BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Manchester, Papazın Çayırı’nda Beşiktaş İnönü Stadyumu...

Manchester, Papazın Çayırı’nda Beşiktaş İnönü Stadyumu...

Ali Sami Yen Stadyumu... Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu...



Ali Sami Yen Stadyumu... Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadyumu... Ne kadar futbolun coşkusundan uzak, ne kadar ruhsuz ve heyecansız stat isimleri bunlar... Takımlarımızın Avrupa destanlarını anlatacak yabancı spikerleri de düşünmek lazım... Teklifim şudur: Kartal Yuvası (Halen bir Beşiktaş derneğinin adı galiba; verirler.) Aslan Parkı (Fransız ekolü, malum. Parc Des Princes hesabı.) Kadıköy Arena (Kanarya’nın yumuşak imajının kontrastı.) Yine de siz bilirsiniz. Teklif var, ısrar yok. Tahmin böyle olur! Türkiye’de atletizm otoritesi olarak kabul edilen dört isim var, öncelikle... Nuyan Yiğit, Cüneyt Koryürek, Hıncal Uluç ve Nejat Kök... Benim bugünkü derdim Nuyan ağabeyle... Yaklaşık bir yıl önce... Geçen yıl 29 Ağustos günü, Paris’in seçkin restoranlarından birinde yemekteyiz. Konu atletizm... Nuyan ağabey aşka geldi ve: - Verin bana bir kağıt, dedi. Kağıdı aldı, bir sene sonra yapılacak olan Atina Olimpiyatları’nda bayanlar 100, 200, 400, 800 ve 1500 metrelerde şampiyon olacak atletleri yazdı. - Ben altmış yedi yaşındayım, o güne kadar yaşar mıyım bilmiyorum, bu kağıdı en gencinize vereyim, takip edersiniz, dedi. Masada benden gençleri vardı ama merakım dürttü, hemen kapıp aldım kağıdı... NUYAN YİĞİT’İN TAHMİNLERİ KAZANANLAR 100 m. Kelli White (ABD) Yuliya Nesterenko (B.Rusya) 200 m. Kelli White (ABD) Veronica Campbell (Jamaika) 400 m. Ana Guevara (Meksika) T.Williams-Darling (Bahamalar) 800 m. Maria Mutola (Mozambik) Kelly Holmes (ABD) 1500 m. Süreyya Ayhan (Türkiye) Kelly Holmes (ABD) Yani 5’te sıfır... Sen çok yaşa Nuyan ağabey!... Londra’da yaşıyorsun ama cumartesi akşamı NTV ekranında görünce aklıma senin kağıt geldi; Türkiye’ye hoşgeldin! :)) Bana adını söyle... İsimler, kullanıldığı dönemlerle ne kadar ilgilidir, bilmiyorum. Fakat 27 Mayıs’la ilgili okuduğum kitaplarda dönemin milletvekillerinin bugün “garip” sayılabilecek isimleri hep dikkatimi çekmiştir. Geçiş döneminin, nüfus cüzdanına yansımış hali mi yoksa? İşte, Başbakan Adnan Menderes ile birlikte Yassıada’ya sürülen bazı milletvekilleri: Sahir Erman, Amil Artuş, Zakar Tarvar, Yümnü Üresin, A.Muhip Dranas, Nazifi Ş.Nabel, Perizat Perin, Talia Bali Aykan, Vamık Tayşi, Safter Oder, Müçteba Özden, Vacid Asena, Şemi Ergin... Bir de soyisimler var: Köni, Şaman, Ökmen, Tiğrel, İpar, Küntay, Tılabar, Grebene, Tekand, Lermioğlu, Bekmen, Meker, Ulay, Kuyaş, Dülge, Tacan, Yamut, Aknoz, Soley, Şeylan, Bayur, Nabel, Bekdik, Bayrı, Eronat, Çerçel, Aknoz, Sidal, Toran, Pepeyi, Oder, Darvan, Kuytak, Hüsman... Tarih yalan söyler mi? Bu satırları Yunanistan maçından bir gün önce yazıyorum. 2 Nisan 1997’de Bursa’da Hollanda’yı Hakan Şükür’ün kafa golüyle 1-0 devirdik, üç gün sonra Belçika’ya 1-3 yenildik. 10 Ekim 1998’de Bursa’da Almanya’yı Hakan Şükür’ün kafa golüyle 1-0 devirdik, üç gün sonra Finlandiya’ya 1-3 yenildik. Buradan tek sonuç çıkar: Türk futbolcusu büyük maça daha iyi konsantre oluyor. Öyle ise... Açıkçası bendeniz, Atina’da Gürcistan maçından daha çok ümitliyim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT