BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu milletin valisi

Bu milletin valisi

Türk bürokrasi tarihinin en renkli simalarından biri olan Denizli Valisi merhum Recep Yazıcıoğlu, vefatının birinci yılında “Adam Gibi Vali” isimli kitapla yeniden hatırlanıyor. Köksal Pabuçcu’nun kaleme aldığı eserde, Yazıcıoğlu’nun bilinmeyen birçok özelliği de ele alınıyor.



Sürmene’de doğdu. Yurdun dört bir yanında yaptığı icraatlarla Türk bürokrasi tarihinde neredeyse bir çığır açtı. Sürekli eleştirdi. 55 yıllık ömründe “Gönül Sultanı” oldu. “Milletin Valisi”, “Halkın Valisi”, “Sıradışı Vali”, “Süper Vali”, “Efsane Vali” olarak bilindi. Geçen yıl elim bir trafik kazası geçirdi ve 8 Eylül’de aramızdan ayrıldı. Uzm.Dr. Köksal Pabuçcu, yaşadığı dönemde, yaptığı işlerle milyonlarca insan tarafından alkışlanan, vefatından sonra ise yine milyonlarca kişi tarafından gözyaşları ile anılan Recep Yazıcıoğlu’nu “Adam Gibi Vali” kitabında anlatıyor. Kameralara oynamadı * “Adam Gibi Vali” isimli eser, dikkat çekici anekdotlara yer veriyor. Valiyle olan tanışıklığınız nasıldı? PABUÇCU: Merhum valimizle tanışıklığımız önceleri bir vali ve sanatçı ilişkisi şeklinde idi. Erzincan’da görev yaptığım yıllarda amir- memur ilişkisinin yanında kültür ve sanatta yapmak istediği atılımların yardımcısı durumundaydım. Erzincan depremi akabinde halka moral vermek amacıyla Doğu Gazetesi’nde günlük karikatür çizerken halkın şehri terk etmemesi için gazete aracılığıyla ona destek verir konumda oldum. İlerleyen yıllarda ise bu sevgi ve saygı, aramızda karşılıksız sevginin olduğu bir abi- kardeş ilişkisine yükseldi. * Sizce Recep Yazıcıoğlu’nun başarısı neydi? PABUÇCU: O’nu farklı kılan, güçlü yapan halk adamı olmasıydı. Öyle göstermelikten halk adamı olayım pozisyonu içinde değildi. Kameralara oynamayan ve olduğu gibi görünen biriydi. Yüreğinin sesiyle hareket ederdi. Farklı bir valiydi. Her türlü probleme çözüm üretmek için vardı. İnsanların önüne engel koyan tipik bürokratlardan değildi. Yeri geldiğinde, halkla birlikte top oynayabiliyor, halkla oturup kaynaşmayı devlet ciddiyetine aykırı görmüyordu. Yolda kalmış bir araba gördüğünde, “Hadi şu arabaya bir el atalım, vatandaş yolda kalmasın”; şoförüne, “Patlayan tekeri beraber değişelim” diyebilecek kadar da yardımseverdi. Hepsinden önemlisi, kendinden emindi. Ama asla halka tepeden bakmadı. Böyle olduğu için de “devletli” olmayı somurtmak olarak anlayanlardan değildi. Bir bayrak taşıyordu adeta ve onu ulaşabildiği her burca dikmekten de çekinmiyordu. Çarka çomak soktu * O’nun varlığı birçok kurum ve kişiyi rahatsız etmiş, hatta birçok spekülasyonlarla gündeme gelmişti. Bütün bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? PABUÇCU: Meyveli ağaç her zaman taşlanır. Bıkmadan usanmadan sorguladı, dönüp gitmekte olan çarka çomak soktu ve sonunda herkesin gördüğünü çok önceden görerek “farkı”nı fark ettirdi. ‘Değişim, yenilenme, yeniden yapılanma’ dedi sürekli olarak. O’nun hayatı ve bürokratik kariyeri bu kelimelerle birlikte anıldı ve anılacak. O, “böyle gelmiş böyle gider” kısırdöngüsünü kıran ve bundan da önemlisi, gayret gösterildiğinde bu döngünün kırılabileceğini gösteren bir ışıktı. En büyük mirası da bu olacak, mirasına sahip çıkıldığı sürece, ışığı hep parlayacak. Doğası gereği ışıktan rahatsız olanlar çıkacaktır elbette! Yaptıkları ortada. Yıkılmış viran olmuş şehirleri, gönülleri inanılmaz bir fedakarlıkla onarmış, hatta yeniden inşa etmiştir. Ülkenin genç memurları, heyecanlı bürokratları, hayal kurabilen bütün beyinleri, istenirse bazı şeylerin değişebileceğini onun şahsında gördüler. (Nesil Yayınları, 0 212 551 26 59) İnsan yüzlü bir adam Recep Yazıcıoğlu hakkında birçok bilinmeyenin olduğunun altını çizen Köksal Pabuçcu, “Onun gibisine küre-i arzda zor rastlanır. Recep Bey’e gösterilen bu teveccüh aslında Türkiye’deki diğer idareciler için de misal olmalı” diyor ve “Adam Gibi Vali”nin bazı özelliklerini şöyle sıralıyor. * En büyük özelliği devlet ve millet işbirliğini tesis etmek, yapılan işlere halk katılımını sağlamak oldu. * Adam gibi adamdı. İnsan yüzlü adamdı. * İnsanı insan olarak görürdü. Herkesi kucaklayan bir özelliği vardı. * Halk adamıydı. “Bir idareci kendisini ‘devletin adamı’ gibi görürse halka ‘yine ne halt edecek’ diye şüpheyle bakar ama kendini halktan biri gibi hissederse o zaman devletten aldığı bütün güçle halka hizmet eder, halkın önünü açar. Aslında devletin de lehine olan budur ama bunu bizim devlete anlatmak zor” derdi. * Tasarrufa büyük önem verirdi. Özellikle makam araçlarını kullanmada titiz davranırdı. * Sıradan giyinirdi. Caddede gezerken spor kıyafetli, sade bir vatandaş olarak karşılaşınca önceleri çok şaşırdı insanlar. Çünkü korumasız bir valinin gezmesi, pek alışık olduğumuz bir vaka değildi. * Pratik düşünür, çabuk karar verir ve hemen uygulardı. * Bürokrasiyi sevmez; bürokrat gibi davranmazdı. * İyi bir aile babasıydı. Çoğu zaman tanımayanlar, onun vali olduğuna inanmak istemezlerdi. * Kendinden çok, başkasını düşünürdü. Ayrımcılığa ve statükoya karşıydı. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini isterdi. * Çok esprili bir insandı. * Atom karıncaydı. Aynı anda sekiz-on işi birden yapardı. * Az uyur, çok çalışırdı. Ona yetişmek mümkün değildi. * O, bir ekoldü. Türkiye’nin bin yıllık hastalığı bürokrasiye karşı savaşan bir ekol...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT