BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ÖSS... vs.

ÖSS... vs.

ÖSS sınavlarının “ertelenmesi” çok kötü oldu.



ÖSS sınavlarının “ertelenmesi” çok kötü oldu. Hatıralarım tazelendi. 1973’te ben de girdiğimde sorular çalınmıştı. O günkü “yıkımı” unutamam. O açıdan gençlerin dertlerini yakinen anlayabiliyorum. Marmara İlahiyat ciddi bir kurumdur. Saygıdeğer çalışmalar yapan. Kütüphanesi, hocaları ile göz dolduran. Ama, hata onların. İhmâl gerekli tedbir almayan dekanın. İnsan, her ihtimâli göz önünde bulundurarak, daha müessir tedbir aldırmaz mıydı? Yani, soru kitapçıklarının çalınması bu kadar kolay ve amatörce olduysa, düşünün artık. Üstelik, siz İlahiyat fakültesisiniz. İmam-Hatipler’den sonra gözler sizde. Her şeyden nem kapanlar, bunu vesile edip neler içlerinden geçirmez, neler yazıp-çizmezler!.. Hemen antipati odağı oldunuz. Onca emek, para hebâ oldu. Müsebbibi siz oldunuz. Coğrafya fakültesinde olsa, lâf edilmez; ama size “duble” fatura kesilir. İnsan, bu “idrâk” ile çifte mesuliyetle işine sarılmaz mıydı? Yanlış oldu, yanlış. İşinizi hafife aldınız. Yarın bunu gerekçe göstererek, size kapatma davası açar mı, açar. Burası Türkiye... Daha pazar yazımızda ne güzel yeni bir başlangıç olacak, gençler ÖSS’de gelecekleri, milletvekilleri de aynı saatte geleceğimiz için sınav verecekler diye yazmıştık. Ne çocuklar sınava girebildi, ne Meclis tadıyla açılabildi. Nazar mı değdi? Yoksa, güzellikler mi bizden kaçıyor? Onları hak mı etmiyoruz, bilemiyorum. İnsan bazen yazmak istemiyor. Gündem bizi minderine çektikçe sosyal sorunlar çözülmez oluyor. Hani seyahatte, hasta olduğumuzda gazete anons koyar ya, onun gibi şöyle bir lüksümüz olsa: “Yazarımız MKÖ ülkemiz aktüalitesindeki şu konularda yazmanın ülke hayrına hizmet etmeyeceğini düşündüğü için bugün sütununu boş bırakmıştır...” İşte, “Meclis’te türban” böyle bir konu. Gülay Göktürk gibi tanıdığım ve sevdiğim bir yazarın, geçen günkü hürriyetler ve temsil açısından irdelediği makalesine katılmamak mümkün değil. “Ama”... Kocaman da bir aması var. Benim itirazım DSP protestosu ile o kadar denk düşmüyor. Ben işin hazırlanış, sergileniş biçiminin zamansız, yersiz olduğunu düşünüyorum. Aksine, hareket sanki bir türbanlıyı bugün ve uzun süre yarın Meclis’e sokmamak için uygulanmıştı. Meclis’e bir türbanlı girdi: O da Nesrin Ünal, MHP’liler bence doğru davrandılar. Ben Taksim’de cami olsa, ne iyi olur diyenlerdenim. Çünkü, bürom oralarda ve cumaları panik yaşıyorum. Ama, yapılamadı. İleride yapılması da imkânsız hâle getirildi. Neden acaba?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT