BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Usta mizah yazarı

Usta mizah yazarı

“Futbol hayatımda bir tek kişiyi sakatladım. O da, hızımı alamayıp saha kenarında çarptığım bir gazeteciydi.”



Usta mizah yazarı “Futbol hayatımda bir tek kişiyi sakatladım. O da, hızımı alamayıp saha kenarında çarptığım bir gazeteciydi.” ... “Fenerbahçe’nin bugünkü oyun sisteminde iki kenardaki Tuncay ile Serhat, yan hakemler gibi duruyor.” ... “Çift forvetli bir sistemde Sergen’i oynatabilmek için federasyonun Beşiktaş’a 12 kişi oynama izni vermesi lazım.” ... “Futbolcu lisansı olduğu sürece yaşına başına bakmadan ben ilk formayı Hakan Şükür’e veririm.” ... “Eskiden Trabzon’da korner atmak yasaktı. Müthiş bir seyirci baskısı vardı. Şimdi de o coşkulu günlere döndüler.” ... “Rüştü Fener’de ne yapar? Eğer Barcelona’dan geliyorsa kötü, yine Antalyaspor’dan geliyormuş gibi oynaması lazım.” ... “Gaziantepsporlu Tarık El Taib Fenerbahçe’de oynasa, elli bin kişiyi tribünlerden sahaya döker.” ... “Necati hırsız bir futbolcu... Penaltıları da atsa sekiz yıl gol kralı olur. Gerçi benim bravo dediğim üç gün yaşamaz ama umarım Necati sakatlanmaz.” ... “On tane takımım olsa, birisinde Ahmet Hassan’ı forvet oynatmam.” ... “Yattara antrenör kovdurtacak tarzda bir futbolcu...” ... “Fenerbahçe uzaydan mı bir şırınga getirir bilmiyorum ama Servet’in düzelmesi şart.” ... “Artık üç büyükler ile diğer futbolcular arasındaki tek fark, İstanbul’dakilerin kollarında aria yazıyor.” ... “Ronaldo bu sistemde ne yapar? Hep sağ el ile yemeye alışmış bir insan solu ile yemeye kalkarsa üstüne döker.” ... “G.Saray’da Baliç’ten başka frikikçi yok. Belki de o yüzden oynuyor. Ama F.Bahçe’de frikik atmayanı dövüyorlar.” ... Meslektaşlarımız arasında öteden beri tartışılır, “Futbolcudan spor yazarı olur mu?” diye... Bir futbolcu bugün formasını çıkarıp, yarın kalemi eline almamalı... Futboldan yeterince para kazanmış olan futbolcu, saha çimlerini kokusunu üzerinden atmadan, yirmi-otuz yıldır yağmur çamur bu meslek için koşturan karnı aç gazetecinin yerini kapmamalı... Yerini kapmakla kalmayıp, yazmasını bilmediği yazılarını o gariban gazeteciye yazdırarak bir de sırtına binmemeli... Bunlar tamam! Ama, yukarıda örneklerini verdiğim Rıdvan Dilmen gibi söylemesini ve yazmasını bilene kim ne diyebilir? Örnek bir yönetici İlhan Durusoy... Beşiktaş yönetiminden bir isim... Her kulübe lazım... Bir İstanbul beyefendisi... Kendi kulübünden başkalarıyla ilgilenmez, tahrik edici demeçler vermez... Sessiz sedasız işini yapar. *** İlhan Durusoy, Beşiktaş yönetimine geldiği zaman, İnönü Stadı’nın “restorasyonunu” ona verdiler. Kazma vurmadan önce dedi ki, “Ligin dördüncü haftasına bitiririz. Ama fikstüre göre o hafta maçımız dışarıda olduğu için, Galatasaray maçını yenilenmiş stadımızda oynarız.” Günü gününe değil, neredeyse saati saatine doğru çıkan bir tahmin.. Buyurun, on bin kapasite arttırılmış harika bir stat... Senelerdir hayali projelere ve hayali kredilere para kaptıran bazı büyük kulüplere örnek olacak tertemiz bir iş! İnsanın başladığı nokta “Dokuz yaşında ata bindim; ve yalan olmasın, bir daha inmedim. Her binişimde büyüdüm ve her inişimde küçüldüm. At, insan ruhundan yere damlayıp şekillenmiş ve sonra insanı sırtına almaya gelmiş bir müjdecidir: Zafer, fetih ve asalet müjdecisi... Hiçbir kederim, derdim, insandan ve cemiyetten küskünlüğüm olmamıştır ki, atıma binip şehir dışına çıktığım zaman tesellisine kavuşmuş olmayayım. İsteklisi olduğum dünyayı bana, bir masal ikliminin surlar ve kalelerle örülü sitesi halinde göstermek mümkün olsaydı, onun tunç kapısından ancak atla girilebileceğini iddia ederdim. Onun içindir ki, şu sahte insanlık ve kahramanlık kadrosunda hiçbir hâs isme layık görmediğim destanı at için yazdım. Hayvan dünyasının en ileri unsuru, yani insana en yakını attır; çünkü insan gibi ruhsal bir hayata sahiptir ve rüya görür. At, hayvanın bitip insanın başladığı noktadaki hüviyet... At, hayvan zarfı içinde hayvandan başka bir şeydir. Bütün canlılar içinde sür’at mefhumunu, şekline en mükemmel sindirmiş hayvan olarak attan başka birini hayal edebilir miyiz? Kahramanın yüreğini kurşun gibi eritip suya dökecek olursan, meydana çıkacak şekil attır.” (Necip Fazıl, At’a Senfoni) Habire kullandığın “maçın hakemi” ne demektir spiker kardeşim? Yedek kulübesinin, açık tribünün, protokol tribünün de mi hakemi vardır ki “maçın hakemi” deyip duruyorsun? SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Yalnızlık paylaşılmaz; paylaşılırsa yalnızlık olmaz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT