BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deniz bitti

Deniz bitti

Ben “G.Saray iyiyken Milli Takım da iyiydi, G.Saray yok Milli Takım da yok” diyenlerdenim... G.Saray hem Türkiye, hem de Avrupa’da kök söktürürken, ay - yıldızlı ekip de onunla birlikte tavan yaptı...



Ben “G.Saray iyiyken Milli Takım da iyiydi, G.Saray yok Milli Takım da yok” diyenlerdenim... G.Saray hem Türkiye, hem de Avrupa’da kök söktürürken, ay - yıldızlı ekip de onunla birlikte tavan yaptı... Çünkü ortada 8 kişilik bir gerçek vardı; Milli Takım’ın onbirinde 8 G.Saraylı kafadan forma giyiyordu... Geri kalan üç kişiden Taffarel’in yerine Rüştü, Popescu’nun yerine Alpay, Hagi’nin yerine de genellikle Sergen oynuyor ve uyum problemi bile yaşamadan iş bitiyordu... O dönemde hatırlarsanız bir çok kereler, “Millisaray” başlıkları bile atıldı gazetelerde... Ama kimse tehlikenin farkına varıp da, “Bir gün bu G.Saray biterse Türkiye’nin hali ne olur?” diye hayıflanmadı. Hayıflananlara da gülüp geçildi... Ve maalesef bugün artık G.Saray yok... Milli Takım da yok... Olacak gibi de gözükmüyor... Dünya üçüncülüğünün ardından ortaya atılan, “Biz futbolda bir deviz” görüşlerini nereye sokup, nerede saklayacağımızı bilemiyorum... Fatih Terim’in oluşturduğu bir G.Saray fırtınası bizi dünya üçüncülüğüne sıçrattı... Ve bugün heyhat, acıların takımını oynuyoruz... Aynı G.Saray gibi... İnsanın aklına ister istemez şu soru takılıyor; “Dünya üçüncülüğü mü yalandı, Litvanya ya da Gürcistan maçları mı?”... Fakat... Şimdi bu sorunun cevabını bulabilecek bir dönemeçteyiz. Yunanistan maçı öyle bir maç ki; yalanı da dolanı da ortaya çıkaracak... Atina’da alınacak sonuçtan değil, ortaya koyulacak felsefeden bahsediyorum... Çünkü artık felsefemiz beş paralık! Ortada felsefe - melsefe diye bir şey de kalmamış... Trabzon’daki hadiselerden federasyonun açıkladığı prim olayına kadar, futbolcuların ortaya koyduğu performanstan, koltuk kavgalarına kadar iğrenç gelişmeler yaşıyoruz... Çok karanlık bir dönemdeyiz... Hani diyorum ki, Yunan’ı evire çevire yenelim, sonrasında da yekvücut olalım. Ben Haluk Ulusoy’un kendisini severim, Avni Aker’de açılan posterini değil... Ben Trabzon seyircisinin kentine ve kendi takımına sahip çıkmasını severim ‘kendine’ ve ‘kentine’ zarar vermesini değil... Ben futbolcunun öncelikle vatanı için oynayanını severim, para için çırpınanını değil... Ve ben ilk defa, “Pire için yorgan yakalım” diyorum... Gelin Pire’de oynanacak şu Yunanistan maçında Türk olduğumuzu hatırlayalım...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT