BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yazılanlara inanamadı

Yazılanlara inanamadı

Amerika’daki daha ilk güreşinde, linç edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalması, Yusuf’u üzmüştü. Onu üzen, ölüm tehlikesinden ziyade, kendisi sebebiyle Osmanlı’ya, Sultan İkinci Abdülhamit Han’a söz gelmesiydi. Gazetelerin yalan yanlış haberleri onu ürkütüyordu.



Amerika’daki daha ilk güreşinde, linç edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalması, Yusuf’u üzmüştü. Onu üzen, ölüm tehlikesinden ziyade, kendisi sebebiyle Osmanlı’ya, Sultan İkinci Abdülhamit Han’a söz gelmesiydi. Gazetelerin yalan yanlış haberleri onu ürkütüyordu. Bakalım, bu akşamki güreş hakkında neler yazacaklardı, her halde ne canavarlığını ne de vahşiliğini bırakacaklardı. Sabah namazından sonra beş saat kadar uyuyan Yusuf, Mehmed Ağa’nın yardımıyla kaldığı oteli buldu. Otelin girişinde, menecerleri Pierri ve Cannon’u görünce sinirleri tepesine çıktı. Kaçmalarına fırsat vermeden her ikisini de yakalayıp köşeye sıkıştırdı: -Bre korkak fareler, akşam neredeydiniz. Binlerce çıldırmış adamın arasında beni ölmeğe, linç edilmeğe nasıl bıraktınız. Pierri yarım yamalak Türkçesiyle Yusuf’a dert anlatmağa çalıştı; yardım getirmek için polis karakoluna koştuklarını, gece yarısından beri bütün New York polisinin Yusuf’u aradığını söyledi. Yusuf, mertlikten, insanlıktan uzak, yalnızca paradan, gücün dilinden anlayan bu iki kişiye kızmanın, kendi kendini yemekten öteye geçmeyeceğini anlamıştı, onları itti, “Eğer, akşamki güreşin anlaşmalı yapılmasına uzaktan yakından bulaşmışsanız, hele hele Roeber üzerine kumar oynamışsanız, sizinle olan işim burada biter. Gazetelerdeki güreşle ilgili yazılanları bilmek istiyorum. Pierri, gazeteleri temin edip odama gelsin” diyerek odasının yolunu tuttu. Bakalım gazeteler güreşi okuyucularına nasıl duyurmuşlardı, Yusuf, çok merak ediyordu. O zaman dünyanın en büyük gazetelerinden olan New York World Gazetesi 27 Mart 1898 tarihli nüshasında yazdıklarını Pierri okudu, yazılanlar karşısında Yusuf’un dudakları uçukladı, duyduklarına inanamadı, gazetede şunlar yazıyordu: “Roeber, hakem kararı ile kazandı Canavar Türk, Roeber’i ringten yere attı Ortalık karıştı, Yousouf, polis eşliğinde soyunma odasına götürüldü, dokuz bin kişi Yousouf’u ıslıkladı, yuhaladı. Yousouf, güreşe devam etmek istedi, ancak doktorlar, Roeber’in fena sakatlandığını, güreşe devam edemeyeceğini söylediler. Dokuz bin kişi, Yousouf’u linç etmek istedi, polis zor kurtardı. Roeber’in düşmesinden sonra, Tom Cannon ile Yousouf’un gösteri güreşi yapacağı açıklandı, ancak, polis, karışıklık çıkmasından endişe ederek bu güreşe müsaade etmedi. Canavar Türk, Roeber’i kanunsuz şekilde yaraladı. Artık dokuz bin seyirciden hiç biri Türkün bundan sonraki güreşlerine gitmeyecek. Seyircilerin çok büyük kısmı, Türk üzerine bahis oynamıştı. Ringe yakın 400 koltuğun fiatı 2,5 dolardı. Saat 09.23’te müthiş Türk, rige çıktı, yanında Pierri ve Tom Cannon vardı. Güreş kuralları okundu, ancak Yousouf, anlamadı. Hakem, her iki güreşçiyi ortaya çağırdı. İki rakip yan yana geldiklerinde, fiziki görünüşlerinin farklılığı hayret uyandırdı. Türk, uzun, kaslı, 6 feet 1 inch boyunda (1.88 metre), kolları uzun ve güçlü, elleri çekiç gibi, parmakları adeta çelik. Roeber, Yusuf’un yanında çok garip kaldı. El sallamayla beraber, güreş başladı, Roeber kaçtı, Yusuf, kovaladı. Türk onu itti, Roeber, beş feetlik (150 cm) ringten düştü, Roeber, kalkmak istedi, kalkamadı, kalabalık bağırdı, vahşice: -Linç edin onu! -Öldürün Türkü! -Parçalara ayırın. Gürültü, kızgınlık, gittikçe fazlalaştı. Yousouf, ringin ortasında canavar gibi dans ediyor, dişlerini göstererek kalabalığı, ringe davet ediyor, onları parçalara ayıracakmış gibi hareketler yapıyordu. DEVAMI VAR
Kapat
KAPAT