BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ABD’nin Irak politikası değişiyor

ABD’nin Irak politikası değişiyor

Irak’taki gelişmeler, ABD’nin politikalarında köklü değişim sinyalleri veriyor. Demokrasi getirmek, barış ve huzur sağlamak gibi gerekçelerle, Birleşmiş Milletler’in onayını almadan tek başına Irak’ı işgal eden ABD, şimdi taktik ve stratejisini değiştiriyor. Çünkü Irak’ta işler giderek daha karmaşık hale geliyor.



Irak’taki gelişmeler, ABD’nin politikalarında köklü değişim sinyalleri veriyor. Demokrasi getirmek, barış ve huzur sağlamak gibi gerekçelerle, Birleşmiş Milletler’in onayını almadan tek başına Irak’ı işgal eden ABD, şimdi taktik ve stratejisini değiştiriyor. Çünkü Irak’ta işler giderek daha karmaşık hale geliyor. New York Times Gazetesi’nde yer alan haberde de belirtildiği gibi, Irak’ın geleceği için oldukça karamsar bir tablo çiziliyor. Gazetenin kaynak adını açıklamadan yayımladığı habere göre, Başkan Bush için hazırlanan özel istihbarat raporunda, “Irak’ın bir iç savaşa sürüklenmesi ihtimalinin giderek arttığı” vurgulanıyor. Raporda ayrıca, “Irak’ta demokrasi inşasının uzun, zor ve iç çatışmaları beraberinde getiren bir süreç olduğu” da belirtiliyor. Telafer bir başlangıç Türkmen kenti Telafer’de ABD’nin ansızın yaptığı kanlı operasyon, Irak’taki köklü politika değişikliği sürecinin ilk habercisi. 56 sivilin öldürüldüğü ve yüzbinlerce kişinin şehirden göçüne sebep olan gelişme, Türk-Amerikan ilişkilerinde çok ciddi bir kriz oluşturdu. İki tarafın gayretiyle Telafer konusunda uzlaşma sağlanmış ve hatta Ankara’nın Türkmenler’e insani yardım dağıtımına Türk Özel Timi gönderme isteği, ABD tarafından kabul edilmiş olsa da, Irak’taki gelişmelerden Türkiye’nin çok rahatsız olacağı yeni bir dönem başlıyor. Zira ABD’nin bugüne kadar öncelik verdiği Irak’ın yeniden inşası ve yönetimin Iraklılar’a devri konusu, rafa kalkıyor. Geçtiğimiz salı günü ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman’ın basın toplantısyla açıkladığı yeni plana göre, Irak’ın inşası için oluşturulan bütçenin önemli bölümü, güvenlik harcamalarına kaydırıldı. Irak’ta yerli güvenlik güçlerinin oluşturulması, eğitimi ve ülkede hakim hale getirilmesi, en öncelikli konu haline geldi. ABD’nin Irak’ta köklü politika değişikliğine gittiği yönündeki açıklamalar, sadece Amerikalı üst düzey sivil yöneticilerden gelmiyor. Irak’ta görev yapan askeri yetkililer de, “Güvenlik konusunun, imar çalışmalarından önce geldiğini” sıkça tekrarlamaya başladılar. Hatta bir general, “Elektrik santrali kurmak, onarmak ve devreye sokmak, direnişcilerin buraya sabotaj yapmalarına sebep oluyor. Tahrip edilecek bir tesisi kurmak, boşuna zaman harcamaktır. Önce direniş kontrol edilmeli, güvenlik sağlanmalıdır.” şeklinde açıklamada bulundu. Irak’ta iç savaşa koşar adım Öte yandan hafta başında Washington Enstitüsü isimli Musevi düşünce kuruluşunda konuşan Orta Doğu-Afrika bölgesi eski askeri istihbarat sorumlusu Jeff White, Irak’taki gelişmeler konusunda çok karamsar bir tablo çizdi. Direnişin tahminlerin ötesinde yaygınlaştığına dikkati çeken White, Telafer konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı: “Telafer oprasyonunun sadece birkaç yüz Şii militanın takibi ve yakalanması için yapıldığını düşünmek yanlış. Telafer çok stratejik bir yer. Suriye sınırına da çok yakın. Burası zaten Amerika’nın en öncelikli askeri hedeflerinden biriydi!” Dolayısı ile Irak’taki gelişmelere sadece “ABD direnişçileri etkisiz kılma” operasyonu olarak bakmamak lazım. Irak’ta kontrolü elden kaçıran, geçici yönetimi etkili kılamayan ABD’nin, gümbür gümbür gelen bir iç savaşa karşı kendini (menfaatlerini) korumaya alma gayretleri ve hazırlıkları olarak değerlendirmek gerekiyor. İşin hazin tarafı, BM Genel Sekreteri Annan’ın ifadesiyle, “Irak’ı illegal olarak işgal eden ABD’nin, başlangıçta yaptığı hatalara, daha büyük yanlışların ekleneceği bir sürece doğru hızla gidiliyor olmasıdır. Zira, geçmişte İngiltere’nin Orta Doğu’yu “böl ve yönet” şeklinde özetlenecek tefrika ve fitne politikalarından bugün ABD’nin medet umar hale gelmesi, çok kaygı veren bir gelişmedir. Keşke Türkiye, başlangıçta ilk tezkereye hayır demeyerek ABD’nin yanında “etkili ve sözü dinlenir” bir konuma gelebilseydi... Keşke ABD’nin yanlışlarına dur diyebilecek, Osmanlı’dan gelen 500 yıllık tecrübeleriyle ABD’ye yol gösterecek bir durumu olabilseydi.. Keşke ABD, Türkiye’yi nezaketen değil, “stratejik bir müttefik” olarak dinleyecek bir konumda olsaydı... Bugün Irak’taki PKK varlığından rahatsızlık duyanlar, Türkmen katliamına ağıt yakanlar ve Kerkük ile Musul’un demografik yapısının değiştirilmesine kahrolanlar, keşke birinci tezkere zamanında duygusallık yerine, sağduyulu değerlendirmeler yapabilselerdi.. Irak’ta iç savaş ve bölünme ortamına doğru hızla gidilirken, Türkiye’nin olayların dışında kalan bir konumda olması, gerçekten hüzün verici.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT