BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Orda bir Osmanlı şehri var... Gitmesek de görmesek de...

Orda bir Osmanlı şehri var... Gitmesek de görmesek de...

Her sokağında bir ecdat yadigârını barındıran İsrail’in tarihî liman kenti AKKA; taşıyla, toprağıyla, rüzgârıyla “hâlâ ben Osmanlıyım” diyor. Ve sizi mistik havasında yüzyıllar öncesine götürüyor...



Camileri, burçları, kervansarayları, hamamları, saat kulesi buram buram Osmanlı kokan bir kale kenti... AKKA... 4 bin yıllık geçmişi bulunan Akka’nın her sokağında Osmanlı rüzgarı esiyor. Tarihi kent 16 kez el değiştirse de, burayı uzun süre yöneten Osmanlı Valisi Cezzar Ahmet Paşa’nın yaptırdığı eserlerle sanki “ben Osmanlıyım” diyor. Aynı zamanda tarihin en eski limanı olma özelliğini koruyan Akka, kesme taş duvarlı, güzel ve sağlam evleriyle de dikkat çekiyor. Uzaktan bakınca sade bir kale görüyorsunuz. Fakat kalenin içinde tarihi yapılarıyla korunan tam bir masal şehri var. Koca koca kesme taşlarla döşenmiş yollar boyunca eskinin havasını size her dem sunan, dışı taş kaplamalı evler uzanıyor. Abdülhamid’e saat kulesi Şehrin esrarengiz bir tarihi havası var. Gezerken karşınıza her an tarihi bir eser çıkıveriyor. Kalenin içindeki kervansarayın girişinde özel ince işlemeleriyle Abdülhamid Han’ın tahta çıkışının 30. yıldönümü adına 1906 yılında inşa edilmiş Türk mimariyle özdeşleşmiş büyük bir saat kulesi dikkat çekiyor. Kulenin üzerinde ise genç partinin bugün kullandığı amblem var. Uzaktan baktığınızda dikkati çeken bütün yapılar Osmanlı eserleri... İslamiyetin sembolü minareler, Türkiye’deki gibi ince uzun göklere tırmanıyor. Bunlardan birisi de Cezzar Ahmet Paşa Camii, diğer bir adıyla Yeşil Cami... Şehrin en güzel eserlerinden birisi olan caminin yanında dört büyük kervansaray, kapalıçarşı zevkle geziliyor, belleğinizde de unutulmaz hatıralar bırakıyor. Cezzar Ahmet Paşa Cezzar Ahmet Paşa Camii’ne ismini veren Osmanlı devlet adamından bahsetmemek olmaz. Akka’da Cezzar Ahmet Paşa’nın ünü çok büyük. 1798’de Napolyon Mısır’ı işgal ettikten sonra Orta Doğu’ya yönelir ve Hayfa’yı alır. Sıra Akka’ya gelince tarih 17 Mart 1799’u gösterir. Mısır ulemasını ve halkını kandırmaya çalışan Napolyon, dağıttığı beyannamelere besmele ile başlar. Sonra Kelime-i Şahadet yazar ve ilave eder. 17 Mart 1799 günü bu küçük kaleyi çabucak aşacağından emin olan Napolyon, kale komutanının ihtiyar bir Osmanlı paşası olduğunu öğrenerek mektup yollar. Ben ki büyük Napolyon... Napolyon, 80 yaşındaki komutan Cezzar Ahmet Paşa’ya da besmele ve Kelime-i Şahadet ile başlayan bir mektup yazar ve şöyle der: “Ben ki, yeryüzünün en kudretli generali Napolyon Bonapart’ım!... Bütün Mısır ve Filisti’ni istilâ edip, Akka önüne geldim. Sizin gibi ihtiyar bir askerin, geri kalan 5-10 günlük ömrünü zehir etmek istemem! Şayet teslim olursanız, ahir ömrünüzü ibâdet ile huzur içinde geçirirsiniz...” Saç ve sakalını muharebe meydanlarında ağartmış ve kimseye minnet etmemiş olan Cezzar Ahmed Paşa’nın cevabı ise tam bir Osmanlı Paşası’na yakışır payede olur: “Teslim teklifinde geç kaldınız! Çünkü biz, yedisinden yetmişine yemin ettik ki, “teslim olmayalım”... Müslümanlar yeminlerine sâdıktırlar. Şahsıma gelince, esir olup geri kalan birkaç günümüzü zillet içinde geçirmektense, şerefle ölmeyi evla buluruz. Evet yaşımız 80 amma hamdolsun, elimiz kılıç tutar.” Paşanın sözleri üzerine Napolyon kaleye tam 18 kez saldırır. Fakat 63 günlük muharebeden sonra ihtiyar paşanın, bu dünya askerlerine pek benzemediğini fark eder. Sonunda kahrolur, arkasında yaralı askerleri bile götürmeden çekip gider. Koca Fransız İmparatorunu Akka kalesinde boğan ihtiyar Türk komutan, imanla savunduğu Akka’da 23 Nisan 1807’de rahmet-i rahmana kavuşur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT