BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sultanahmet’te patlama

Sultanahmet’te patlama

Sultanahmet’teki patlamalar, Avrupa Birliği’ne giremememiz için yapılan son mezbûhâne teşebbüslerinden biridir.



Sultanahmet’teki patlamalar, Avrupa Birliği’ne giremememiz için yapılan son mezbûhâne teşebbüslerinden biridir. KONGRA-GEL’den ASALA’ya, el-Kaaide’ye kadar, Türk’e hasım ve Türk üzerinde en radikal niyetleri bulunan örgütler, Avrupa Birliği’ne girmesi kesinleşen bir Türkiye’ye karşı durumlarının pek çok zorlaşacağını artık iyice anladılar. Sürekli belalar içinde yüzen bir Türkiye’nin daha iyi bir müttefik olacağını düşünen bir kısım Batılılar da, telaşlarını açıklamaya başladılar. Sultanahmet gibi muhteşem bir Türk milli kültürünün ve örnek Türk uygulamasının nirengi noktalarından birinde bomba patlatan örgüt, elbette sadece Türk turizmine zarar vermek peşinde değildir. Hayalleri, bunun çok ötesindedir. Brüksel’de rapor yazılırken, bütün Batı’da Papa’ya eşit sayılan Ortodoks Patriki’nin kritik bir dönemde, konuşturulması, diğer bir teşebbüstür. Türkiye’de Patrik’e karşı olanları feverâna getirecekler. Bizimkiler büyük milliyetçiliklerini kanıtlama fırsatı çıktığı için verip veriştirecekler. Mutaassıp bir Türkiye imajı oluşup bizi AB’den uzaklaştıracak. Doğrusu iyi plan ama erken aksadı. Güneydoğudaki hareketlenme de dikkat çekiyor. Milliyetçiliğin hangi fraksiyonunu benimserseniz benimseyiniz, gerçek milliyetçilik, Türk’ü yüceltmek için çalışmaktır. Türk güçlendikçe yücelir. Tecrid edilmiş, kopmuş bir Türkiye, yukarıda bazıları anılan şer mihraklarının ve onların arkasındaki devletlerin cirit sahası haline gelir. Bunu idrak etmek o kadar zor mu? Evet, sanıldığı kadar kolay değildir. Şahsiyetlerini oluşturan öğretilerini, Türk’ün yüksek menfaatleri doğrultusunda çağa ve hızlı değişen dünya şartlarına göre düzenlemek, düzeltmek, düzgünleştirmek, çağdaşlaştırmak, zor gelmektedir. Batılılar için bizimki derecesinde zor değildir. İki insan yapısındaki bu farklılık, Batı ile aramızı açtıkça açtı. Türk yenileşme tarihinin özet cümlesi budur. Buna bir de AB üyesi bir Türkiye’de geleneksel çıkarlarından mahrum kalacakları zannıyla davrananları ekleyiniz. Zengin ve sınırları güvence altında bir Türkiye’de durumu kötüleşecek zümreler elbette var. Mafya, yeraltı ekonomisi, kara para, hortumlama ustaları, ihale sahtekârları ve benzerleri, bugün yüzde 60 olduğu rivayeten söylenen paylarının Batı’daki yüzde on oranına indiğini göreceklerdir. Onlar da AB düzenine uyacaklardır. Başka çareleri yoktur. AB ile müzakerenin millî görüş denen öğretiyi siyaseten güçlendireceğinden endişelenenleri de bütün bunlara eklerseniz, yıl sonuna kadar ne derecede dikkatli davranmamız gerektiği ortaya çıkar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT