BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bay İyimser ve Bay Kötümser cari açığı tartışıyor

Bay İyimser ve Bay Kötümser cari açığı tartışıyor

Ekonominin soğuması için, yükseltilmesi gereken faizler değil, döviz kurlarıdır. Enflasyon artar korkusuyla bastırılan kur artışı, risk biriktirmekten başka bir işe yaramıyor.



BAY KÖTÜMSER: inanse edilemeyen cari açık, mutlaka bir krize toslar. Bazılarının zannettiği gibi cari açığın finanse edilmesiyle, problem ortadan kalkmıyor. Açığın finansmanı sıcak parayla sağlanıyorsa, piyasada oluşan riskler (kur, faiz, likidite ve vade riskleri) sıcak paranın insafına terkedilmiş olur. Yaz aylarında döviz gelirlerinin artması, sorunu ortadan kaldırmıyor, sadece maskeliyor. AB tarih verse bile, çok büyük oranda bir direkt yabancı sermaye beklemek gerçekçi olmaz. Gümrük Birliği’ne rağmen gelen direkt yabancı sermaye yatırımı ortadadır. AB’ye tam üyelik perspektifi ülkenin cari açık problemini çözmeye yetmez, kendimizi avutmayalım. Ekonominin ısınması, enflasyonun düşmesi, öngörülenden hızlı büyüme, çok tehlikeli bir yan ürün doğurmuş, cari açık finanse edilemez boyutlara ulaşmaya başlamıştır. Ekonominin soğuması için, yükseltilmesi gereken faizler değil, döviz kurlarıdır. Enflasyon artar korkusuyla bastırılan kur artışı, risk biriktirmekten başka bir işe yaramıyor. Bu kadar yüksek reel faize, faiz dışı fazlaya rağmen ekonomi büyüyebiliyorsa, baskı altında tutulan kur sayesindedir. Ülkenin bankacılık sistemi de söz konusu saadet zincirinden şimdilik memnun gözükmektedir. Cari işlem açığının finansmanı söz konusu olduğunda “net hata ve noksan” diye bilinen kalemin yani kayıt dışı sermaye hareketlerinin “artı” vermesi elbette önemlidir. Ne var ki, beklentilerin olumsuza dönmesi durumunda, “net hata ve noksan” kalemi “eksi” vererek bir ilave risk faktörüne dönüşecektir. BAY İYİMSER: Bazı gamlı baykuşların verdiği rakamlar doğru değil. Cari açık, 2004 yılının ilk yarısında 10 milyar doları aşmamıştır. “Net hata ve noksan” kaleminin 3 milyar doların üzerinde fazla verdiğini dikkate aldığımızda, gerçek açığının 7 milyar dolar kadar olduğu söylenebilir. Tahmin edilen cari açığın, milli gelirin yüzde 3-3.5’e ulaşan bir orana eriştiği anlaşılıyor.. Şubat 2001 krizinde aynı oran milli gelirin yüzde 5’ine ulaşmıştı. Ayrıca 2001 yılında banka sektörümüzün hangi mayınları barındırdığını ve ülkenin bir koalisyon ile yönetildiğini, politik riskin çok yüksek olduğunu, başta enflasyon ve borçlanma dinamikleri olmak üzere makro ekonomik göstergelerin çok daha kötü durumda olduğunu hatırlatmak isteriz. Şimdi durum çok farklı. Yürürlükte olan dalgalı kur rejimi, bankacılık sektörünün daha az risk barındırıyor olması, Merkez Bankası’nın 33 milyar dolarlık rezervi iç ve dış şoklara karşı bir amortisör oluşturuyor. Diğer taraftan, yaz aylarında turizm ve işçi dövizi gelirlerinin artması ve başta otomotiv olmak üzere ithalatın yavaşlama eğilimi sergilemesi, cari açığı finanse edilebilir boyutlarda tutmaya yetecektir. Yılın ikinci yarısında, iç talebin ve büyüme eğiliminin düşeceğine ilişkin güçlü kanıtlar var. İç talebin düşmesi ithalatın da gerilemesine katkıda bulunacak. Eylül ve ekimde cari dengede 1.6 milyar dolarlık bir fazla bekleniyor. Yetmez mi? *** Devam edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT