BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmtihan gereksiz değildir

İmtihan gereksiz değildir

Sual: Ateistler (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şeye inanmak uygun olur mu) diyorlar. Bir de şöyle diyorlar: Madem Allah, insanların Cennete veya Cehenneme gideceğini kesin olarak biliyor. Niye onu imtihan ediyor? Bilinen şeyi imtihan etmek abes değil mi?



Sual: Ateistler (Melek, cin, şeytan gibi varlıkları göremiyoruz. Görülmeyen şeye inanmak uygun olur mu) diyorlar. Bir de şöyle diyorlar: Madem Allah, insanların Cennete veya Cehenneme gideceğini kesin olarak biliyor. Niye onu imtihan ediyor? Bilinen şeyi imtihan etmek abes değil mi? CEVAP: Allahü teâlâ, Bekara suresinin başında gayba imanı, yani görmeden inanmamızı emretmiştir. İyi ile kötünün, inananla inanmayanın ayırt edilmesi için bir imtihan gerekir. Allahü telâlâ imtihan etmeden de kullarının ne yapacağını, suç, günah işleyeceğini elbette bilir. İmtihanı kendisi için yapmıyor, insanlar için yapıyor. Bir ateisti, sen zaten inanmayacaktın onun için seni Cehenneme attım deseydi, ateist, (Suçum yokken, imtihan edilmeden, beni cezalandırmak adalete uygun mu?) diyecekti. Suçlu ile suçsuzun, iyi ile kötünün belli olması gibi sebeplerle, insanlar imtihan ediliyor. Söz dinleyenle dinlemeyen belli olsun diye, bazı yasaklar konmuş, bazı ibadetleri yapma mecburiyeti getirilmiştir. Mesela (Domuz eti veya besmelesiz kesilen kuzu eti niye haram) diye soruluyor. Etin mutlaka bir zararı olduğu için değil, emri dinleyenle dinlemeyenin belli olması için haram edilmiş olamaz mı? Bu öyle bir imtihan ki sorular da, cevaplar da bellidir. Kabirde ne sorulacak, ahirette ne sorulacak hepsi bellidir. Ben soruları ve cevapları bilmiyordum diye hiç kimse itiraz edemeyecektir. Cin, şeytan, nazar, Cennet, Cehennem gibi şeylerin görülmemesi de bir imtihandır. Görüldükten sonra imtihanın ne önemi kalır? Çok çalışkan ve bilgili bir öğrenci ile çok tembel ve cahil bir öğrenci imtihana girse, sorular ve cevaplar belli olsa, ikisi de aynı şeyi yazacak, o zaman çalışkan talebe ile tembel olan ayrılmayacaktır. Bilenle bilmeyenin ayrılması için bir imtihan gerekmez mi? Şekilcilik dini Sual: İslam şekilcilik dinidir. Namazın, orucun, haccın belli şekilleri vardır. Kâbe etrafında dönmek, şeytan taşlamak, kurban kesmek tam bir şekilciliktir. Müslümanlık bu şekilcilikten kurtarılmaz mı? CEVAP: Dini kurallara şekilcilik denmez. Kuralsız bir din olamayacağı gibi kuralsız oyun bile olmaz. Bir futbol oyununda birçok kural vardır. Mesela kale olmasa nasıl oynanır? Kuralsız, düzensiz hayat olmaz. Dünyanın dönüşü, Ay'ın ve yıldızların hareketleri belli bir kural içindedir. Kâinatta, insan ve hayvan vücudu nasıl bir kurallar zinciri içinde ise, İslamiyet'te de belli kurallar vardır. Kuralsız ibadet olmaz. Beş vakitteki namazın vakti, rekat sayısı, kıyam, rükû ve secdelerin nasıl yapılacağı, her yerde nelerin okunacağı bir kural hâlinde bildirilmiştir. Haccın nasıl yapılacağı, tavafta nasıl dönüleceği, şeytanın ne zaman ve nasıl taşlanacağı, şükür kurbanının nerede ve ne zaman kesileceği ve ihrama bürünen hacıların, ihramlı iken neler yapamayacağı bir kural hâlinde bildirilmiştir. Dinimizde hangi şeyin haram, hangisinin helal olduğu da bir kural hâlinde bildirilmiştir. Şekilsiz, kuralsız din arayan bulamaz. (Müslümanlık bu şekilcilikten kurtarılamaz mı?) deniyor. Yani, dinî kuralları kendimiz koyalım, beğendiğimizi alalım, beğenmediğimizi atalım demek istiyor. Dini biz mi kurduk da, değiştirmeye yetkimiz olsun. Kanunları bile kim yapmışsa, yine aynı kimseler değiştiriyor. Herkese bu değiştirme hakkını vermiyorlar. Herkes dini değiştirirse, ortaya insan sayısı kadar din çıkar. Artık bu değişik şekillere de din denmez, felsefe denir. Din ile felsefeyi birbirinden ayırmak gerekir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT