BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milliyetçilik milletin tabiatıdır

Milliyetçilik milletin tabiatıdır

Milliyetçilik, her millet gibi Türklüğün de tabiatı ve hedefidir. “MHP; sağ milliyetçilik, DSP sol milliyetçilik olarak iktidara geldi” diyorlar.



Milliyetçilik, her millet gibi Türklüğün de tabiatı ve hedefidir. “MHP; sağ milliyetçilik, DSP sol milliyetçilik olarak iktidara geldi” diyorlar. Bizdeki kasıtlı ve bilgisizler Avrupa, Amerika ve Asya’daki etkili devletlerin bundan kaygılandığını bile kahinler gibi iddia ediyorlar. Böylece milliyetçilikten rahatsız olanlar, bu topluluğu ve dünyanın sahiden ileri devletlerini hiç tanımadıkları için rüzgâra pala sallıyorlar. Aslında, her gerçek devlet gibi Türk devleti de ancak milliyetçiliğe dayandığı ve onun maddi manevi ışığında güçlü olduğu takdirde övülür, müttefik yapılır ve saygı görür. Bu bakımdan, “Türkiye’nin içine kapanacağı, kendini tecrit edeceği” gibi türetmeler hem imkansız hem de dünya siyaset ve gerçeğinden koparılmış yalanlardır. Sevip tanımadıkları milletimize düşmanlık yapmaya kalkıyorlar ama onu dahi beceremiyorlar. MHP’nin ne ölçüde sağcı milliyetçi, DSP’nin ne diye milliyetçi olduğunu bilemem, söyleyemem. Ama, milliyetçilik, bir eğitim düzeni, bir devlet hedefi olarak eğer iktidara gelir de, vicdana, adalete ve bilhassa ilme ve çağdaş usullere dayalı yükselme ve kalkınma yolunu seçerse iyi olur. Devletimiz, gerçekten (eskiden, düvel-i muazzama dediğimiz) büyük devletler arasına girer. “Falan partiler, zaten milli hayatımızda var olup da uygulanması özlenen milliyetçiliği getirecekler diye bazılarının korkmasını yadırgamıyoruz. Buna alışmıştık ve beklediğimiz şeydi. Bugüne kadar yönetim, eğitim ve devlet tutumumuzda, milliyetçilik yeterince uygulanmadığından bu böyledir. Milli kültürlerini her gelişme ve refahlarına kaynak ve rehber yapan modern ve güçlü devletlere zıt düşmüşüzdür. Bu sebeple milliyetçiliği temel yapmayarak başka milletlerin kültür emperyalizmine uydu ve sömürge olmuş bulunmamız acı ve üzücüdür. Bazı nesillerinin Türk milletine iftira eden düşmanlar olarak yetişmiş bulunmaları da bundandır. Hatta millet fertlerinden bazı grupların kendilerini ana-milletten ayrı ve hatta düşman görmeleri de aynı talihsizliktendir. Bu hal, tek-parti döneminin ikinci safhasında, koyu milliyetçi Gazi M. Kemal’in ölümünden sonra başlamıştır. Merhum İsmet İnönü’nün, 1940’lardan sonra M. Eğitim Bakanı yaptığı Hasan Âlî Yücel döneminde, milliyetçiliğe karşı soğukluk hatta aleyhtarlık güdümü başlamıştır. Önceleri, Atatürk’ün rızası olmadan yine İnönü himayesinde Sovyet meddahlığı yapan Kadro dergisine, Köy Enstitüleri ve aralarında (Behice Boranların da bulunduğu) Ankara Dil Tarih Doçentleri de (1940-45) katılmıştır. Bunlar-milliyetçilik ve Turancılığa karşı Yunan destanlarının, Batı kültürünün üstünlüğünü, komünizmin, Rusya ve marksizmin insanlığı kurtaracak çareler getirdiğini, körpe, saf ve bilgisiz nesillere, okullara, üniversitelere kitaplar ve tatbikat ile telkin etmişler ve yaymışlardır. Tek parti İslam bilgilerini de yıllarca yasaklamıştır. Dolayısıyla milliyetçilik yerilmiş ve okuyan gençlere düşman gösterilmiştir. Bugün dahi gazete ve dergilerde onların iz ve eserleri hâlâ az çok yürürlüktedir..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT