BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yusuf’u dinlemediler -289-

Yusuf’u dinlemediler -289-

Güreş günü olan 26 Mart tarihli New York World gazetesinde güreşle ilgili yazılanlar çok ilginçti: “Amerikan ve Türk Şampiyonları Yusuf, ile Roeber Dünya Şampiyonluğu için bu akşam karşılaşıyor.



Güreş günü olan 26 Mart tarihli New York World gazetesinde güreşle ilgili yazılanlar çok ilginçti: “Amerikan ve Türk Şampiyonları Yusuf, ile Roeber Dünya Şampiyonluğu için bu akşam karşılaşıyor. Türk, güreşin favorisi. Roeber, güreşi kazanacağını söylüyor. Bu akşam, Madion Square Garden’de, Yousouf ile Roeber arasındaki güreşi seyretmeğe çok kalabalık seyirci bekleniyor. Roeber, usta ancak, Yusuf’un vücut ölçüleri ve bakışları, görenleri dehşete düşürüyor. Güreşin galibi, Lewis ile 3 bin dolar ödüllü güreş yapacak. Taraflar, Dünya Greko-Romen şampiyonluğu için üç tuş üzerinden güreş yapacaklar, yani iki tuş yapan galip sayılacak.” 26 Mart akşamı, güreş için, menecerleriyle birlikte 10 bin kişi alan, Madison Square Garden gösteri merkezine gelen Yusuf, heyecanlıydı. Heyecanı, rakibinden dolayı değildi. Rakibi kim olursa olsun, o heyecanlanmazdı, güreşte, elinden geleni yapar, sonra tevekkül ederdi. Onun heyecanı, tıpkı Paris’te olduğu gibi, rakiplerinin işi çirkinliğe dökmeleri, onu, kızdırıp, memleketine, padişaha söz getirecek hareketlere zorlamaları ihtimaliydi. Bunun için her adımında ya sabır çekiyor, Felak ve Nas surelerini okuyordu. Yusuf, Allaha ısmarladık diyerek kendisine veda eden nice acılarla dolu seneler yaşamış, başından akla hayale gelmeyen nice olaylar geçmişti. Bütün bu yaşadıkları, Yusuf’a sabır etmenin, haklı olmak için güçlü olmanın gereğini öğretmesine rağmen, hâlâ, en ufak bir haksızlıkta sabır edememekten, kontrolünü kaybetmekten çok rahatsızdı. Her seferinde bundan sonra sabredeceğim diyor ama, karşılaştığı ilk haksızlıkla zıvanadan çıkmaktan kendini alamıyordu. Soyunma odasında, göbekten ayaklarına kadar uzanan iki kat güreş mayosunu giydikten sonra Yusuf, saat, 21.30 civarında menecerleriyle birlikte, güreşin yapılacağı salona girdi. Girmesiyle birlikte şaşırdı, salonda, bugüne kadar görmediği bir kalabalık vardı. Güreş yerini görünce daha da şaşırdı. Orta yerde boksörler için kurulmuş bir ring bulunuyordu. Bu ringin üzerine minderler yerleştirilmişti. Ringin yerden yüksekliği de 1,5 metreye yakındı. Yusuf’un ringe çıkmasıyla, salondaki uğultu azaldı. Yusuf, sağ elini kalbinin üzerine koyup, çok hafif bir şekilde eğilerek zarif bir şekilde seyircileri selamladı. Yusuf’un bu hareketi, seyircilerin çok hoşuna gitti, Yusuf’u alkışladılar. Yusuf, meneceri Rum Pierri’ye, ringi göstererek, “Bre çorbacı, burada güreşmek çok tehlikeli. Hiç olmazsa, minderin çevresine kazıklar konup iple bağlansaydı. Güreşirken insan farkında olmada düşebilir, ipler buna mani olurdu” diyerek ikaz etti. Pierri, durumu organizasyon heyetine bildirdi, ancak bir değişiklik yapılmadı. Yusuf’a bu söylenince, kızdı, “Bunlar, sanki birilerinin ringten düşmesini istiyorlar.” dedi, ama kimse dinlemedi. Az sonra, Roeber de salona girdi, onun girmesiyle birlikte bir alkış tufanı koptu. Hakem, her iki güreşçiyi minderin ortasına çağırdı, güreşle ilgili kuralları anlattı, tabii ki İngilizce olarak. Ne yazık ki o anda yanlarında, Yusuf’a hakemin dediklerini anlatacak kimse yoktu. Yusuf, hakemin söylediklerine anlamayınca, onbinlerin içinde yalnızlığını, sevdiklerinden, güzel vatanından ayrı düşüşünü hatırladı, yüreği sancıdı, ciğer parelerinin hasreti, gönlünü yaktı. Hasret, ayrılık diye düşünüp dertlenirken, Yusuf’un hiç ummadığı bir şey oldu. > DEVAMI VAR
Kapat
KAPAT