BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Destanların şairi

Destanların şairi

Destan şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nu vefatının 12. yılında rahmetle yâd ediyoruz. Şair, bütün ömrünü Türk'ün destanını yazmaya ve millî bir sanat dili meydana getirmeye adamıştı.



Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu; yani edebiyatımızın en önemli ve hatta tek destan şairi Gençosmanoğlu vefat edeli tam 12 yıl oluyor! "Şol gökleri kaldıranın/ Donatarak dolduranın/ "Ol deyince olduranın/ Doksan dokuz adı ile" söze başladığı günden vefat ettiği 21 Ağustos 1992'ye kadar, tam 63 yıl süren ömrü boyunca Türk'ün töresinden, heyecanından, ülküsünden bahsettiği ve her biri mısraı çivi gibi zihinlerimizde hâlâ çakılı duran Gençosmanoğlu vefat edeli tam 12 yıl oluyor! "Aylardan ağustos, günlerden cuma" diyerek başladığı Malazgirt Marşı'na nazire olsun için sanki, vadesi yine bir ağustos günü dolan şair, hafızalarımıza bıraktığı "Ağın", "Asım'ın Nesli", "Ey Uyan Türk Oğlu", "Fatihle Çağdaş Bir Hesaplaşma", "Haydi Uyan", "Kahramanlık Türküsü", "Malazgirt Marşı", "Meydan", "Özmenem", "Türkmen Ağam" gibi birbirinden değerli şiirleri ile her defasında yeniden hatırlanıyor. Memurluktan emekli oldu 1929 yılında Elazığ'ın Ağın ilçesinin Tatarağası mahallesinde doğan Miyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun babası Mehmet Sait Efendi, annesi Zeynep Hanım. Bir rivayete göre, aile kökü Bağdat'ın fethinde kahramanlık gösteren Gençosman'a dayanır. İlkokulu Ağın'da tamamlayan Gençosmanoğlu, daha sonra Akçadağ Köy Enstitüsü'nü bitirerek Elazığ'ın muhtelif yerlerinde bir süre öğretmenlik yaptı. Daha sonra ilköğretim müfettişi oldu. Milli Eğtiim Bakanlığı'nın çeşitli kademelerinde çalıştı. Yayımlar Dairesi'nde Şube Müdürlüğü ve bir süre sonra Devlet Kitapları Müdürlüğü ve Yayımlar Dairesi Başkanlığı yaptı. Emekli olduktan sonra Türk Musıkîsi İstanbul Devlet Konservatuarı Genel Sekreterliği, Türk Edebiyatı Vakfı Müdürlüğü ve Doğu Türkistanlılar Vakfı'nın yayın organı olan Doğu Türkistan'ın Sesi dergisinde yayın yönetmenliği yaptı. 21 Ağustos 1992 tarihinde aramızdan ayrılan Gençosmanoğlu'nun ismi, Türk dünyasının büyük şairleri arasında yer alıyor. "Kopuzdan Ezgiler", "Bozkurtların Ruhu", "Bozkurtların Destanı", "Salur Kazan Destanı", "Genç Osman Destanı", "Destanlar Burcu", "Malazgirt Destanı", "Destanlarda Uyanmak" gibi kitapları yayımlanan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, kendisiyle yapılan bir röportajda şiire 11 yaşında başladığını belirtiyor ve devam ediyordu: "Şiiri bugüne kadar hiç bırakmadım. Yazdıklarımdan bilinmeyenler, bilinenlerden çoktur. Şiire niçin devam ettiğime gelince; kısaca, en müessir ifade tarzı olduğu için diyebilirim." Şairin görevi "Şiiri olan milletlerin, aynı zamanda şiir gelenekleri, şiir kuralları da var demektir. Şiir, bu kendine mahsus gelenekler ve kurallar içinde gelişir, güzelleşir, büyür" diyen şair, dil konusunda çok fazla titizleniyor ve "Dil deyince, konuşulan dili anlıyorum. Dilin gelişip zenginleşmesinde, güzelleşmesinde yazarların, şairlerin büyük görevleri olduğuna inanırım. Aynı zamanda Türkiye'de yayımlanan eserlerin, bütün Türk dünyasında kolayca okunup anlaşılır bir nitelikte olmasına taraftarım" diyordu. Büyük şairimizi vefatının 12. yılında rahmetle yâd ediyoruz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT