BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kırkbir derece ateşle güreşti

Kırkbir derece ateşle güreşti

Yusuf, hemen gitti, Jenkins’i iki kolundan tutarak kaldırdı, tıpkı yağlı güreşte olduğu gibi, helalleşmek için hafifçe yerden kaldırdı. Mehmed Ağa’yı yanına çağırdı. Onun vasıtasıyla Jenkins’ten hakkını helal etmesini istedi.



Yusuf, hemen gitti, Jenkins’i iki kolundan tutarak kaldırdı, tıpkı yağlı güreşte olduğu gibi, helalleşmek için hafifçe yerden kaldırdı. Mehmed Ağa’yı yanına çağırdı. Onun vasıtasıyla Jenkins’ten hakkını helal etmesini istedi. Yusuf’un davranışı Jenkins’i şaşırttı. Yusuf, “Çok teşekkür ederim. Amerika’ya geleli ilk defa güleş gibi güleş tuttum. Bu benim için en büyük mükafat. Mertçe güleştiğin için sana çok çok teşekkür ediyorum. Ödülün yarısı olan 50 doları sana veriyorum” dedi. Yusuf’un hareketi ve sözleri Jenkins’i çok duygulandırdı, gözyaşlarını tutamadı, “Yousouf Pehlivan, sen ne kadar mert, ne kadar iyi bir insanmışsın. Seni bize bir vahşi, bir canavar gibi tanıtanlara yazıklar olsun.” dedi. Yusuf, Jenkins’in sözlerine yalnızca tebessüm etti. 1898 Haziran ayının ortalarına gelindiğinde, Yusuf, sıtma hastalığına yakalandı. Vatan hasreti, vücut direncini düşürmüş olmalı ki, Yusuf, otel odasından çıkamaz oldu. 41 derece ateşle kendini bilmez bir şekilde yatıyor, uykuyla uyanık arası Gülçehre’yi, çocuklarını sayıklıyordu. Mehmed Ağa, bir an olsun başından ayrılmıyor, mendili, sirkeli suya batırıp ateşini düşürmek için gayret ediyordu. Hastalanmadan önce Cincinnati tiyatrosunda, Amerika’nın gözde şampiyonlarından Charles Wittmer ile güreş için anlaşma yapılmıştı. Güreş günü geldiğinde, üç bin kişi tiyatroyu doldurdu. Fakat, Yusuf, 41 derece ateşle yataktaydı. Doktor gelmiş, Yusuf’u muayene etmiş ve kesin olarak güreşemeyeceğine dair rapor vermişti. Meneceri Brady, deli gibiydi. “Eğer, Yusuf güreşemezse, mindere çıkmazsa bu halk beni linç eder.” diyordu. Yusuf, bir ara kendine gelir gibi oldu ve Brady’in ne dediğini Mehmet Ağa’ya sordu. Mehmed Ağa, tercüme edince, “Yardım edin bana, giyineyim.” dedi. Mehmed Ağa, duyduklarına inanamadı: -Bre Yusuf Pelvan ne giyinmesi? Bu halde güreşmeyi düşünmüyorsun herhalde. Yusuf, kendini çok zorlayarak tebessüm etti. -Te be Mehmed Ağa, bu Brady gavurcuğunu sevdim. Onu, seyircilerin linç etmesine nasıl razı geliriz. Merak etme, bizim ölümüz bile onların en birinci pelvanıyla güleşir. Yusuf’un bu halde güreşmek istemesine Brady bile razı değildi, ancak Yusuf’a birşey demedi. Çünkü Brady, vicdanı ile cüzdanı arasına sıkışmıştı. Mehmed Ağa’nın bütün itirazlarına rağmen, Yusuf, giyindi. Mehmed Ağa ve Brady’in yardımıyla güreşin yapılacağı yere geldi. Dışarı çıkmak, hareket etmek, Yusuf’u biraz kendine getirmişti, ancak yine de çok halsizdi, ayakta zor duruyordu. Yanındakilerin yardımıyla bin bir zahmetle göbeğinden diz kapak altına kadar uzanan mayosunu giydi ve mindere çıktı. Brady, elindeki doktor raporunu seyircilere ve hakem heyetine gösterek, “Yusuf, çok hasta, ateşi 41 derece. Ancak, siz seyircilerin burada toplandığını görünce, sizlerin hatırına bu halde de güreşmeyi istedi. Biz onun güreşmesine mani olmak isktedik, ancak, o, benim için yenilmek o kadar önemli değil. Güreş seyretmeğe gelen bu insanları hayalkırıklığına uğratmağa hakkımız yok. Minderde öleceğimi bilsem yine güreşirim, diyerek huzurlarınıza geldi.” açıklamasında bulundu. Seyirciler, Yusuf’a baktılar, her halinden hasta olduğu belli oluyordu. Yousouf diye bağırarak çılgınca alkışladılar. Yusuf, halsizce elini kalbine götürerek seyircileri selamladı. Ve güreş başladı. Wittmer, fırsatı kaçırmak istemiyordu. Amerika’da efsaneleşen Yusuf’u yenen ilk güreşçi olmak ateşiyle yanmağa başladı. “Hele onu bir yeneyim, Yusuf’un hasta olmadığına gazeteler vasıtasıyla değil Amerika’yı bütün dünyayı inandırırım” şeklinde düşünerek, ölüm döşeğindeki aslana saldıran sırtlan gibi saldırdı. DEVAMI VAR
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT