BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şanlı Yanya müdafaası...

Şanlı Yanya müdafaası...

İktidardaki İttihad ve Terakki hükûmeti, Trakya’daki birlikleri, terhis etmiş, sadece subay kadrosu kalmıştı. Bunu fırsat bilen Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ 8 Eylül 1912’de Osmanlı’nın Balkanlardaki son topraklarına saldırdılar...



Tarihimizdeki en büyük felaketlerden biri olan Balkan Savaşı için Devlet alelacele seferberlik ilan etti ancak, hızlı davranan Bulgar ordusu bir ay içinde Lüleburgaz’a kadar ilerledi. Edirne kahramanca direniyordu. Şükrü Paşa her türlü zorluğa rağmen Bulgarlara şehri teslim etmedi. Batı cephesinde ise, Yunanlılar Selanik’i kolayca ele geçirmişler, daha sonra Yanya’yı kuşatmışlardı. Diğer taraftan şehirdeki bazı Arnavutlar isyan çıkardılar. Yanya’daki birliklerin kumandanı Esat Paşa ve Müstahkem Mevki Kumandanı Vehib Bey’in gayretleri ile bu tehlike bertaraf edildi. Cavit Paşa ric’at etti! Bugünlerde, cephenin en ileri ucunda Cavit Paşa kumandasındaki 21. Tümen, Kumanova’da, kendilerinden birkaç kat daha kalabalık Sırp, Karadağ ve Arnavut birlikleriyle girdiği muharebeyi kaybetmişti. Cavit Paşa faza zayiat vermemek için, emrindeki üç bin kişilik kuvvetle Yanya’ya çekildi. Gözünü budaktan sakınmaz cesur ve kahraman bir asker olan Cavit Paşa’nın, büyük fedakarlıklarla yaptığı bu ric’at, Esat Paşa’yı son derece memnun etti. Çünkü Yanya, bu takviye kuvvetlerle Yunan kuvvetlerine uzun zaman direnebilirdi. 21. Tümen kumandanı Cavit Paşa, çok yorgun olmasına rağmen, doğruca Kolordu Kumandanı Esat Paşa’nın karargahına gitti. Üstü başı perişandı. Günlerce uyku uyumamıştı. Esat Paşa eskiden beri tanıdığı bu kahraman subayı sevinçle karşıladı. ‘İnşallah beraber çalışırız’ Esat Paşa, arkadaşını teskin etmek için: -Üzülme kardeşim, seni herkes tanır. İnşallah burada beraber çalışırız, dedi. Cavit Paşa odanın içinde asabi adımlarla dolaşıyor ve kendisini şu sözlerle savunuyordu: -İhanete uğradık Esat Paşa ihanete!.. Arnavutlar bizi bırakıp dağıldılar. Bir an kendimi ric’at edenlerin arasında buldum. Üç bin Anadolu evladını toparlayabildim. Garp ordusu ile irtibatımız kesildi, her taraftan kuşatıldık. Mühimmat tedariki zorlaştı. Emrimdeki Anadolu evlatlarını bile bile tehlikeye atamazdım Paşam. Ben vazifemi yaptım. İki Paşa da ağlıyordu... Cavit Paşa yıkılır gibi sandalyeye oturdu. Başını elerinin arasına aldı: -Keşke ölseydim de bugünleri görmeseydim Esat Paşam. Yarın benim adımı da kaçakların arasında sayacaklar. Bana yazık olmaz mı? Halbuki ben düşmana teslim olmadım. Belki faydam dokunur diye askerimle buraya geldim... Bunları söylerken iki Paşanın da gözlerinden yaşlar süzülüyordu...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT