BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Zade’ mi, ‘zede’ mi?

‘Zade’ mi, ‘zede’ mi?

Türk halkının son yıllarda yaşamış olduğu birçok negatif gelişmeye rağmen iki başarısı var ki, dillere destan! Cep telefonu ve kredi kartında kırdığı rekoru bir başka ülkenin egale edeceğini sanmıyorum. Ne kadar gurur duysak, azdır.



Türk halkının son yıllarda yaşamış olduğu birçok negatif gelişmeye rağmen iki başarısı var ki, dillere destan! Cep telefonu ve kredi kartında kırdığı rekoru bir başka ülkenin egale edeceğini sanmıyorum. Ne kadar gurur duysak, azdır. Hal böyle iken Türkiye’de her konu bitti, kredi kartı tartışılıyor!.. Bugün 8 milyon Türk vatandaşının kullandığı kredi kartı sayısı tamı tamına 23 milyon. Yüzde 77’lik bir artış yani. Kredi kartı pazarında da baş döndürücü bir büyüme yaşanıyor. Pazar, 40 katrilyon lirayı devirdi. Neden? Bankalar, peynir ekmek gibi kart dağıtıyor çünkü de ondan!.. Peki, kötü mü bu? Değil tabii. Bir ülkede kredi kartlıyla yapılan alışveriş ne kadar artarsa, ekonomi o kadar kayıt altına alınır ve sistem doğru işler. Fakaat, sistem henüz oturmuş değil, dolayısıyla da her şey tıkır tıkır işlemiyor tabii. Bazı sıkıntılar var hâlâ. Kredi kartı borcu 10 katrilyonu buldu mesela. Bu bir risk tabii. Problemli krediler ise 530 trilyon lira ile yeni bir rekor kırdı ki, bu da başka bir risk. Çözüm için her kafadan bir ses çıkıyor. Kimi yeni kanun istiyor, kimi sınırlama, kimi de faizlerin inmesini!.. Devlet Bakanı Ali Babacan, “Herkesin başına bir polis dikemeyiz. Halkımız geliri ne ise ona göre harcasın” diyerek; bu konuda söylenebilecek en güzel sözü söyledi aslında. ‘Herkes ayağını yorganına göre uzatsın!’ İyi de bizim ayağımızın ayarı yok ki. Hangi konuda yaptık da bunu kredi kartında yapalım?!. Kredi kartlarına uygulanan faiz yüksek! Tamam da bütün dünyada böyle bu. Ha, Türkiye’de biraz daha fazla, denirse doğru. İndirmek lazım. Yüzde 100 faiz de olmaz, insaf yani. Bitmedi. Her ay 10 bin kişinin kredi kartı borcunu ödeme güçlüğüne giriyor olması da ayrı bir dram tabii. Buna rağmen bankalar, Türkiye’deki problemli kredi kartı riskinin AB’nin gerisinde olduğunu söyleyip, “Endişe edilecek bir durum yok” diyor ve binlerce elemanı sokağa salıp herkesi kart sahibi yapmaya devam ediyor. Hükümet ise kredi kartlarına sınırlama getirmek için BDDK ile işbirliği içine girdi. Hükümetin dikkate almadığı bir konu var ki, bizce çok önemli bu. İstihdam. Türkiye’nin en önemli meselesi bu çünkü. Problemli kredi kartlarından dolayı bugün binlerce hukukçu iş sahibi oldu. Takip ve tahsilat için bankaların kendi bünyelerinde kurdukları hukuk servislerinde ve onlara dışarıdan destek hizmeti veren bürolarda çalışan bir avukat ordusu var. Hakeza icra daireleri. Hakim, memur ve katipleriyle hepsi ful çalışıyor. Daha bitmedi. Posta hizmetleri, ulaştırma ve akaryakıt sektörü de bu işten ekmek yiyor. Bu çok önemli. Böylece hem hukuki altyapı kuruluyor, hem de istihdam imkanı doğuyor. Tüketiciye gelince: Kredi kartını doğru kullanıp ‘kartzade’ olsa iyi değil mi? Yüksek faiz gözünü açmaya yeter ama nerde o şuur? Harcıyor da harcıyor! Sanki kendisi ödemeyecek! Sonra ‘kartzede’ oluyor tabii. Şuurlanması için icraya düşmesi gerekiyor demek ki. Eh, Türk tüketicisi böyle öğrenmek istiyorsa kim ne diyebilir ki? MI ACABA?!. Afyonlular, sabah namazından sonra annesinin kabrine gitmeyen Sezer için, “Geleneğe uyup gelse iyi olurdu” demişler... O şimdi Afyonluların değil Cumhurbaşkanı’nın geleneğini uyguluyor, hoşgörsünler! * Geleceği değil de geçmişi düşünen beyin çabuk yaşlanıyormuş... Ne yapsan yaşlanıyor bizim memleketimizde beyin, olmasın daha iyi! * 2050 senesinde nüfusumuz 100 milyon olacakmış... Ey dünya, kork; biz geliyoruz! * İtalya Başbakını Berlusconi saç ektirmiş.. Aycell’i aldı ya, şirin görünmesi lazım tabii!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT