BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pazar yazısı

Pazar yazısı

Cenab-ı Hak, bütün âlemleri; sevgililer sevgilisi Muhammed aleyhiselamın hürmet ve hatırına yaratmıştır. Dolayısıyla bütün mevcudat onun muazzez hatırına vardır.



Cenab-ı Hak, bütün âlemleri; sevgililer sevgilisi Muhammed aleyhiselamın hürmet ve hatırına yaratmıştır. Dolayısıyla bütün mevcudat onun muazzez hatırına vardır. Böyle şerefli bir Peygamberin ümmeti olmak üstünlüklerin en üstünüdür. İlahî teklife muhatap insan ve cin, kıyamete değin onun ümmetidir. Zira, ondan başka Peygamber gelmeyecektir. O’na ve getirdiği hak din İslamiyet’e inananlar, “icabet ehli”, inanmayanlar ise, “davet ehli”dir. Allahü teala, hiçbir mahlûkuna vermediği üstünlükleri, şeref ve güzellikleri ona vermiştir. O, âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O’ndan önceki ümmetlerin Peygamberlerine (selam ve en iyi karşılıklar onların üzerine olsun) bile verilmeyen imkân ve güzellikler, Muhammed aleyhisselamın ümmetine bahşedilmiştir. Meselâ; Hz. Âdem, ilk insan ve ilk Peygamber olduğu halde; işlediği bir zelle (hafif kusur-küçük kabahat) yüzünden cennetten kovuldu ve indirildiği dünya üzerinde üç yüz sene gözyaşı döküp af istemesine rağmen bağışlanmamıştır. Ta ki, cennette iken, kendisine gösterilen “Arş-ı âlâ”daki Cenab-ı Hakk’ın isminin yanında yazılı olan Muhammed aleyhisselamın hürmetine af ve merhamet dileyince bağışlanmıştır. O’nu seven nelere kavuşmaz ki!.. Yine bilindiği üzere; Kur’an-ı kerimde tahkir edilen Ebu Lehep, azılı bir İslam düşmanı idi. Öyle ki, iki cihan serverine akraba olmasına rağmen, Mekke’ye giren bütün yolları tutmuş, her köşe başına adamlarını yerleştirmişti. Şehre gelen yabancıların önleri kesiliyor ve onlara şehirde bir sahir (büyücü) bulunduğu, onunla kesinlikle konuşulmaması gerektiği, aksi halde atalarının dininden olacakları kendilerine tenbihlenirdi. Resul-i Ekrem’e akla hayale gelmedik eziyetler, iftira ve işkencelerde bulunan bu nasipsiz insan; yeğeninin doğumunu kendisine müjdeleyen kölesini azad etmesine karşılık; o güne tekabül eden her pazartesi günü azaptan berî kılınmaktadır. O’nun en azılı düşmanları, O’na yaptıkları en ufak bir iyilik dolayısıyla böylesine mükafatlara kavuşmaktadır. Peki; ya ona inanan, onu seven ve Peygamberim diyerek ümmet olan nelere kavuşur? O’ndan evvelki ümmetler bir günah işlediklerinde; karşılığını ahirette görecekleri gibi dünyada da görürlerdi. Günahları sebebiyle helâk olan ümmetler az değildir. Muhammed aleyhisselamın ümmetinin işledikleri günahların cezası ise yalnızca ahirette verilir! Samimi bir tövbe ile... O’nun ümmetine bahşedilen nimetin üstünlüğüne bakın ki; dağlar kadar küfür ve irtidat günahına batmış olsa da; ihlas ve nedametle bir kere “Lâ ilahe illallah, Muhammedur-resulullah” dediklerinde bağışlanıp kabule şayan oluyorlar. Yine aynı şekilde; onun ümmetinden kişiler dağlar kadar günaha giriftar olsalar da; samimi bir tövbeyle bir kere “estağfirullah” deseler, derhal bağışlanıp mağfirete kavuşurlar. Ya böyle şerefli bir Peygamberin mübarek ismini yâd etmek; ona, âline, eshap ve ümmetine duada bulunmak insanı nelere kavuşturmaz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT