BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB için adımlar

AB için adımlar

Önce o düzeltmenin yapılmış olmasına memnun olduk. Günter Verheugen için daha düne kadar “AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri” denirdi. Şimdi “komiser” yerine “üye” denmekte.



Önce o düzeltmenin yapılmış olmasına memnun olduk. Günter Verheugen için daha düne kadar “AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri” denirdi. Şimdi “komiser” yerine “üye” denmekte. Bunu kim gerçekleştirdiyse tebrik ederiz. Yoksa Verheugen, Diyarbakır’da komiserlik yapıyor olacaktı. Dün, sömürge komiseri gibi algılanmaktaydı, dünün sertlikleri içinde kaldı. Diyarbakır belediye başkanı da Türkiye’nin AB’ye kabulü yönünde temennilerde bulundu. Olması gereken de budur. Orası müşterek vatanın bir parçası olduğuna göre belediye başkanı Osman Baydemir de sorumlu bir yönetici gibi davranmak zorunda. Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi, Ankara’da müzakere tarihi verileceğine dair ümitler uyandırdı. Aralıkta hakîkaten müzakere tarihi alabilecek miyiz? Şu ara en çok sorulan sual budur. Kuvvetle muhtemel. Ne var ki tarih, aynı zamanda ihtirazî kayıt taşıyabilir, “müzakere tarihi şudur ama...” denirse şaşılmasın. Ankara da her türlü neticeye göre senaryolar geliştirmiştir herhalde. Verheugen’in Diyarbakır’da dedikleri ise 3 ana noktada toplanıyor... “Öyle bir politika geliştirelim ki insanlar, barış içinde yaşayabilsinler”, “Güneydoğu AB için önemlidir, bölgelerarası farkın giderilmesi maksadıyla Türkiye’ye baskı yapıyoruz”, “Kürtlere daha çok kültürel haklar verilmeli”. Keşke bunları işitmeseydik. Hayır, kabahat misafir diplomatta değil. Bizim geçmiş hükümet adamlarımız kabahatli, ihmalkârlar kabahatli. Verheugen’in ne olduğunu bilemediği barış politikası bu topraklarda bin yıldır vardı. Bu toprakların insanları, bin yıldır, farklı dil, din, mezhepleriyle birlikte yaşayıp gidiyorlardı. Bunu bozan bizatihi Kuzeyli ve batılı ajanlar oldu. Bizim bazı yöneticilerimizse ufuksuzluklarıyla onlara alet oldular. Bugün dahi dünkü o muhteşem kültürün kırıntılarıyla bir arada yaşanılmakta. Bölgeler arası farka gelince bu konuda Ankara, neden baskı görsündü, bir güneydoğulu kime daha yakın olmalı? Diğer temenniye gelince, bir yabancı misafir, Türkçe, Kürtçe İngilizce afişlerle karşılanıyorsa bu bir kültürel hak değil midir? Şüphesiz Verheugen de mahalli yöneticiler de atılan adımlardan, yapılan reformlardan memnunlar. Öyleyse? Daha fazla kültürel hak özel tv’lerde, radyolarda Kürtçe yayın hakkı verilmesi, özel okullar açılması gibi istekler olduğunu sanıyoruz. Sonuç itibariyle manzara olumlu. Dünün komiseri son derecede iticiydi. O dönemde düşman gibi görülmekteydi. Bugün karşısında tutarlı politikalar görünce o da çok değişti. Söyledikleri de samimi ifadeler olarak görülebilir. Her sözün altında çapanoğlu aranmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT