BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zonaro'nun dönüşü

Zonaro'nun dönüşü

Saray ressamı olarak tanınan Fausto Zonaro, bundan 94 yıl evvel adeta sürüldüğü İstanbul'a doğumunun 150. yılında 100 eserinin yer alacağı görkemli bir sergiyle dönüyor.



Geçen yıl Yapı Kredi Kültür Merkezi'nce hatırlanıp adına görkemli bir sergi açılan Fausto Zonaro, 94 yıl önce adeta cebren sürülüp buruk ayrıldığı İstanbul'a doğumunun 150. yılında kapsamlı bir sergiyle dönüyor. TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından yarın akşam saat 17.00'de Dolmabahçe Sarayı Muayede Salonu'nda açılacak sergi, "Doğumunun 150. Yılı, Osmanlı Saray Ressamı Fausto Zonaro" ismini taşıyor. Sergi, TBMM Başkanı Bülent Arınç, İtalya Büyükelçisi Carlo Marsili ve Zonaro'nun torunu Jolanda Meneguzzer Tre- vigne'nin katılacağı törenle açılacak. Toplam 100 tablonun yer alacağı sergide sanatçının yurt dışı ve yurt içindeki birçok müze ve koleksiyondan derlenen resimleri bir araya getirilecek. Sergide Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'a girişini tasvir eden dört tablosunun yanı sıra "Ertuğrul Süvari Alayının Galata Köprüsü'nden Geçişi" de yer alacak. Roma’ya da gidecek 1891'den 1910'a kadar İstanbul'da yaşayan ve Sultan II. Abdülhamid'in saray ressamı olan Zonaro, padişahın tahttan indirilmesinden sonra görevinden azledilerek İstanbul'u buruk bir şekilde terk edip ülkesine dönmüştü. İstanbul'da kaldığı süre içinde yüzlerce resim yapan sanatçının, toplumun sosyo-kültürel dokularını, kadın ve asker portrelerini, İstanbul'un merkezi semtleri ve su kenarı manzaralarını resmetmeyi tercih ettiği tabloları izleyeni bir asır öncesinin İstanbul'una yolculuğa çıkarıyor. 3 Ekim'e kadar açık kalacak sergi, İstanbul'dan sonra İtalya'nın başkenti Roma'ya taşınacak. Duvarcı çırağıydı Meslek hayatına duvarcı çırağı olarak başlayan Zonaro, küçük yaşlarda kendini gösteren çizim yeteneği üzerine kendini bu yolda geliştirmek adına babasının da desteğini alarak çizim okullarına devam eder. O dönemin tanınmış ressamlarıyla aynı okulda eğitimini sürdüren Zonaro, daha sonra Napoleone Nani idaresindeki Verona Cignaroli Akademisi'nde sanat hayatına yön verir. Sarayın baş ressamı Zonaro, ressamlık kariyerine Venedik'te başlar. 1891'de, Edmondo De Amicis'in Costantinopoli'sini okuduktan sonra, öğrencisi ve sevgilisi Elisabetta Pante'nin ardı sıra şansını denemek üzere Türkiye'ye gelir. İstanbul girişinde gördüğü güzelliği anlatmaya cesaret edemez, "Bunun en güzelini Gautier, Amicis ve Loti yapmıştır" demekle yetinir. Taksim civarında bir eve yerleşen Zonaro, İstanbul'u dolaşarak resimler yapar ve bu resimleri Pera'lı bir tacire satarak geçimini temin eder. Zonaro'nun uluslararası diplomasi çevreleriyle ilişkilerinin bir sonucu olarak, Rus Büyükelçisi Nelidov, Sultan II. Abdülhamid'e, Zonaro'nun "Ertuğrul'un Galata'dan Uğurlanması" adlı tablosunu sunar. Eseri çok beğenen Sultan Abdülhamid, 1896 yılında Zonaro'yu "Ressam-ı Hazret-i Şehriyarî" unvanıyla saray ressamlığına getirerek ödüllendirir. Daha sonra, Sultan Abdülhamid Zonaro'ya Osmanî Nişanı verir ve Akaretler'de 50 numaralı konağı armağan eder. İstanbul'da kaldığı 19 yılı aşkın süre içinde daha çok toplumun sosyo-kültürel dokularını resmetmeyi tercih eder ve bin 350 civarında eser verir. İstanbul'dan sürülmüştü Osmanlı Devleti dağılma sürecine girmiş ve 1909'da Enver Bey ve arkadaşlarının idaresindeki devrimci Jön Türkler, padişahı sürgüne zorlayarak sarayı dağıtmıştır. Enver Bey'le yakın dostluğu bile Zonaro'yu bu yıkımdan kurtarmaya yetmez; sanatçının Zonaro'nun sarayına el konur, maaşı kesilir ve İstanbul'u hemen terk etmesini istenir. Sabahın ilk saatlerinde, oturdukları Akaretler 50 numaralı evin önünde iki fayton beklemektedir. Tüm renkleri elinden alınmış, boşlukta gibi duran mermer merdivende çocuklarının ellerini tutan eşi Elisa, inmekle durmak arasında bocalar, Zonaro ise atölyesine son kez bakındıktan sonra evden çıkarlar. On iki yıl üzerlerinde taşıdıkları anahtarla kapıyı son kez kapatıp, olan biteni ağlayarak izleyen hizmetkar kadına teslim ederler. Yaptığı eserlerin bir bölümünü de gemiye yükler ve yola koyulur, ancak fırtına sırasında su alan gemideki bazı eserleri tahrip olmuştur. Zonaro'nun içindeki kırgınlık ve küskünlük belki de 1929'da 74 yaşında ölümüne kadar, İstanbul sevgisiyle paralel olarak sürüp gidecektir. 1911'de Roma'daki Türk Büyükelçisi Hüseyin Kâzım Bey, Fausto Zonaro'yu ziyarete gelerek, onu yeniden İstanbul'a davet ederse de, tılsım çoktan bozulmuştur... O yıllarda San Remo'da yaşayan son Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin Han'ın 15 Mayıs 1926 sabahı vefat haberini duyduğunda kızı Mafalda'yı alarak, Villa Manolya'ya gider. Son padişahının ailesine başsağlığı dilediği büyük salonda, üzeri örtülü sandukanın önünde saygı ile durup dua eder...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT