BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sina Çölü nasıl geçildi?

Sina Çölü nasıl geçildi?

Büyük Osmanlı Sultanı Yavuz Selim Han, ordusunu bütün mevcuduyla Sina Çölünden geçirip, Mısır’ı fethe azimliydi. Bir keşif kolu çıkartıp, geçit yerlerini tespit ettirmek istedi. Bu iş için Vezir Hüsam Paşa görevlendirildi...



Çölde keşifle görevlendirilen Vezir Hüsam Paşa yanına aldığı 7 çöl adamıyla birlikte bir müddet sonra geri döndü. Paşa, bu kızgın çöl deryasını geçmenin imkânsız olduğunu söyleyince Koca Yavuz’un şahdamarı kabarmaya başladı. Bunu ancak Hasan Can fark etti. Terden sırılsıklam olan alnını silmeyen Koca Cihangir Hasan Can’a doğru bakarken şu emri duyuldu: -Azlettim Hüsam Paşayı!.. Heyecan son haddindeydi Emir derhal yerine getirildi. Ordudaki heyecan son haddine varmıştı. Eğer Osmanlı Sultanı bir an tereddüt gösterseydi, Hüsam Paşa gibi düşünenlere engel olunamazdı. Mücahid Serdar, atının üzengileri üzerinde doğruldu ve son defa hitab etti: -Ey Cennet yolcuları!.. Ey Can kardeşlerim!.. Bilirsiniz ki Müslümanlar, muharebe meydanında ve bütün ömürlerince yalnız ve yalnız Allah’tan korkarlar... Önüne çıkan hiçbir engel O’nu Allah yolunda cihaddan alıkoyamaz. Sizler Cenab-ı Hakk’ın emirlerine uydukça O’nun yardımıyla bu çölü geçmek de sizlere nasib olur İnşaallah... Sonra Mübarek Osmanlı ordusu, düğüne gider gibi alevli Sina Çölüne daldı... Neredeyse çölün ortasına varmışlardı. Padişah yaya yürüyordu! Yavuz Sultan Selim Han hazretleri, birdenbire atından yere indi... Onu gören başta Veziriazam Sinan Paşa olmak üzere, Anadolu ve Rumeli Beylerbeyi de atlarından indiler. Rütbe rütbe bütün kumandanlar, sipahiler, süvariler de yaya yürümeye başladılar... Koca Osmanlı ordusu piyade bir ordu haline dönüvermişti. Üstelik Padişah, çok saygılı bir şekilde ve önüne bakarak yürüyordu... Bütün vezirler kumandanlar, askerler, merak içinde kalmışlardı. Her zamanki gibi Hasan Can’a müracaat ettiler. O da ne olduğunu anlayamamıştı. Fakat öğrenmek için gene ondan başkası cesaret edemezdi. Hünkar’a iyice yaklaştı ve: -Hayırdır İnşaallah Sultanım! Bütün ordu “Devletlû Padişahımız acep niçin yaya yürürler?” diye merak ederler. Koca Sultan, sanki öbür dünyayı seyrediyorcasına fısıldadı: -İki cihan Sultanı Peygamber Efendimiz, önümüzde yaya yürürlerken, biz nasıl at üstünde olabiliriz Hasan Can!.. ... Ve Mısır fethedildi Bu cevap karşısında herkes gözyaşı dökerken, 100 yıldır yağmur yüzü görmeyen Sina Çölüne, bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Tıpkı 9 asır önce, Bedir Gazasında olduğu gibi. Kaygan kumlar pekişti, yürümek kolaylaştı. Gaziler ve mücahidler serinleyip, suya kandılar... Allahü teâlânın rahmeti ve Peygamber Efendimizin himmetiyle kanatlanan mübarek Osmanlı ordusu da, şeref dolu tarihine yeni bir zafer daha ekledi; Mısır fethedildi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT