BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kriz nostaljisi

Kriz nostaljisi

Olmuyor! Boşuna uğraşmayalım. Sadece cari açık tekerlemesiyle krizi olgunlaştıramayız. Krizi olgunlaştırmak ve patlatmak için, bir dizi başka malzemeye ihtiyacımız var.



Olmuyor! Boşuna uğraşmayalım. Sadece cari açık tekerlemesiyle krizi olgunlaştıramayız. Krizi olgunlaştırmak ve patlatmak için, bir dizi başka malzemeye ihtiyacımız var. Mükellef ve dört başı mamur bir krizin gereklerini özet olarak arz edelim: * Her şeyden önce, içeride ülkenin ufkunu karartacak bir siyasi kriz üretilmeli, erken seçim nutukları atılmalıdır. Siyasi gerginlik, her fırsatta körüklenmelidir. * Tezkere falan gerekirse, derhal reddedilmeli, iç ve dış düşmanlara hadleri bildirilmelidir. * Borçların döndürülemeyeceği her fırsatta vurgulanmalı, risk primi tırmandırılmalıdır. Yoğun medyatik bombardıman altında, “moratoryum” ve “konsolidasyon” dedikoduları canlı tutulmalıdır. Bu konuda, yabancı medyanın desteği de son derece önemlidir. Faiz dışı fazlanın buharlaştığı, kamu maliyesinin müflis olduğu her fırsatta dile getirilmelidir. * Kredi derecelendirme kuruluşlarının negatif raporları, birbiri ardına sökün etmelidir. * Devlet ricali sık sık, buruk bir tonla, “Sevgili vatandaşlarım!” diye başlayan ve “Ülkemiz çok kritik bir dönemden geçiyor. Her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu günlerde...” diye devam eden dokunaklı konuşmalar yapmalı, bütün vatandaşları kucaklamalıdır. * Ankara’da her gün, üst düzeyde zevata, üst düzeyde brifingler verilmelidir. Brifingler, “Vakitlerinizin ne kadar kıymetli olduğunun idraki içinde, özet olarak sunuyorum, efendim” gibi, her zamanki standart yalaka cümlelerle süslenmelidir. “Kâfi, tenevvür ettik!” gibisinden bir ikaz gelmedikçe, brifingler tam gaz devam etmelidir. * İş âleminin seçkin temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, sendikacılar da boş durmamalı, beyanat üzerine beyanat vererek durumun vahametini vurgulamalıdır. u Merkez Bankası, bir iç ya da dış şok ile karşılaşıldığında, likidite ve bankacılık krizi çıkarmak için elinden ne geliyorsa yapmalıdır. Banka sistemini, üzerinde oturdukları mayınlı bono ve tahvil stoku ile baş başa bırakmalı, menkul kıymetlerin gayri menkule dönüşmesine seyirci kalmalıdır. Bu konuda, “The Demirbank Case” (Demirbank Olayı) başlığı altında döktürülen bilimsel makalelerden ve Şubat 2001 krizinden yararlanılabilir. * Birkaç büyük bankanın sıkıntıda olduğu ve batabileceği söylentileri sistematik olarak yayılmalıdır. * Tam bu sırada, Merkez Bankası Başkanı bir basın toplantısı düzenleyerek istifa etmelidir. Basın toplantısında, politik baskılara direnemediğini, özerkliğinin zedelendiğini “vakur” ve “muzaffer” bir eda ile ima etmelidir. Basının ısrarlı sorularına, cevap vermemeli; bir süre dinleneceğini söylemelidir. * Görülen lüzum üzerine, Hazine Müsteşarı ve bazı üst kurulların başkanları da istifalarını sunmalıdır. u Türk halkının bir bölümünün, “Biz bu filmi daha önce de görmüştük” ya da “Galiba gene kazıklandık!” gibi bir muzır psikolojiye kapılmasını önlemek için, her türlü dezenformasyon tekniğinden yararlanılmalıdır. u Medya, “az sonra şok açıklamalar, sayın seyirciler” diyerek, şok yalanlarla halkı eğlendirmeli; krize, zamlara, yoksulluğa, işsizliğe “anestezi” sağlamalıdır. *** ..... Ve IMF’nin bilgisi dahilinde, bir maksi devalüasyonla, programın bittiği ilan edilmeli, ertesi günkü gazeteler, meydan savaşı kazanmış bir üslup ile dokuz sütuna şöyle manşet atmalıdır: 1 Dolar=2.500.000 TL ya da 1 Dolar=2.5 YTL (Yeni Türk Lirası) Velhasıl, kriz için, herkes karınca kararınca üzerine düşeni yapmalıdır. Ne diyelim? Yazıklar olsun...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT