BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güney Kıbrıs bu kafayla mı AB üyesi oldu?

Güney Kıbrıs bu kafayla mı AB üyesi oldu?

Bundan bir süre önce medyada çıkan bir haberden, Anadolu'yu işgale kalkışan ve fakat 1919-1922 yıllarındaki İstiklal Savaşımız ile ve 26-30 Ağustos 1922 Başkomutanlık zaferi sonucu Anadolu topraklarından kovulan Yunan ordusunun bu yenilgisini, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, 5 Aralık 2003'te yürürlüğe giren bir kanun ile, "Küçük Asya Yunanlılığının yıkım günü" olarak, her 14 Eylül'de resmi törenlerle anılmasını kabul ettiğini öğreniyoruz.



Bundan bir süre önce medyada çıkan bir haberden, Anadolu'yu işgale kalkışan ve fakat 1919-1922 yıllarındaki İstiklal Savaşımız ile ve 26-30 Ağustos 1922 Başkomutanlık zaferi sonucu Anadolu topraklarından kovulan Yunan ordusunun bu yenilgisini, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, 5 Aralık 2003'te yürürlüğe giren bir kanun ile, "Küçük Asya Yunanlılığının yıkım günü" olarak, her 14 Eylül'de resmi törenlerle anılmasını kabul ettiğini öğreniyoruz. Bu kanunun girişinde "Kıbrıs, Yunanlılığın bir parçası olarak, Türk boyunduruğunu hissetmekte ve Yunanlılarla aynı acıyı paylaşmaktadır" denildikten sonra, Türk devletinin ulusal hedefinin Yunan topraklarının azaltılması olduğu da ileri sürülmektedir. Türkiye'nin Atatürk'ün dış politika prensibi olan "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesine bağlı olmasına ve bütün komşularının toprak bütünlüğüne saygı göstermesine rağmen, NATO müttefikimiz Yunanistan'ın gözleri öteden beri Türk toprakları üzerinde olmuştur. Oysa Yunanistan, Osmanlı İmparatorluğunun toprakları üzerinde doğmuş ve genişleyerek bugünkü duruma gelmiştir. Türk milleti, Yunanistan'ın devlet oluşunu, Avrupa'daki bağımsızlık hareketlerinin bir sonucu olarak 1829'da kabul etmesine rağmen, Yunanistan'ın Anadolu ve Türk toprakları üzerinde doyumsuzluğu, Girit, On iki ada ve Batı Trakya'yı bir oldu bittiye getirerek, sınırlarının içine aldığı -ve Türkiye bunu da kabul ettiği halde- bitmek bilmemektedir. Türkiye'den daima bir şeyler koparmak isteyen Yunanistan'da bazı çevreler, zaman zaman Ege'yi tamamen bir "Yunan Denizi" haline getirmek, "Kıbrıs"ın bütününe sahip olmak istemekte, fakat bunlarla da yetinmeyip, İstanbul, İzmir, Bozcaada ve Gökçeada üzerinde hak iddia ederek, Kuzey Anadolu'nun Karadeniz sahillerinde "Pontus Rum Cumhuriyeti" kurmayı bile hayal etmektedirler. Bunlara ek olarak, 1 Mayıs 2004 günü AB'ye tam üye olan Güney Kıbrıs Rum yönetiminin de, bu defa çıkardığı bir yasada "Kıbrıs"ı Yunanlılığın bir parçası olarak görmesi, Türk boyunduruğunu hissettiğini ve Yunanlılarla aynı acıyı paylaştığını ileri sürmesi ve hele Türk devletinin ulusal hedefinin Yunan topraklarının azaltılması olduğu yalanını savurması ise bir kelimeyle "hezeyan"dır. Oysa, 1981'de AB'ye üye olan Yunanistan'a ve bu yıl 1 Mayıs 2004 günü üyeliği kesinleşen Kıbrıs Rum kesimine, Türkiye'ye karşı ilişkilerinde düşen görev, iki ezeli düşman olan Fransa ve Almanya'nın bugünkü uzlaşmacı tutumlarını benimseyerek, AB'nin amaç ve ideallerine katkıda bulunması değil midir?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT