BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Asıl şifa tabiatta

Asıl şifa tabiatta

Tıbbın bazen yetersiz kaldığını söyleyen Dr. Muhammed Nazar, akupunktur ve şifalı bitkilerle hastalarını iyileştirince ilaç firmaları da peşine düşmüş. Nazar, “2700 yıl önceki formüllerle birçok hastalığı iyileştirmek mümkün” diyor.



İSTANBUL- Doğu Türkistanlı tıp doktoru Dr. Muhammed Ömer Nazar, modern tıp çevrelerinin çok fazla değer vermediği ‘tamamlayıcı tedavi’ yöntemleriyle yaklaşık 20 yıldır hastalarına şifa dağıtıyor. Modern tıbba 6 yıl hizmet veren 52 yaşındaki Nazar, kendi ülkesindeki insanların uzun yaşamalarının sırrını geleneksel tedavi yöntemlerine borçlu olduğunu öğrenince bu alanda uzmanlaştı. Her insanın genetik yapısının farklılık gösterdiğini belirten M. Ömer Nazar, “İlaçlar insanlarda farklı tepkiler veriyor. Modern tıpta her hastanın genetik yapısına göre ayrı ilaç hazırlanması yöntemi benimsenmeye başlandı” diyerek günün birinde geleneksel tedavi yöntemlerinin öne çıkacağını belirtti. İlaç firmaları peşinde Çalışmalarını Uygur Türk tıbbına ve 16 yıl sürdürdüğü klinik araştırma ve müşahede sonuçlarına dayandıran Dr. M. Ömer Nazar, bunları modern tıbbın tedavi yöntemleriyle karşılaştırarak bir kitapta topladı. Önce hastalıkların modern tıptaki tanım ve teşhisini anlatan Nazar, daha sonra 2700 yıldır uygulanan geleneksel Uygur Türk tıbbına ve Uzak Doğu tıbbına göre tedavi yöntemlerini açıkladı. Dr. Nazar, hastalarının tamamlayıcı tıbbın tedavi yöntemlerine başvurmadan önce mutlaka modern tıp yöntemleriyle teşhis ve tedaviye başlaması gerektiğini vurguluyor. Hastalarına yazdığı tabii ilaçlarını bizzat aktardan aldığı bitkilerle hazırlayan Dr. Nazar’ın hastaları hemen iyileşip ayağa kalkınca ilaç firmaları kapısını çalmaya başladı. Ancak Doğu Türkistanlı doktor, ilaç firmalarının bu ilaçları çok pahalıya satacağından endişe duyuyor. Tıbbın alternatifi olamaz Tamamlayıcı tıp olarak tanımlanan akupunktur ve şifalı bitkilerle tedavinin ‘alternatif tıp’ olarak algılanmasının çok yanlış olduğunu belirten Nazar, “Modern tıbbın alternatifi olamaz. Bunu kabul etmek birçok yanlış anlaşılmalara sebep olur. Biz bu yöntemlere ‘tamamlayıcı tıp’ diyoruz. Çünkü tamamlayıcı tıp modern tıbba yardımcı olmaktadır” diye konuştu. Dr. Ömer Nazar uyarıyor: Hipertansiyonu hafife almayın Dahiliye Uzmanı Dr. M. Ömer Nazar, Uygur Türkleri’nin 2700 yıldır uyguladığı geleneksel tedavi yöntemleri konusunda uzun uzun bilgi veriyor. Günümüzün en önemli hastalıklarından biri olan “Hipertansiyon”un yaş, heyecan, ruhî ve fizikî yorgunluklar, açlık ve tokluk hâlleri, cinsiyet, beslenme tarzı gibi değişik sebeplerle otaya çıktığını söyleyen Dr. Nazar bu hastalıkla ilgili tavsiyelerde de bulunuyor. Hipertansiyonu ‘çevresel atardamarların direncinin artması, büyük atardamar duvarlarının elastikiyetinin azalması ve sertleşmesi, kalbin dakikada pompaladığı kan miktarının, vücuttaki kan hacminin ve kanın yoğunluğunun artması’ olarak tanımlayan Nazar, birçok çeşidi bulunmakla birlikte hipertansiyonların yüzde 90’ının, hiçbir sebebi bulunmayan genetik rahatsızlıklar olduğunu belirtiyor. Genellikle 50’li yaşlarda başlayan hipertansiyon türü, yaş ve strese bağlı olarak ortaya çıkıyor. Kesin teşhis konulmalı Hipertansiyon devam ettiği takdirde, kalp yetmezliği ortaya çıkıyor. Hipertansiyonun seyri sırasında retinada, yâni göz dibindeki damarların bulunduğu tabakada da körlüğe kadar varabilen değişiklikler görülüyor. Hipertansiyona yol açacak sebeplerin araştırılması, idrar tahlili, böbrek tansiyon testleri, ilaçlı böbrek filmi, göz muayenesi yapılarak kesin teşhis konduktan sonra tedaviye geçilmesi tavsiye ediliyor. Büyük tansiyonun 14, küçük tansiyonun 9 civarında olması gerekiyor. Şişmanların zayıflaması da tansiyonun düşmesine yardım ediyor. Bu hastalar, alkol, aşırı kahve, aşırı çay ve sigaradan da kaçınmalıdır. Hipertansiyon, devamlı ilaç kullanımını ve belli aralıklarla doktor kontrolünü gerektiren bir hastalık olduğu için ciddiye alınması gerekiyor. Tansiyon için tedavi formülleri Sığır dili (gavzuban hindi), kereviz tohumu, hünnap, papatya, mısır püskülü, beyaz sandal, toplam bir tatlı kaşığı kadar karışımı bir su bardağında demlendirildikten sonra dut suyu ile tatlandırılıp günde 2 kere içilecek. Hipertansiyona bağlı damar sertliğini önlemek için ise bu karışıma kara halile, sarı halile, nar kabuğu, kereviz tohumunu bir misli ilave ederek karıştırıp, bal ile macun yapıp fındık büyüklüğünde sıcak su ile yutulacak. 100 gr. sarmısak (bıçak dokunmadan) 100 gr. kereviz tohumu, 30 gr. tarçın, 20 gr. çemen tohumu, 20’şer gr. kara ve sarı halile kabuğu, 15 gr. karanfil, hepsi hijyenik şartlarda karıştırılıp karışım miktarı kadar çiçek balı ile macun yapılıp günde 7 gr (60 kilo vücut yapısı için) günde iki sefer tok karına sıcak su ile yutulacak. Hipertansiyon, zamanla böbreği de bozduğu için hipertansiyonla şeker hastalığının bir arada bulunuşuna da oldukça sık rastlanıyor. Bu tür vakalar için tavsiye edilen karışımlar ise şöyle: İlk reçetedeki karışıma papatya, kavun çekirdeği, salatalık çekirdeği, kereviz tohumu, civan perçemi ve rezene karışımı ilave edilerek kullanılır. Şeftali çekirdeği içi ezilerek az bir balla macun yapılıp yatarken ayak tabanında bulunan böbrek merkezine konur sabaha kadar üzerinde tutulur. İbni Sina’yı örnek aldı Doğu Türkistan’ın Urumçi kentinde ünlü bir doktor olan Mensur Hacı’nın oğlu olarak dünyaya gelen Muhammed Ömer Nazar, baba mesleğine merak saldı ve Urumçi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Aynı okulda öğretm üyeliğine başlayan Nazar 1998 yılında profesör unvanını aldı ve daha sonra Urumçi Tababet Hastanesi’nde başhekimlik yaptı. Suudi Arabistan’da dalga tedavisi üzerine araştırmalar yapan Nazar, daha sonra Türkiye’ye gelerek Türk vatandaşlığına geçti. Nazar, Doğu Türkistan’da yapılan araştırmada 100 yaşın üzerindeki insan sayısının hayli fazla olduğunu gördü. Araştırmaları sonunda bu bölge insanın doğal gıdalarla beslendiğini ve geleneksel tıp yöntemleriyle tedavi olduğunu öğrendi. 16 yıl araştırdı “Tamamlayıcı tıp” olarak bilinen geleneksel tedavi yöntemlerini araştırınca da karşısına ünlü tıp alimi İbni Sina’nın bıraktığı eserler çıktı. Dr. M. Ömer Nazar, 6 yıl modern tıp alanında çalışmalar yaptıktan sonra, daha önce şiddetle karşı çıktığı ‘tamamlayıcı tıp’ alanında İbni Sina’nın eserlerini okuyarak ilerledi ve Urumçi’de 16 yıl boyunca bu eserleri araştıran bilim heyetine başkanlık yaptı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT