BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Barbaros İstanbul yolunda (TARİHTEN BİR YAPRAK - > Derleyen: İrfan Özfatura)

Barbaros İstanbul yolunda (TARİHTEN BİR YAPRAK - > Derleyen: İrfan Özfatura)

Muradı şahanem ol Espanyol mel'ununa bir güşmar vermektir. İmdi sen mücahid lalam emr-i alınca huzurumuza gelesin. Çün ol tarafın ahvalini bilmekle bu ehem işte bize elzem âdemsin!



Yavuz Sultan Selim, Trabzon'da vali iken Şehzade Korkut Antalya'da vazife yapar. Şehzade Korkut'un hoş bir huyu vardır her yıl küffar elindeki 100 esiri satın alır, hürriyetini bağışlar. Nitekim Oruç Reis de forsalıktan kurtulur kurtulmaz ona koşar. Şehzade Korkut, Oruç Reis için İzmir kadısına bir emirnâme yazar. Kadı 3.5 ay içinde öyle tekneler hazırlar ki kuş olsa yakalarlar... Oruç Reis teknesine çıkar çıkmaz ellerini açar "Ya İlahel âlemin" der, "İzzet ve celâlin hakkiçün Habibi keremin Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem hakkiçün, Enbiya ve evliya hakkiçün şu zaif kulunu küffar üzerine muzaffer eyle. Ya Rabbi fi sebîlillah gazâya niyyet ettim. Canımı başımı yoluna ısmarladım. Ya Allah Bismillah... Tevekkel'tü âlallah! İşte Oruç o günden sonra Rodoslu korsanlardan döktükleri kanların hesabını sorar... Ayrı baş tutmaktansa... Eğer Şehzade Korkut, padişah olabilse Oruç Reis'in iyi bir yerlere geleceği aşikârdır ama Padişah Yavuz olunca Oruç Reis "Korkutçu" görünmek istemez, "ayrılıkçı" olmaktan korkar. Kimsenin ayağına takılmaz, tutar taa Akdeniz'in batı ucuna uzanır, İspanyolların zulmü altında inleyen Müslümanların yardımına koşar. O devirde Kuzey Afrika'da kimin ne yaptığı belli değildir. Sultan geçinen adamlar, Haçlılara malzeme olurlar. Yöreye saltanat kaygısı taşımayan, adaletle hükmeden ve cihaddan başka bir şey düşünmeyen bir lider lazım dır ki, Oruç Reis o vazifeyi yüklenmeye başlar. Sadece Türkleri değil Arapları da etrafında toplar. O günlerde iktidarda olan İspanyol Kralı kilise temsilcileri ile bir toplantı yapar, "Endülüslü Müslümanları ne yapalım, birlikte mi yaşayalım, yoksa kıralım mı" diye sorar. Leventler İspanya’da Papazlar "biz iki ayrı kutubuz" derler "devamlı harb ederiz. Yenerlerse üzülürüz, yenersek seviniriz. Onları Hiristiyanlığa çağırın, kabul ederlerse ne âlâ, yok itiraz ederlerse ateşe atın, yakın, diğerleri de ibret alsınlar”. O toplantıda ne kadar Müslüman çocuğu varsa kiliselere taksim etme ve Hıristiyanlaştırma kararı alırlar. Müslümanlar Gırnata Dağlarına çıkar genci yaşlısı silahlanırlar. Mâlum emri getiren haberciye "size de kralınıza da lanet olsun. Biz sonuna kadar Müslüman kalacağız, gücünüz yetiyorsa bizi öldürün şehit olmaktan kaçacak değiliz ya" cevabını yollarlar. İspanyollar da "tamamını kırma" kararı alırlar. Her Firavun'a bir Musa... Kanuni Sultan Süleyman bu habere kahrolur, veziri ile dertleşip "Bre lala! Bu Espanyol kafiri yapmadığını bırakmaz. Her Firavun'un bir Musası vardır, bununki kim ola" diye sorar. Barbaros kardeşler Endülüslü Müslümanların içler acısı haline bigâne kalamaz, Deli Mehmed Kaptan komutasında 36 pare çektiri yollar, 80 bin Müslümanı sağ salim Cezayir'e ulaştırırlar. Sultan Süleyman çok sevinir, bizzat elceğizi ile bir name yazar: "Emirler emiri, sahibi nizam, lalam Hayreddin Paşam. Selâmdan sonra bilesin ki İnayet-i Rabbâni olursa muradı şahanem ol Espanyol mel'ununa bir güşmar (ders) vermektir. İmdi sen mücahid lalam emri alınca huzurumuza gelesin. Çün ol tarafın ahvalini (şartlarını) bilmekle, bu ehem (mühim) işte bize elzem (lâzım) âdemsin!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT