BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her derdin ilacı vardır...

Her derdin ilacı vardır...

Allahü teâlâ, ölüm hariç her derdin devasını yaratmıştır. Her sıkıntının, her üzüntünün çaresi vardır. Her şey bir sebep ile yaratılmıştır. Bir şeye kavuşmak istiyen, o şeyin sebebine yapışır. Herhangi bir şeyin sebebine yapışan da, onun neticesine kavuşur.



Allahü teâlâ, ölüm hariç her derdin devasını yaratmıştır. Her sıkıntının, her üzüntünün çaresi vardır. Her şey bir sebep ile yaratılmıştır. Bir şeye kavuşmak istiyen, o şeyin sebebine yapışır. Herhangi bir şeyin sebebine yapışan da, onun neticesine kavuşur. Her derdin, hastalığın, sıkıntının ilacı olduğu gibi, kötülüklerden kurtulmanın da bir ilacı vardır. Doğru kılınan namaz, her kötülüğün ilacıdır. Çünkü Ankebût sûresinin 45. âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namâz, insanı fahşâdan ve münkerden herhâlde uzaklaştırır) buyurulmaktadır. Ayet-i kerimede geçen "herhâlde" muhakkak anlamındadır. Yani namaz, insanı, kötülüklerden muhakkak uzaklaştırır demektir. Yalnız âyet-i kerimede, "Doğru kılınan namaz" buyuruluyor. Şartlarına uyarak, doğru kılınan namaz, her kötülüğün ilacıdır. Her türlü kötülükten insanı uzaklaştırır. Buna inanmak lazımdır. İnkâr eden mahrum kalır sözü meşhurdur. İnanarak ve de şartlarına uyarak kılınan namaz, insanı, kötülüklerden kesin olarak uzaklaştırır. Namaz kıldığı halde, kötülüklerden kurtulamıyan kimse, hatayı kendinde aramalıdır. Guslünü, abdestini ve namazlarını kontrol etmesi lazımdır. Muhakkak bir yerlerde hatası vardır. Çünkü Rabbimizin sözü kesindir. Namaz bir ölçektir... İnsanı kötülüklerden uzaklaştırmayan bir namâz, doğru namâz değildir. Görünüşte namâzdır. Bununla berâber, doğrusunu yapıncaya kadar, görünüşü yapmayı da elden bırakmamalıdır. Namaz bir ölçektir. Kim dolu dolu ölçer, onu hakkıyla kılarsa, büyük ecir ve mükafata kavuşur. Kim ki, eksik ölçerse yani şartlarına ve adabına uygun kılmazsa, Allahü teâlânın buyurduğu Cehennemi hatırlasın. Bunun için anne ve babaların, evladlarına namazın önemini anlatması ve mutlaka namaz kıldırması lazımdır. Çocukların, namaz kılmasına mâni olan her şeyin, felaketlerine sebep olacağını bilmelidir. Eğer bir anne, bir baba, evladına namaz kaldırmıyorsa, onu eliyle Cehenneme atıyor demektir. İnsanı dünyâda ve âhirette felâketlerden, sıkıntılardan kurtaracak ancak namâzdır. Mü'minûn sûresi başındaki âyet-i kerîmede meâlen, (Mü'minler herhâlde kurtulacaktır. Onlar, namâzlarını huşû' ile kılanlardır) buyuruldu. Dünya işlerinde bir darlığa ve sıkıntıya düşen kimse, istiğfara ve namaza yönelmelidir. Doğru kılınan namaz her derdin ilacıdır. Günahları örter... Dünya sıkıntılarını ileri sürerek namazda gevşek davranmak, akıllı kimselerin yapacağı şey değildir. Zira günlerin beraberinde getirdiği hadiseler, bizi tesiri altına almamalıdır. İyi bir müslüman olmaya bakmalıdır. Zaman içerisinde gelen musibetler ve belalardan dolayı sabırsızlık göstermemelidir. Dünyanın sevinci de, kederi de, bolluğu da, darlığı da devamlı değildir. Dünyanın geçici olan bu halleri, bizi aldatmamalıdır. Bunları ileri sürerek, her kötülüğün ilacı olan ve her şeyden önce Rabbimizin emri olan namazı, terk etmemelidir. Hergün beş vakit namaz kılmak zor değildir. Günah kirleri ile kalbler kararmış ise, o zaman zor gelir. Namaz kılmak, Allahü teâlâdan korkan müminlere kolay gelir, zor gelmez. Zira Bekara sûresi, 45. âyetinde meâlen; (Namâz kılmak, yalnız mü'minlere, Allahü teâlâdan korkanlara kolay gelir) buyuruldu. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: "Farzların en üstünü, en yükseği namazdır." "Namaz, müminin mîrâcıdır" ve "Kulun, Rabbine en yakın olduğu zamânı, namazda olduğu zamandır!..." hadîs-i şerîfleri bunu haber vermektedir. "Allahü teâlâ ile öyle vakitlerim vardır ki..." hadîs-i şerîfinde bildirilen, Resûlullah efendimizin en kıymetli zamanları, bu fakîre göre, namazdaki zamanıdır. Günahları örten namazdır. İnsanı kötü, çirkin şeyleri yapmaktan koruyan, namazdır. Resûlullah efendimizin; "Yâ Bilâl, beni ferâhlandır!" buyurarak, rahatlandırılmak istediği şey, namazdır. Dînin direği namazdır..." Mü'minin mi'racı... Abdullah-ı Dehlevî hazretleri de buyurdu ki: "Bütün ibâdetler namaz içinde toplanmıştır. Kur'ân-ı kerîm okumak, tesbîh söylemek yani sübhânallah demek, Resûlullah efendimize salevât söylemek, günahlara istigfâr etmek ve ihtiyaçları yalnız Allahü teâlâdan istiyerek O'na duâ etmek namaz içinde toplanmıştır. Ağaçlar, otlar, namazda durur gibi dik duruyorlar. Hayvanlar, rükû hâlinde, cansızlar da ka'dede, oturuyor gibi yere serilmişlerdir. Namaz kılan, bunların ibâdetlerinin hepsini yapmaktadır. Namaz kılmak, Mi'râc gecesi farz oldu. O gece mi'râc yapmakla şereflenen, Allahü teâlânın sevgili Peygamberine uymayı düşünerek namaz kılan bir Müslüman, O yüce peygamber gibi, Allahü teâlâya yaklaştıran makamlarda yükselir." Kısacası namaz, mü'minin mi'racı ve her derdin ve her kötülüğün de ilacıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT