BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Okuyucuya cevap

Okuyucuya cevap

Okuyucularımı asla ihmal etmem ama ne yapayım? Haftada dört gün olan yazım üçe indirildi!.. Bu kadarcık yerde kendi parlak fikirlerimi mi yazacağım, okuyucuya cevap mı vereceğim? Şaştım kaldım. Adım Hıdır, vaziyeti yani.



Okuyucularımı asla ihmal etmem ama ne yapayım? Haftada dört gün olan yazım üçe indirildi!.. Bu kadarcık yerde kendi parlak fikirlerimi mi yazacağım, okuyucuya cevap mı vereceğim? Şaştım kaldım. Adım Hıdır, vaziyeti yani. Hikmet Sever (Adana): Demek, vurduğum yerden ses getiremiyorum, ben nasıl yazarım, ha? Tam adamına söylüyorsun. Benim öyle bir iddiam yok ki! Ben kendi halinde garip bir yazarım. Hükümettekiler de sonuçta bizim gibi birer insan. Doğruları da var, yanlışları da. Bildikleri de var, bilmedikleri de. ‘Şu yaptıkları böyle olmamalıydı’ diyecek olsan; birileri hemen karşına dikilip ‘Sen kim oluyorsun da bizim gül gibi hükümetimizin icraatına yanlış diyorsun’ diye tepki gösterir. ‘Başarılı’ dersen; o vakit de yalakalık yaftası yapışır sırtına. İyi bir insanın yanlış yapması mümkün değil mi? Teknolojinin 5 ay gibi sürede eskidiği, bilginin ise o kadar bile dayanmadığı şu çağda yöneticiler zamanın gerisinde kalamaz mı? Kalır tabii ama gel de bizim ahaliye anlat bunu. Gri renk yok bizde. Ya siyah, ya beyaz. Ee, böyle olunca kimseye yaranamadan geçinip gidiyoruz işte. Salih Yıldırım (Kütahya): Doğruya doğru. Şark kültürü bu işte. Şarklı birinin masaya oturup da bir meseleyi müzakere ettiği görülmüş mü? Biz de o kültüre tabiyiz ve öyle davranıyoruz. Masaya kesin hükümle otur, karşıdakini asla dinleme. Fikirlerin kabul görmezse etrafı kırıp döküp çık git!.. Uzlaşmacı değiliz yani. Dinimiz hep orta yolu emrediyor ama genlerimiz maalesef tabi olmuyor bu emre. Hep uçlarda dolaşıyoruz. Çaresi eğitim ama hani?.. Hidayet Kurtuluş (Denizli): Türkiye’ye neden yabancı sermaye gelmediğini soruyorsunuz. Gelmesine geliyor ama izinin üstüne geri dönüyor. Neden? Bizim işletmeci hâlâ gayrimenkulü ve şirkete ait araba sayısını bir şey sanıyor da ondan. Pazarlığa otururken, ‘İstanbul’un yarısı benim’ demeyi marifet sayıyor. Halbuki karşı taraf hiç iltifat etmiyor onlara. ‘Ben ne emlakçıyım, ne de galerici’ deyip kestirip atıyor. Onun için varsa yoksa nakit akışı. ‘Ne kadar para yatırırsam, ne kadar kazanırım’ diye bakıyor. Ve bir de tabii bu kazancın devamlılığı önemli onun için. Hasan Gezgin (Konya): Hep aynı konu. AB’ye girsek de var fonlar girmesek de aslında ama bizim AB ve Dünya Bankası fonlarından istifade etmeye kültürümüz müsait değil. Bilgi ve birikimimiz yok. Proje vermek nedir bilmiyoruz. Ankara’nın ‘Önce kredi, sonra proje’ sistemiyle iş yapma alışkanlığı ahaliye bir de böyle zarar verdi işte. Yüksel Cihan (Bursa): Ah be kardeşim. Sana daha önce de yazdım ama sözlerim bir kulağından girmiş, diğerinden çıkmış. Bu memleketi sen mi kurtaracaksın be arkadaş? Yine Başbakan’a yazmışsın. ‘Türkiye artık dünyadan örnek alan değil, dünyaya örnek olan ülke konumuna gelmelidir’ gibi laflar da etmişsin o yazında. Zihince ve ruhça yetişmiş yöneticiler istiyorsun. Paylaşıyorum heyecanını. Hatta biraz da kıskanıyorum. Ne diyeyim? Kolay gelsin. MI ACABA?!. Hız limitlerine uyan daha az kasko sigorta primi ödüyormuş... İstediğim gibi hız yapamayacaksam sigorta niye? *** Olimpiyat oyunları Yunanistan’a balık ihracatımızı arttırmış... Hiç olmazsa ondan madalya alalım! *** Filipinler’de uçamayan yeni bir kuş türü daha bulunmuş... Bu kadar uçan insanı birilerinin protesto etmesi lazımdı zaten! *** Ünlü sanatçılar tüketici haklarını anlatacakmış... O marka çok banal, siz iyisi mi benimkini alın! *** İyimser olmak ömrü 7.5 yıl uzatıyormuş... Türkiye’de her şey çok iyi! Türkiye’de her...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT