BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yerli hukuk, yerli kanun

Yerli hukuk, yerli kanun

Yabancı hukuk mevzuatını Türkçe’ye çevirerek başına Türk kelimesini getirmiş olmakla millîleştirme yapılmaz.



Yabancı hukuk mevzuatını Türkçe’ye çevirerek başına Türk kelimesini getirmiş olmakla millîleştirme yapılmaz. Temel hukuk alanı böylesi örneklerle dolu. Öyle ki tercüme hatalarıyla birlikte kabul edilmiş maddeler dahi mevcut. Medeni Kanun İsviçre’den ismi Türk Medeni kanunu, Ceza Kanunu İtalya’dan ismi Türk Ceza Kanunu. İdare Hukuku, Fransa’dan olduğu halde ona neden Türk İdare Hukuku denmemiş bilmiyoruz. Anayasa ise derleme, pekâlâ ona da Türk Anayasası denebilirdi. Bunlar bir dönemin ve dolayısıyla Türkiye’nin yakın tarih gerçekleridir. Tercüme kanunları arkada bırakarak mevzuatı yerlileştirme günü çoktan geçmiştir. Bu sebeple TCK üzerindeki çalışmalar anlamlıdır. Nedense 10 yıl gibi uzunca bir zaman aldı. Hazırlanması 10 yıl almadı, hayata geçme şansı bulamadı. Belli ki bu çalışma bile şüpheyle karşılanmış. Ümidimiz TCK’nın bundan böyle hakikaten bizim eserimiz olması ve amme vicdanı tarafından kabul görmesidir. Amme vicdanının benimsemediği ceza, beraat, af ve tazminatın bir değeri yok. Türk hukuk mevzuatı, elbette diğer ülke sistemlerinden yararlanır ama baştan aşağı tercüme olması doğru değil. O zaman hiç alakasız maddeler de kanunlarımızda yer almakta. Halbuki yerlilik yolunda haylice yol alınmıştır. Mahkemelerin istikrarlı kararları var. Yargıtay yüzlerce mevzuda içtihad geliştirmiştir. Bunlardan istifade edilmeli. Keza, geçmiş hukukumuz da göz önünde tutulmalıdır. Mesela muhteşem bir hukuk abidesi olan Mecelle’yi neden yok sayarız? Üstelik Mecelle, batılılaşma döneminin bir eseridir. Hukuk fakültelerinde Roma Hukuku mecburi ders olarak okutulurken Meccellenin seçmeli listesinde bile olmaması objektif hukuk hocalarını rahatsız etmelidir. Tabii Mecelle bir misal daha başka geçmiş mevzuat hükümleri de olabilir. Fakat şu bir realite, dünkü hukukumuzu bu güne taşıyacak hukukçu da kalmamıştır. Bu da ayrı bir sancı. Bin yıl tatbik ettiğimiz yazı gibi bin yıl rehberliğinde yaşadığımız hukukun da yabancısı olmuşuz. Yürürlükten kalkmak ilmiliği bitirmez. Devlet ise her alanda ilim adamı yetiştirir. Taassup, bağnazlık iyi değil. Neticede hukuk öncelikli olarak insanın sonra da cemiyetin huzuru içindir. Neden bu toprakların meyvelerinden istifade etmeyelim? Hukuk mevzuatı bina edilirken dil de çok önemli. Türkçe’nin Arapça ve Farsça’dan kurtarma iddiasıyla İngilizce ve Fransızcaya teslim edilmesi gibi hukuk da sadeleştirme diyerek uydurma bir dilin esaretine düşmüştür. Bu bakımdan Türk Medeni Kanununun tekrar Türkçeleştirilmesi gerekir. Bir azınlık aydın grubun kendi tercihi olan konuşma şekli Türkçe olamaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT