BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sultanın aslanı geldi -285-

Sultanın aslanı geldi -285-

Bir organizatörün beyaz ayı ile arslanı güreştirme teşebbüsü polis tarafından önlenince, Sandow, ortaya çıkmış, ağızlık takılmış ve pençeleri meşinle kaplanmış bir aslanla güreşmeyi kabul etmişti.



Bir organizatörün beyaz ayı ile arslanı güreştirme teşebbüsü polis tarafından önlenince, Sandow, ortaya çıkmış, ağızlık takılmış ve pençeleri meşinle kaplanmış bir aslanla güreşmeyi kabul etmişti. Sandow, aslanı yenmiş, ancak gazeteler, aslanın verilen uyuşturucu ilaçlar sebebiyle yarı uyur vaziyette bulunduğunu yazmış, bu iddia da kimse tarafından yalanlanmamıştı. İşte, Yusuf’un 15 Şubat 1898 yılında New York’tan ayak bastığı Amerika’da meydan sirk cambazlarına kalmıştı. Güreş sporu, Sandow gibi yarı uyutulmuş ayı ve aslanlarla güreşenler tarafından yapılan ve cüce, kadın, çamur veya kar üzerinde güreş gibi türlü eğlencelerle süslenmiş bir sirk cambazlığıydı. Piyasada tutunabilmek, bu işten ekmek yiyebilmek için, ya bu tip eğlencelere ya da sırtını mindere bırakmağa razı olmak gerekiyordu. Bunların her ikisi de Yusuf’un öldürseler yapmayacağı işlerdi. Yusuf’u Amerika’ya getiren organizatörler, bir kuvvet ve mertlik, ahlâk abidesiyle karşı karşıya olduklarını biliyorlardı. Bütün propaganda çalışmalarını bunun üzerine kurdular. 19 Şubat, tarihli Evening World ve New York World gazeteleri, Yusuf’a babasının ismini de ilave ederek Yousouf İsmailolo gibi esrarlı bir isim vererek, Yusuf’un gelişini, Amerikalılara, “Güreş âleminin İskenderi, Napolyonu geldi... Fethedecek yeni dünyalar arıyor..” şeklinde duyurdular. Daha Lahn gemisinden karaya ayak basar basmaz Yusuf’un meneceri Rum Pierri ile Yusuf sayesinde zengin olan Doublier’in ilk işi, başta Greko-romen şampiyonu Ernest Roeber ve serbest şampiyonu Satrangler (Boğazlayan) Lewis olmak üzere, Yeni Dünya’nın, Amerika’nın bütün güreşçilerine meydan okumak oldu. Milyonu aşan tirajı ile dünyanın en büyük gazetesi olan New York World’da yayınlanan bir açık mektupta, Doublier, kim olursa olsun Yusuf’un karşısında üç tuştan ikisini kazanana üç yüz dolar (60 altın) vereceğini ilan ediyordu. Amerika’nın reklam usullerini çok iyi bilen Rum Pierri’nin gayretiyle hemen hemen bütün basında, Yusuf, hakkında, “Sultanın dünyada yenmedik güreşçi kalmasın diye özel olarak gönderdiği başpehlivanı” şeklinde yazılar çıkıyor, Amerikalıların hayal dünyalarını süsleyecek inanılmaz hikayeler yazılıyordu. Yusuf’un hiçbir şeyden haberi olmadığ halde, Doublier ve Pierre, onun adına gazetelere beyanat veriyorlardı. 20 Şubat tarihli New York World gazetesinde çıkan yazı, bunu bütün açıklığıyla meydana çıkarıyordu: “O (Yusuf), Müslümanların liderinden (Abdülhamid Han), kendisinin üstünlüğünden tereddüt eden herkesi yenmekle emrolundu. Amerikalı sporculara garip gelebilir, ancak, Türk için (Koca Yusuf), para hiç önemli değil. O bilir ki, şan elden ele geçmez, Osmanlı İmparatorluğu’nda, onun dininde, zenginlik mutluluk değildir, mutluluk Sultan’ın duasını, rızasını kazanmaktadır. Yousouf İsmaillolo’yu görmeyen onun nasıl olduğunu hayal edemez. O, 6 feet, 2 inch (188 cm) boyunda, 250 pound (113 kilo) ağırlığında. Onun elbisesi, Konstantinapol’deki İmparatorluk sarayındandır. O yürürken peri masallarındaki devleri hatırlatır. O çirkin ve hantal gibi gözükür. Ancak ringe gelince bir kedi gibi çevik, bir kaplan gibi yırtıcıdır. Onun görünüşü ve bakışı, rakibinin gönlüne korku salar, titretir. Yusuf’un meydan okumasını kabul eden Amerikalı güreşçiler, kendilerini çok kötü durumlara hazırlamalıdırlar. “ ABD’li gazeteler, Yusuf’u korkunç kuvvetli bir dev olarak anlatmakla kalmadılar, Yusuf’u çok çirkinli görünüşlü, diken bıyıklı biri olarak çizdiler ve yazdılar. > DEVAMI VAR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT