BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dopingli ekonomi olur mu?

Dopingli ekonomi olur mu?

Atina Olimpiyatları devam ediyor. Doping testi için sporculardan idrar alınıyormuş. Olimpiyatların, sporcular bakımından son derece “müdrir!” (diuretic) olduğunu söyleyebiliriz.



Atina Olimpiyatları devam ediyor. Doping testi için sporculardan idrar alınıyormuş. Olimpiyatların, sporcular bakımından son derece “müdrir!” (diuretic) olduğunu söyleyebiliriz. Bazı sporcular, testlerden kurtulmak için genetik müdahale ile doping yaptırıyormuş. Dolayısıyla onları, idrarlarını tahlil etmek suretiyle yakalamak mümkün değilmiş.(*) Doping belki rekor getiriyor, ama itibar götürüyor. Dopingli sporcu olabildiği gibi, dopingli ekonomi de olabiliyor. Dopingli ekonomiyi teşhis etmek için test edebileceğimiz bir idrar yok, ama başka bir dizi göstergeye başvurabiliyoruz. Ekonominin dopingli olup olmadığını anlayabilmek için, hekim olmak, bevliye ihtisası yapmak gerekmiyor, öncelikle siyaseti tahlil etmek gerekiyor. Dopingli siyaset, dopingli ekonomi... Hormonlu ve popülist siyaset, dopingli ekonomiye zemin hazırlıyor. Mesela, görev zararı maskesiyle kamu bankalarını ikinci bir Hazine gibi kullanmak bir dopingdir. Fiyat istikrarına aldırmadan büyüyen bir ekonomi; borç stokunu, cari açığını sürdürülemeyen, finanse edilemeyen boyutlara taşıyorsa, dopingli olarak nitelenebilir. Böyle bir ekonominin idrarı dopingli çıkar Dopingli şirketlerden de bahsedebiliriz. Geçmişte olduğu gibi, Ankara’dan bölüştürülen rantların egemen olduğu bir ekonomi, dopingli şirketlerin üremesi için çok uygun bir ortam hazırlıyor. Doping, rekabet ortamını bozarak gerçek performansı gizliyor, illüzyon oluşturuyor. Bir ekonomide, özel kesim, dış rekabet ve verimlilik kaygısı olmaksızın büyümeye devam ediyorsa, böyle bir performansın dopingli olduğunu söyleyebiliriz. Uluslararası rekabet ortamı, dopingli ve hormonlu yapılanmaların maskesini indirebiliyor. Bugün dopingsiz zannedilen bir ekonominin bir süre sonra, dopingle tahrik edilmiş bir balon olduğu anlaşılıyor. Piyasa analistleri, ekonominin ve şirketlerin dopingli olup olmadıkları konusunda kafa yoruyorlar. Bankacılık sektörünün aldığı bazı riskler taşınamayacak boyutlara ulaşır ve bilançolarında gizlenirse, bu da ayrı bir dopingdir. Yüksek kronik enflasyon eşliğinde büyümeye çalışmak da bir balon oluşturuyor; doping eninde sonunda bir krize tosluyor, yani patlıyor. Yaşadığımız ekonomik ve finansal krizler, mikro ve makro düzeyde oluşturduğumuz dopingleri yakından tanıyabilmemiz ve teşhis edebilmemiz açısından çok yararlı oldu. Doping diye nitelediğimiz çarpıklıkların sürdürülmeleri mümkün değil. Doping ve hormon, mutlaka bir bedel ödetiyor. İki kutu acı ilaç! Dopingleri teşhis etmekte zorlanmayabiliriz, ama ne zaman iflas edeceklerini kestirmek kolay olmayabilir. IMF’ye verilen niyet mektuplarında da dopingli oluşumların temizlenmesi öngörülüyor. AB ülkeleri, siyaseti ve ekonomiyi dopingden arındırmak için iki kutu acı ilaç imal etmiş. İlaç kutularının birinin üstünde Kopenhag Kriterleri, diğerinde Maastricht Kriterleri yazıyor. Kopenhag Kriterleri, siyaseti; Maastricht Kriterleri, ekonomiyi dopingden arındırmak için formüle edilmiş. Bakalım, iki kutu acı ilacı içebilecek miyiz? *** (*) Lincoln Allison: Faster, stronger, higher, The Guardian, Monday, August 9, 2004 ..... Doping konusunda, Dünya Anti Doping Ajansı’nın (The World Anti-Doping Agency -WADA) sitesinden bilgi alınabilir. http://www.wada-ama.org
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT