BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Galatasaray ve sarı-kırmızı güller -562-

Galatasaray ve sarı-kırmızı güller -562-

İkinci Bayezıd Han yanında bazı devlet adamlarıyla; hem dinlenmek hem de avlanmak niyetiyle bir gezintiye çıkmışlardı. Dolaşırken birden hepsinin de burnuna insanı mest eden gül kokuları geldi ve hep birlikte o tarafa yöneldiler...



Sultan İkinci Bayezıd Han, avdan dönüyordu. Bir an önce saraya varıp dinlenmeyi düşünürken atını durdurdu, havayı kokladı ve derin derin nefes alıp ferahladıktan sonra sordu: - Bu güzel kokular da nereden gelir böyle? Yanındaki vezirlerden biri cevap verdi: “Ona Gül Baba derler” - Devletlü Padişahım! İstanbul kuşatmasına katılan gazilerimizden tabiat aşığı biri vardır ki, ona Gül Baba derler. Ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. Şu yamaçları güllerle ve dahi türlü çiçeklerle donattı. Bu hoş kokular O’nun bahçesinden gelmektedir. - Merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek isterim! Artık yorgunluklar unutulmuştu. Gül Baba’nın kulübesine doğru yürüdüler. Değerli misafirlerin geldiğini gören Gül Baba koştu, onları kapıda karşıladı. Padişah sordu: - Tek başına ne yapıyorsun buralarda? Güllerin de iki renkmiş sebebi nedir ki? - Güllerle uğraşıyorum Sultanım. Sadece sarı ve kırmızı rengi severim onun için iki renk gül var bahçemde... Padişah atından indi ve onun gösterdiği mindere oturdu ve o mübareğin kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıp yorgunluğunu giderdi. Sonra da şöyle bir teklifte bulundu: “Gönlün rahat olsun” - Dilersen seni saraya alayım. Artık çalışma da yaşlılık devrini dinlenerek geçir! - Sağolun Sultanım! Burada oturmak benim için daha iyi. Amma bir iyilik yapmak isterseniz, şu kulübemin bulunduğu yere bir mektep-medrese yaptırınız ki, memleketimizin çocukları ilim ve irfan öğrensinler! - Gönlün rahat olsun Gül Baba, dilediğin olacaktır! Sonra bahçeyi gezdiler... Padişah ayrılırken O’na bir demet sarı, bir demet kırmızı gül verdi. Padişah gülleri alıp kokladı, bağrına bastı ve atını sürüp gitti. Sembol olan güller... Kısa zaman sonra ise Gül Baba’nın kulübesi yıkıldı ve oraya büyük bir bina yapıldı. Zaman içerisinde okul oldu, hastane oldu ama hep insanlığa hizmet etti. 1868 yılında “Mekteb-i Sultani” adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul, Cumhuriyet döneminde de “Galatasaray Lisesi” adını aldı. Gül Baba’nın Sultan İkinci Bayezıd’a verdiği o güzel kokulu sarı-kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da Galatasaray Spor Kulübü’nün sembolü oldu. Gül Baba’nın türbesi bugün de orada, okulun bahçesindeki yeşillikler arasında duruyor ve ziyaretçilerinden fatihalar bekliyor...
Kapat
KAPAT