BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öztürkmen: Aydınlar bizi bu hale getirdi

Öztürkmen: Aydınlar bizi bu hale getirdi

Türkiye’nin geri kalmasını yıllardır dine bağlayanların yanılgı içinde olduğunu vurgulayan yazar Ömer Öztürkmen, "Aydınlar sürekli kutuplaşma istedi. Toplum da ikiye bölündü" dedi.



İSTANBUL- TGRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal’ın hazırlayıp sunduğu Baş Başa programının bu haftaki konuğu, yazarımız Ömer Öztürkmen’di. Türkiye’de bilimsel eleştirinin olmamasından yakınan Öztürkmen, 100 yıldan beri batı medeniyetinin dışında kalmamızı, İslamiyeti yanlış anlamamızdan kaynaklanmasına bağlayarak, “Türk kültürü, varlığını Din’den aldığı için ölmüyor” dedi. Aslen Kerküklü olan Öztürkmen, Kerkük’le ilgili düşüncelerini şöyle özetledi: “Biz, Türkiye olarak ve Irak Türkmenleri olarak, iki taraf da yılların getirdiği hatalarla bugünkü çıkmaz duruma gelmişizdir. Kerkük meselesinde çok büyük hatalar yaptık. Bizzat Kerküklü arkadaşlarımızın da hataları var. Fazla Türkiye’yi dinlediler. O hataları oldu. Türkiye ne derse onu yaptılar. Hep güvendiler. Türkiye fazla ses çıkarmadı. Üzerinde durmadı. Irak idarelerinde başladı teşhise. Kerkük’teki nüfuzumuzu muhafaza etmemiz gerekir.” 100 senedir tartışıyoruz Türkiye’nin geri kalmasını yıllardır dine bağlayanların büyük bir yanılgı içinde olduklarını vurgulayan Öztürkmen, her fırsatta karşımıza Laisizmin çıkarıldığını belirterek, şunları söyledi: “..100 seneden beri tartışan başka bir ülke yok. Dünyada yok diyorum. Ki, acaba biz yanlış mı sorduk. Burada da yanlış bir soru var. Cevabını bulamıyoruz. Hep yanlış cevap veriyoruz. Soru şuydu: ‘Biz niye geri kaldık. niye batı medeniyetinin dışında kaldık?’ Biz evire çevire soruyu dine yükledik. ‘Din bizi geri bıraktı’ şeklinde oldu. Acaba biz, bu dinden, nasıl bu dinin ağır havasından kurtuluruz gibilerinden bir laisizme geldik. Laisizm, hikayesine geldik. Orada da soru yanlış. Cevabı da tabii bulamıyoruz. Hep yanlış cevaplar. ‘Kendi memleketimizde kökümüzü aramalıyız’ zihniyeti geliyor. Fakat çok cılız kalıyor. Bakın işte bugün, Yahya Kemal’i millet unutmuş gibi, geliyor bana. Necip Fazıl, kendi eserleriyle, kendine göre bir çizgide ilerliyor. Ama onu Nazım Hikmet’le bastırmak istiyorlar. Nazım Hikmet kötü şair mi? Hayır değil. Ama mutlaka bir kutuplaşmayı, zaruri görüyor benim aydınım, entellektüelim. Hiç lüzumu yok kutuplaşmaya.. Niye lüzum olsun. Benim entellektüelim bunu böyle görüyor. Şimdi Din’ler diyorsun, öteki, laikçiyi karşısına koyuyor. Böyle olunca, müslüman diyorsun. Ateisti karşısına koyuyor. Bu ikilem içinde, bir toplum olarak geliyoruz maalesef. Ama Quantum, Türkiye’yi kurtaracak.” Bilimsel eleştiri yok! Türkiye’nin bilimsel eleştiriye açık olmadığını söyleyen Öztürkmen, Türk kültürünün varlığını Din’den aldığı için ölmediğini kaydederek bu konudaki tesbitlerini şöyle ifade etti: “Ben bir yazımda ‘Sırası gelen, profesör oluyor’ dedim, üstüme geldiler. Ama realite de bu. Biz de vakti gelen, süresi gelen profesör oluyor. Biz de eleştiri yok. Bilimsel eleştiri vardır. Batı’da bilhassa bu son 20. asırda bilimsel eleştiri kıyamet gibidir. Bunlar kültürümüzü diri diri gömenler. Hepsi bunlar ama, bu kültür ölü bir kültür değil, artık. Bizim kültürümüz, asıl kaynağını Din’den aldığı için, asıl kaynağı metafizik. Varlıktan aldığı için ölmüyor. O içten içe devam ediyor. Bugünkü toplumumuzu muhafaza eden, ayakta tutan, bugünkü varlığımızdır.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT