BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Babası battı kendi çıktı

Babası battı kendi çıktı

26 yaşındaki Hüseyin Özbek, babasından aldığı sermaye ile Seven Hill’i kurup 3 kıt’aya taşımayı başardı. Ancak kumaş tüccarı olan Bektaş Özbek’in işleri oğlu gibi yolunda gitmedi. Kumaş ticaretini bırakan baba Özbek, oğluyla birlikte çalışıyor.



İSTANBUL- Babasından aldığı parayla Seven Hill’i kurup kısa sürede markalaşmayı başaran 26 yaşındaki Hüseyin Özbek bugün 30 trilyon lira ciroya imza atan bir şirketin sahibi durumunda...Oğluna iş kuran kumaş tüccarı baba Bektaş Özbek ise işleri yolunda gitmeyince kapatıp evladının yanında çalışmaya başladı. Ukrayna’da okudu... Ukrayna’da Rus dili edebiyatı okuduktan sonra 1995’te Türkiye’ye dönen Hüseyin Özbek, o sıralar kumaş ticareti yapan ve durumu hayli iyi olan babasının işinin başına geçmektense bir süre piyasada çalışmayı tercih etmiş. Türkiye’nin ve ticaretin gerçekleriyle tanışan genç müteşebbisin bu gayretleri karşısında baba Bektaş Özbek, oğluna bir iş kurmayı teklif etmiş. Oğul Özbek o günleri şöyle anlatıyor: “Üniversiteyi bitirdikten sonra ben zoru seçtim. Piyasanın zorluklarını gördüm. Kazık yiye yiye işi öğrendim. Kendi işimi yapmak istiyordum. Babam bana bir iş yeri kurmak istedi. Oturup konuştuk ve kendi markamızla kaliteli seçenek sunan bir şirket kurma kararı verdik. Babamdan aldığım 300 milyar lira sermaye ile (ki bugünkü değerle 1 milyon dolardır) 1998’de bu işe girdim. Şimdi arkama baktığımda babamın nasıl bir parayı riske ederek bana duyduğu güveni görüyorum. Hakikaten zor bir kararmış” 26 yaşında 3 kıt’aya Seven HILL’i taşıdı Yola 20 parçalık bir T-shirt çalışmasıyla çıkan genç patron, bugün kendi markasıyla tek sezonda 1500 adetlik koleksiyonunu 3 kıtaya taşımış durumda. Seven Hill’i kurduğunda henüz 19 yaşında olduğunu anlatan Özbek, markalaşmaya giden öyküsünü şu cümlelerde izah ediyor: “20 parçalık küçük bir sweat shirt koleksiyonuyla işe girdik. Boyahanede yıkama hatası yapmıştık. O modeller elimizde kaldı. Ama yılmadık. Tasarımcı ve pazarlamacı aldık yola devam dedik. Mal yapıp piyasaya satmaya başladık. 50 bin parça malla piyasaya yeniden girdik. Müşterimizin istediği tarz ürünü hazırlayıp, iyi kaliteyle sunmaya önem verdik. 2000 yılına geldiğimizde bir de baktık ki 300 bin adet mal satmışız. 2001’de ise 800 bin parçaya çıktık. 3 yılın sonunda bayilik talepleri gelmeye başladı. Baktık ki Seven Hill markası zihinlerde oturmuş. Bugün kendi markamızla birlikte mağaza zincirlerimizi de oluşturmaya çalışıyoruz. En son 17. mağazamızı açtık. Bu senenin sonuna kadar hedef 30 mağaza açmak. Ay0rıca koleksiyonlarımız tüm Türkiye’de 370 satış noktasında da satılıyor. Yurt dışında da Romanya, Rusya, Çek Cumhuriyeti ve Yunanistan’a distribütörlük verdik. “ > Mehmet Gel ‘Fabrikam yok markam var’ Üreterek sanayici olmaktansa markalaşıp büyümeyi tercih eden Seven Hill’in genç patronu Hüseyin Özbek, “Eğer üretici olsaydım 2001devalüasyonunda batardık. Biz üretmektense hep marka oluşturmaya önem verdik” dedi. Paketleme ve ütü dışında ürüne el değdirmediklerini ifade eden Özbek şöyle konuştu: “Başlangıçtan beri hiç üretmedik. Biz öyle mal üretmeye başlayıp sırasıyla ipliğini boyahanesini yanına koyup sanayici olmak istemedik. Fabrikamız olmaktansa markamız olsun dedik. Ama Türkiye başta olmak üzere Çin’den Bangladeş’e hatta Sri Lanka’ya bile ürettiriyoruz. Ekiplerimiz var. Sürekli üretimi izliyorlar. Sattığımız üründen mağazaya kadarki zincir kontrolümüz altında. “ “Yedi tepe İstanbul’dan esinlendik” Kendi markasını oturtmak için bugüne kadar 4 milyon dolar para harcadığını anlatan 27 yaşındaki Hüseyin Özbek, şirketin adını belirlerken “Yedi tepeli İstanbul’dan esinlenerek İngilizce Seven Hill adını verdik. Hazır giyimde ilk 5 marka arasına girdik” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT