlerim, yani zâhirî ve bâtınî bilgilerim hep harâb oldu, tükendi; yalnız bir gece kıldığım iki rekat namâz imdâdıma yetişti" cevabını vermiştir. Ey evladım! Ameli, ibâdeti elden bırakma! Kalbe âit hâlleri ve bilgileri unutma! Yani hareketlerin ilme uygun olsun! İyi bil ki, amelsiz ilim, insanı kurtaramaz. Bunu sana bir misâl ile anlatayım: Bir kimse, dağda bir arslana rastlasa, yanında tüfeği ve kılıcı bulunsa ve bunları kullanmasını iyi bilse ve ne kadar cesûr olursa olsun, bu âletleri kullanmadıkça, arslandan kurtulabilir mi? Sen de bilirsin ki, kurtulamaz. İşte bunun gibi, bir kimse ne kadar ilim sâhibi olursa olsun, bildiğine göre hareket etmezse, ilminin faydası olmaz. Diğer bir misâl, bir doktor hastalansa, hastalığını teşhis edip ilâcını da bilse ve bu ilâç hakîkaten o hastalığa çok iyi gelse, ilâcı kullanmadıkça, yalnız bilgisinin onu iyi edemeyeceğini pekâlâ bilirsin. Bir gün elbette öleceksin! Ey oğlum, Bir insan ne kadar ilim edinse, ne kadar kitap okusa, bildiklerini yapmadıkça fâidesi olmaz. İlim öğrenmek ve kitap okumak için çok gecelerini fedâ ettin ve çok tatlı uykularını kendine harâm eyledin. Bilmem ki, niçin kendini bu kadar harâb ettin? İlim öğrenmekten maksadın eğer dünyâ menfaatlerini toplamak, şöhret, mevki sâhibi olmak ve müslümânlara büyüklük göstermek idi ise, sana yazıklar olsun! Çok aldanmışsın, kendini azâba sürüklemişsin! Yok eğer maksadın İslâmiyete ve Muhammed aleyhisselâmın dînine yardım etmek, ahlâkını temizlemek, nefsini kırmak idi ise, sana müjdeler olsun! Kendine ne güzel ve ebedî bir istikbâl hâzırlamışsın. İstikbâl, seâdet-i ebediyyeye kavuşmaktır. Ey oğlum, keyfine göre yaşa! Fakat bu yaşaman uzun sürmeyecek, bir gün elbette öleceksin. Gece gündüz düşündüğün, sımsıkı sarıldığın lezzetlerden elbette ayrılacaksın. Dünyânın nesini seversen sev, hepsine vedâ edeceksin! Elinden geleni yap! Fakat unutma ki, her yaptığının hesâbını vereceksin!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT