BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayata dair...

Hayata dair...

(Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer...) * Hastayken yatağa girer, dinlenirdim... Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek gibi düşünmezdim...



(Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer...) * Hastayken yatağa girer, dinlenirdim... Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek gibi düşünmezdim... * Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz, yakardım... * Daha az konuşur ama daha çok dinlerdim... * Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim... * Şömineyi yakmak isteyen biri olduğunda, leke olacak diye daha az korkardım... * Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım... * Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım... * Saçım bozulmasın diye arabanın camının açılmasını önlemezdim... * Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum... * Televizyon seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim... * Ömür boyu garantili, pratik vs. denilen hiçbir şeyi satın almazdım... * Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarırdım... * Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla “Önce git ellerini, yüzünü yıka” demezdim... Onlara daha çok “Seni seviyorum” ve ondan da çok “Özür dilerim” derdim... * Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu... * Dikkatle bak... Gerçekten gör... Yaşa... Vazgeçme... Küçük şeyler için şikayet etmeyi bırak... * Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı ile ilgilenmezdim... * Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım... * Unutmayın... Sahip olduğumuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah’a şükredin... * Tek bir hayatımız var ve bir gün sona eriyor... Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz... * Emma Bombeck Avustralya’da kanserden öldü... Okuduğunuz yazıyı, kanser olduğunu öğrendikten sonra kaleme aldı...) İtiraf Reyonu (isim: kaşıntı—saati... şehir: sakarya... yaş: 21) Okulda ezber günüydü... Arkadaş dersini verirken biz de sıkıntıdan ne yapacağımızı düşünüyoruz... Dışardan vuran güneş ışığının yansımasıyla saatimde parlak bir ışık beliriyordu... O ışığı duvarlarda gezdirirken birden hocanın başının tam keline denk geldi... Arkadaşların da gazıyla başladım hocanın kelinde ışığı gezdirmeye... Hocamız başını kaldırıp beni utandıran şu cümleyi söyledi; “-Sağol kızım... Beni aydınlatıyorsun...” bizimkiler Engin Abi Yunanistan’dan ilk notunu geçti... “Atina”ya indiklerinde, “Abi uluslararası platformda Tarkan falan hikaye” demiş Bilgehan; “Baksana her tarafta Athena’nın reklamları var...” *** Doktor; çocuk bekleyen ve ismi lazım olmayan bir arkadaşımızın eşine; “Eğer tatile giderseniz havuz veya denize girmeyin” diye tavsiyede bulunuyor... Arkadaşımız, “Peki ben girebilir miyim” diye soruyor... kadınlar - erkekler “Kültürel Farklılıklar”ın yazarından; (Kocasının kendini aldattığını sanan kadın) Fransız: Kendine yeni aşık arar ve hemen bulur... İngiliz: Istırabını içki içerek boğar... İtalyan: Kocasını öldürür... Alman: Derhal boşanır... Japon: İntihar eder... Türk: Çocuğu varsa katlanır... Taşlamalar... Haşlamalar... MASKE Hepimizde maske mi var? Rol mü yapıyoruz dünyada? Güzel sözler söylüyoruz da, Farklı görünüyoruz aynada. HAYAT Hayat, tahterevalli misali, Bir inişte, bir çıkıştasın. Tam dorukta olduğun zaman Birde bakmışsın ki Eteklerde, Zirveye çıkma telaşındasın. (osman yavuz inal) Bizim Ora... (“Bizi Ora’da bizim orayla ilgili niye bir şey çıkmıyor” diyenlere, “Rize Atasözleri”; -Ayranum budur, yarısı sudur, yersan da budur, yemesan da budur... -Ben derum torunum yok, o derki dayimsun dayim... -Bilmeduğun atun kerisina keçma... -Borç çıktı bine, gel elmanın dibine... -Çocukla kirma yola olur başuna bela... -Dut demeğa dudak lazum... -El eliyla ilana tutma, ilana da yazik olur... -Etme kulum bulma zulum... -Kalbim defter, dilum donmez... -Kedi anasının canı içun sıçan tutmaz... -Kendume yer edeyim bak sağa ne edeyim... -Lafun tutulursa hakimsun, lafun tutulmazsa sen kimsun?... -Madem kideyu miras, bende yiyeyum biraz... -Ne doğrarsan çanağuna o gelur kaşığuna... -Ne kosan çanağuna o gelur kaşığuna... Küçük ilan... KURUMSAL bir firmada çalışmak üzere tecrübeli oto yıkama personeli aranmaktadır... (0 216... - Vatan34) diyAlog (Annesi; güzel kızı Azra Akın’ın apandisit ameliyatını yorumluyor...) MUHABİR: Ana yüreği neler hissetti Azra hastanedeyken?... AZRA’NIN ANNESİ: Çok mutluyum... Ben buradayken böyle bir şey yaşadığı için... Bugünün buluşu İlk kez bir erkek çocuğuna, “sakız çignersen bıyığın yamuk çıkar” denildi... (15.08.1978 - Cemil Hazer’den...) Hande Ataizi’nin evlilik sözleşmesi... * Gelin olduğu andaki yüzünde herhangi bir değişim (estetik, botox vs.) olursa mal paylaşımından faydalanamaz... * Gelin, tuvalet camına sıkışacak kadar kilo alırsa, evlilik otomotikman fesh edilir... * Yabancı birinden tokat yediği zaman ses çıkarmayan (ne dedin sen, çaaat vs.) geline, kocası tarafından gelen herhangi bir darp, dava konusu edilemez... * Gelin; modellik yapacağı ressama, vesikalık fotoğraftan başka resim gönderirse mal paylaşımında suça teşvik etmiş sayılır... * Gelin ve damat, ayrı dünyaların insanı olduklarından, çiftlerin düğün bitiminde ayrı yaşamalarında bir sakınca yoktur... * Gelin “burun sargısı” tiryakisi olduğundan, damat masrafları karşılamak durumundadır... Diğer operasyonları kulaklarına sargı yaparak duymazlıktan gelebilir... temelin yeri Temel annesini aramış ve rüyalarının kadını ile sonunda tanıştığını bildirmiş... Ardından, ne yapması gerektiğini sormuş... Annesi bu konuda hemen oğluna fikir vermiş; “-Bir buket çiçek gönder ve çiçeğin yanına da evde pişmiş bir yemek için davet ettiğini belirten bir not ekle...” Temel’in aklına bu fikir yatmış... Bir sonraki hafta için her şeyi ayarlamış... Büyük akşamın ertesi günü annesi Temel’i aramış... -Eee?... Dün akşam nasıl gitti?... “-Çok kötü... Tam bir felaketti...” -Niye, ne oldu ki?... Yemeğe gelmedi mi?... “-Daha da kötü... Yemek pişirmeyi kabul etmedi...” sanatik kritik “Sıkı bir diyet uygulamama rağmen sadece beş kilo verebildim... Benimki inatçı vücut olduğu için veremiyormuşum...” (Deniz Seki) politik kritik “Dağ köyündeki bir ihtiyar vadesi dolup ölse bile izin almadan gömemiyorsun... Biz ölüleri hokus pokusla mı gömdük...” (Binali Yıldırım) sportik kritik “Galatasaray’da bu sezon futbol takımının ayrı bir ahengi var... Geçtiğimiz dönemin Bremen mızıkacılığını bıraktık...” (Özhan Canaydın) Tebeşir Tozu... “Eğer hür bir toplum; sayıca daha çok olan fakirlere yardım edemezse, sayıca az olan zenginleri de kurtaramaz...” (John Kennedy) Şifa Yemek Öğle Menüsü; Tel Şehriye Çorba... Rosto Köfte... Salata... Meyve...
Kapat
KAPAT