BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kendini övenin değeri düşer...

Kendini övenin değeri düşer...

Bir kimse kendini övmeye başlarsa, değeri düşer. Zira Peygamber efendimiz; (Medh olunmayı, övülmeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kabâhatlerini, kusûrlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasîhatları işitmez olur) buyurmuştur.



Bir kimse kendini övmeye başlarsa, değeri düşer. Zira Peygamber efendimiz; (Medh olunmayı, övülmeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder. Kabâhatlerini, kusûrlarını görmez olur. Doğru sözleri, kendisine yapılan nasîhatları işitmez olur) buyurmuştur. İslâm âlimleri, övülmeyi sevmenin, kalb, gönül hastalığı olduğunu bildirmişler ve tedavi yollarını da göstermişlerdir. Övülmeyi sevmenin sebebi, insanın kendini beğenmesi, yüksek, iyi sanmasıdır. Övülmek, böyle kimselere tatlı gelir. Vehb bin Münebbih hazretleri; “Münâfığın özelliklerinden ikisi, övülmeyi sevmek, zemmedilmekten, yerilmekten hoşlanmamaktır” buyurmuştur. Bir gün Zünnûn-i Mısrî hazretlerine; “İnsan, Allahü teâlânın saf kullarından olduğunu, ne zaman ve nasıl anlar?” diye sordukları zaman; “İnsan bu durumu şu dört şeyle bilir: Rahatı terk ederse, az olsa bile olandan verirse, fakirleşmesi kendisine sevimli gelirse, övülmek ve kötülenmek kendisine aynı gelirse” cevâbını vermişlerdir. Ebü’l Abbâs-ı Mürsî hazretleri anlatır: “Bir gece rüyâmda hazreti Ömer’i gördüm. Kendisine; “Ey müminlerin emîri! Dünyâ sevgisinin alâmeti nedir?” diye sordum. Şöyle cevap verdi: “Kötülenme korkusu ve övülmeyi sevmektir.” Dünyâyı sevmenin alâmeti bunlar olunca, dünyâyı terk etmenin alâmeti, doğru yolda bulunmaktan, kötülenmekten korkmamak ve övülmeyi sevmemektir.” Yûnus bin Ubeyd hazretleri manifaturacılık yaparak nafakasını temin ederdi. Kul hakkından çok korkar, şüpheli olmak korkusu ile mubahların çoğunu terk ederdi. Malını övmez, medh etmezdi. Bir gün çırağı bir kumaşı müşteriye gösterirken; “Yâ Rabbî! Bu Cennet kumaşından bana da nasîb et!” dediğini işitti ve bunun kumaşı övmek mânâsına gelebileceğini düşünerek kumaşı sattırmadı. Müşteriler, kusurlu bir malı, kusursuz zannederek alırlar ihtimâlini düşünerek, havanın bulutlu ve kapalı olduğu günlerde pazara çıkıp satış yapmazdı. Soyu ile övünmek... Ali bin Sehl İsfehânî hazretleri; “Zenginliği aradım; ilimde buldum. Övülmeyi aradım; fakirlikte buldum. Âfiyeti günahsız olmayı aradım; zühdde, şüphelilere düşmek korkusuyla mubahların çoğunu terk etmekte buldum. Kolay hesâbı aradım, susmakta buldum. Rahat ve huzûru aradım; vermekte, cömertlikte buldum” buyurmuştur. Bir kimsenin, soyu ile, babaları, dedeleri ile övünmesi ve başkalarına karşı bunlarla üstünlük taslaması, tekebbür etmesi, cahillik ve ahmaklık olur. Zira Kabil, Âdem aleyhisselamın, Yam da, Nuh aleyhisselamın oğlu idi. Babalarının Peygamber olması, bunları küfürden kurtarmadı. İnsanın, babalarının, dedelerinin sâlih olmaları ile övünmesi de yersizdir, akıllı bir hareket değildir. Önemli olan, onlar gibi salih olmaya ve onların yolunda bulunmaya çalışmaktır. Zira hadis-i şerifte: (Bir kimsenin kendi kötü ise, ahirette nesebinin üstünlüğü ona fayda vermez) buyurulmuştur. Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde de; (Ecdadı ile övünen kötü kimse, rahmet-i ilahiden uzak, Cehennem odunudur) buyurmuşlardır. Allahü teâlânın verdiği nimetler sebebi ile başkalarına karşı üstünlük taslamak ve övünmek de uygun değildir. Zira böyle övünmek, haramdır, günahtır. Ama bu nimetler bende emânettir, bunların esas sahibi Rabbimdir diye düşünülür ve anlatılırsa, o zaman bu hâl, şükür olur, kıymetli ve makbul olur. Çünkü Peygamber efendimiz; (Allahü teâlânın verdiği nimetleri bildirmek, bunlara şükretmek olur) buyurmuştur. Bir damla sudan yaratılıp sonra toprağa girecek ve orada böceklere yem olacak bir kimsenin kendini övmesi, insanlara üstünlük taslaması çok çirkindir. Bu hâl, bir hastalıktır. Dinimiz bunun için övünmeyi yasak etmiştir. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı) buyurmuştur. “İnsanlar helak oldu” demek! İnsanın kendini övmesi, başkalarını hakir, aşağı gördüğü içindir. Halbuki hadis-i şerifte: (Din kardeşini hakir görmek, kötülük olarak yeter) buyurulmaktadır. Övünme hastalığı, insanın kendini başkalarından üstün görmesinden kaynaklandığı için, konuşmalarında, başkalarını hep aşağılayıcı ifadeler kullanır. Bu insanlar adam olmaz, bunlar iflah olmaz, bunlarda hayır yoktur, diyerek, kendi üstünlüğünü açığa çıkarmak ister. Bu hal ise, kibirdir ve insanı felakete götürür. Zira hadis-i şerifte; (İnsanlar helak oldu diyenin kendisi helak olmuştur) buyurulmuştur. Din büyüklerinden bir zât, kendisini yüzüne karşı öven bir kimseye; “Beni niçin övüyorsun? Öfkeli iken tecrübe ettin de beni halim selim mi buldun? Benimle yolculuk ettin de iyi biri olarak mı gördün? Bana bir emanet verdin de buna riayet ettim mi? Bilmediğin kimseyi nasıl översin?” buyurmuştur. Bir insan için ölüm anı yani son nefeste imanla gitmesi çok mühimdir. Ölürken imanla gitmeyen kimseyi hayatında övmek neye yarar? Bunun için kendimizi övmek, bizi övenlere ses çıkarmamak, bilmediğimiz insanları övmek uygun olmaz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT