BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tasarının geri çekilme sebebi

Tasarının geri çekilme sebebi

Her şey gayet iyi gidiyor, CHP grubu, AK Parti grubuyla fevkalade bir ahenk gösteriyordu. Beklenti “devrim niteliğinde bir ceza kanunu” çıktığı yolundaydı.



Her şey gayet iyi gidiyor, CHP grubu, AK Parti grubuyla fevkalade bir ahenk gösteriyordu. Beklenti “devrim niteliğinde bir ceza kanunu” çıktığı yolundaydı. İktidar partisi böyle diyor, muhalefet böyle diyor, AB böyle inanıyor, hatta medya böyle yazıyordu. Tam bu esnada, her şey yolunda giderken ortaya zinanın suç sayılması tartışması çıktı. Nasıl oldu, nereden geldi? Hâlâ tam bilinmiyor. Bilinen o ki AK Pati grubunun son dakikada uyandığıdır. Şayet bu grup vaktinde bu eksikliği görüp alt komisyonda vs metne dahil etseydi hiç de böyle bir gürültü kopmayacaktı. Öyle olmayıp da tasarının bir çok maddeleri kanunlaştıktan sonra kayıp telafi edilmeye kalkışılınca ortalık karıştı. Ortalığın karışması da medya yüzündendir. Medyanın iddiası “devletin yatak odasında işi ne?” mantığı olmuştur. Önce manşetlerde sonra köşelerde işlenen bu mantık daha sonra CHP’yi de tesirine aldı. Şimdi bir taraf devletin yatak odasında işi ne larçlığını gösterirken diğer taraf, AK Parti, aileyi koruma endişesine kapılmıştır. O noktada mesele kilitlendi. Görüldü ki yaşanan manzarada zinanın suç sayılması TCK’ya giremeyecektir. Halbuki AK Parti tabanı ve tabanın baskısı altındaki grup bunda ısrarlı. Hal böyle olunca Recep Tayyip Erdoğan, bir son dakika manevrasıyla tasarıyı geri çekti. Buradaki mantık da “zaman en iyi ilaçtır”. Artık TCK, CMUK ve diğer ceza mevzuatıyla birlikte müzakere edilecek. Keşke vaktinde böyle yapılsaydı. AK parti grubu, iktidar olma rehavetiyle kendini ve hükümetini zora sokmuştur. Erdoğan doğru mu yaptı? Unutmamak lazım ki Recep Tayyip Erdoğan, sadece başbakan değildir. Oraya tayinle gelmemiştir, bu isim aynı zamanda bir partinin genel başkanıdır. Bir genel başkan grubuna ne kadar hakim olursa olsun neticede gidiş istikametini tayin edecek olan kendilerini iktidara taşıyan vatandaştır, seçmendir. Evet, grup hata ederek ceza kanununa girmesi gereken bir maddeyi vaktinde dahil edememiştir, fakat tabandan şiddetli bir tazyik gelmektedir. Türk milleti zinayı suç saymayan hiçbir siyasi zümreyi başında tutmaz. Gerçi eski madde ve yeni maddeyle halkın anladığı zina tarifi aynı değildir. Önceki madde bir rezaletti, sadece evli kadının yaptığını suç sayıyordu. Şimdi ise hem evli kadın ve hem de evli erkeğin yaptığı suç olacak. Bu noktada AK Parti’nin savunması yerindedir. “Haksızlığı kadın lehine düzeltiyoruz” diyorlar. Vatandaşın anladığı ise başka. Vatandaş, İslamiyet’in zina tarifini anlamakta. Bütün bunlar olurken Tayyip Erdoğan şüphesiz ki tarihi vak’aları göz ardı etmiyor. Süleyman Demirel’in AP grubuna hakim olamamasıyla partisi 1969’da ikiye bölünmüş, bu hadise bir bakıma Türk sağının sonu olmuştur. Türk sağı ondan sonra bir daha belini doğrultamadı. Bülent Ecevit’in CHP’den kopması da Türk solunun sonu oldu. Türk solu da ondan sonra belini doğrultamadı. Şimdi de yaşanan şu ceza kanunu problemi bir krize dönüşerek muhafazakâr demokrasiyi bitirebilir ki böyle bir hadise, Türkiye’nin 25 yılına mal olur. Onun için Başbakanın frene sertçe basıp tasarıyı geri çekmesi yerinde olmuştur. Partisi tehlikeli sulara sürükleniyordu, kimse bunu görmüyor. Böylece hadise soğumuş olacak, Adalet bakanına bile yüklenen grup yatıştırılacak tabanla temaslar kurulacaktır. Ya AB? Kimsecikler endişe etmesin bir şey olmaz. Hatta her şerde bir hayır var hikmeti gereği iyi de oldu. AB de gördü ki karşılarında eli mahkum bir Türkiye yok. Unutulmasın Türkiye AB’ye ne kadar mecbursa AB de Türkiye’ye o kadar mecbur. Bu bir karşılıklı alışveriş. Yalnız CHP ile iktidarın diyaloğu önemli. Güzel bir mutabakat kurulmuştu. Çıkacak kanun bir partinin değil TBMM’nin olacaktı, dolayısıyla Çankaya’yla Anayasa Mahkemesine takılmayacaktı. Teklifimiz şudur. Sayın Tayyip Erdoğan yaptığı dengeli muhalefetle İktidarın işini hiçbir zaman zora sokmamış olan sayın Deniz Baykal’ı ziyaret etmeli. Basın yoluyla değil, yüz yüze konuşsunlar. Aile hepimizin, millet hepimizin, gelecek ise çocuklarımızın. Ailenin korunması şart, geleceğin garantiye alınması da şart. Mutlaka makul bir formül bulurlar.CHP’ye şu anlatılmalı, zina Cumhuriyetin başından 1998’e kadar TCK’da suç sayılıyordu. Üstelik onu CHP kanunlaştırmıştı. Geçen zaman içinde CHP kaç kere doğrudan veya ortaklık yoluyla iktidar oldu. O maddeyi ceza kanunundan çıkartmak aklından bile geçmedi. Bu bir sun’i gündemdir. Bizim aile anlayışımız Avrupalı gibi olamaz. AB’ye girmekle kendimiz olmaktan çıkmıyoruz. Onun için aile azami ölçüde korunmalı. Aileyi korumak için medeni kanun yetmez, önemli olan boşanmanın sebeplerini ortadan kaldırmaktır, cezai caydırıcılık şart. Sun’i gündemlerle Türkiye kendi kendine çelme takmamalı. Şüphesiz ki CHP zinayı savunan parti imajı vermekle çok şey kaybeder. CHP yönetimi unutmasın, seçimlerde oyu halktan alacak, medyadan değil.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT