BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sorgulayan Türkiye...

Sorgulayan Türkiye...

Seçimler bitti. Sayın milletvekillerimiz (pehlivan tefrikası kadar uzun, şaşırmadan okunması zor) bir metin okuyarak and içtiler. Fiilen göreve başladılar.



Seçimler bitti. Sayın milletvekillerimiz (pehlivan tefrikası kadar uzun, şaşırmadan okunması zor) bir metin okuyarak and içtiler. Fiilen göreve başladılar. Cenab-ı Hak ülkeye hayırlı hizmetler vermelerini nasip etsin. Sayın Cumhurbaşkanımız, hükümet kurma görevini, en çok milletvekiline sahip partinin genel başkanı olarak, sayın Ecevit’e verdiler. Öyle görünüyor (medya ve iş aleminin önde gelenleri de o tarzda empoze ediyorlar) ki, DSP-MHP-ANAP koalisyonu ufukta görünmektedir. Hayırlısı olsun. Dileriz ki, 57. hükümet, yapılması gereken reformları gerçekleştirsin. Türkiye’de gerçek demokrasinin şartlarını sağlasın. Fevkalade sıkıntıda olan ekonomiye canlılık getirsin. Mahalli idare reformu, yine lafta kalmasın. Bugünkü aşırı merkeziyetçi yönetim devam etmesin. Hepsi, birer israf, yandaşları besleme merkezi olan Devlet bankaları ve KİT’ler özelleştirilsin. Kara delikler kapansın. Sosyal güvenlik kurumları düzene girsin. Ancak, her şeyden önemli olan ve önceliğe sahip bulunan, “fikir, ifade, vicdan ve teşebbüs hürriyetleri” tam anlamı ile sağlansın. Türkiye “konuşan Türkiye”, “özgürlüklerin tam olduğu Türkiye” haline gelsin. Suni gündemlerle ülke meşgul edilmesin. Hürriyetler kısıtlanmasın. Baskılar uygulanmasın. Azınlık çoğunluğa tahakküm etmesin. Halk olarak, sadece seçim zamanı oy veren değil, devamlı olarak sorgulayan, hakkını arayan, (hukuk ve edep çerçevesi içinde) hesap soran rolü benimsemeliyiz. Ankara’yı devamlı olarak sorgulamalıyız. Mevcut statükocu uygulamalara karşı çıkmalıyız. Mesela: 1- Merve Kavakçı’nın başörtüsü olayı, niçin bu kadar büyütülmektedir? Niye böylesine abartılmaktadır? Türkiye ekonomisi böylesine sıkıntıda iken, esnafından köylüsüne herkes ciddi problemler yaşarken, gündem niçin saptırılmaktadır? YÖK Başkanı, “adi bir vaka” diye olayı küçümser iken, bir buçuk milyon gence zarar veren, “sınav skandalı” böylesine geçiştirilecek midir? YÖK Başkanı, diğer sorumlular istifayı düşünmeyecekler midir? Uğranılan zarar, doğan tahribat göz ardı mı edilecektir? 2- TBMM’de, sağ partilerden gelen milletvekili sayısı % 80’dir. Peki ama niçin hükümet kompozisyonunda bu durum nazara alınmamaktadır? Sağ partilerin bir araya gelmesi, niye öcü gibi gösterilmekte, “MC” benzetmeleri yapılmaktadır? (Kaldı ki, sayın Erbakan’ı ilk iktidar yapan da, sayın Ecevit’tir). Ömrü uzun olsun, ancak, sayın Ecevit’in sağlık durumu, bugünkü ortamda, çok hızlı ve aktif olunması gereken bir dönemde, bu tempoya müsait midir? Kurulacak koalisyon, günü kurtarmayı mı hedef alacaktır, yoksa 21. Asrın lider Türkiyesinin alt yapısını hazırlamayı mı? Türkiye’yi dış dünyada yalnızlıktan kurtaracak ne tür formüller düşünülmektedir? Girit’e yerleştirilen S-300 füzeleri ile ilgili, Kuzey Irak’ta kurulmakta olan Kürt Devleti ile ilgili tavırlarımız ne olacaktır? 3- Anayasa Mahkemesi Başkanımızın yaptığı konuşma, harika analizler boşa mı gidecektir? Devletin; halkına tepeden bakan, emredici, devamlı yasaklar koyucu tavrı sürüp gidecek midir? Ankara, Türk halkına güvenmeyi, saygı duymayı, hizmet etmeyi, ne zaman düşünecektir? Bu yasaklar; bu tabular, bu her şeyi suç sayan mevzuat; bu halkına sırtını dönmüş, oligarşik sistem, 21. asırda da devam mı edecektir? Ülke adına kararları kim verecektir? Halkımız ve seçtiği temsilciler mi, güç odakları mı? Seçimler bitti, görevimiz bitti diyemeyiz. Hepimiz, sorumluluk yüklenmeli, aktif olmalı, haklarımızı savunmayı bilmeliyiz. Yönetimlerini devamlı sorgulamasını bilmeyen, suskun kalan toplumlar, bir de bakarlar ki, devamlı sorgulanan, hakkını arayamaz duruma düşmüşlerdir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT