BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dervişin fikri

Dervişin fikri

Her ne kadar değişen dünya koşullarının doğal sonucu olarak “kadınla erkek arasında fazla fark yoktur” diyorsak da, işin aslı böyle değil.



Her ne kadar değişen dünya koşullarının doğal sonucu olarak “kadınla erkek arasında fazla fark yoktur” diyorsak da, işin aslı böyle değil. Yaratılış itibariyle iki cins arasında çok ciddi ayrılıklar mevcut. Özellikle kırılganlık ve sahip çıkılma konularında. Şimdi bu satırları okuyan feministler bana kızacaklar ama yazının sonuna kadar sabırlı davranıp tarafsız gözle fikirlerimi dikkate almalarını rica ediyorum. Sevmek ve sevilmek her kalbin ihtiyacı. Her iki duygu birbirine yakın gibi görünüyorsa da aslında uzak. Yani sevmekle sevilmek arasında fark var. Sevmek, kişinin kendi tercihi ve bu doğrultuda nasıl davranacağı tamamiyle kendi sorunu. Buna karşılık sevilmek ayrı bir sorumluluk. Sevildiğini bilmek ve duygular karşılıklıysa bu avantajı kaybetmemek için layıkıyla davranmak konunun bir yönü. Bir diğer yönüyse, sevildiğini bilmek ve karşılık hissedilmiyorsa bilmezden gelmek, bunu yaparken de kırıcı olmamaya gayret göstermek meselesi. Her şartta hassasiyet söz konusu. Hem kırılmamak hem de kırmamak son derecede keskin bir bıçağın üzerinde dans etmek gibi bir duyguya sebep. Her defasında tam başarı sağlanamayabilirse de denemekten başka çare yok. Eğer her şey yolunda gittiyse ve bütün detaylar uyum sağladıysa yani ortaya aşık olmak ve olunmak durumu çıktıysa, işte ondan sonrası da ayrı bir fasıl. Bu kadar çok ihtimal bir araya gelebildiğinde elde edilen aşka, bir kere insanın gözü gibi bakması gerekir. Çünkü bu, milyonda bir rastlanan bir şansı avucunda tutmak demek. Hayattan beklenmedik zevkler almak, yaşama sevinci diye bir şey olduğunu hatırlamak, uykuya dalmadan önce sipariş rüya görmeye gayret etmek, her yeni güne yeni heyecanlarla başlamak demek. Elbette her nimetin bir külfeti olduğu da gerçek. Bu kadar mutluluğu bedelsiz ithal etmek beklenebilir bir cömertlik değil. Paha biçilmez bulduğunuz sevgilinizin attığı her adım, kıskanmak hatta kıvranmak demek olabilir. Her telefon çalışı mide spazmı, her ayak sesi kalp krizi anlamına gelebilir. Bu arada sevdiğinizin de size aynı şekilde sahip çıkmasını hatta kıskanmasını istersiniz. Beklediğiniz gibi beklenmek, kızdığınız gibi kızılmak yani dikkate alınmak tek arzunuz olur. Buradaki sahip çıkılma, her anlama karşılık olabilir. Bir başka insanı sizin benliğinizin diğer yarısı gibi hissetmek, o mutlu olmadan mutlu olamamak, o uyumadan uyuyamamak belki hayatınıza yeni zahmetler eklemektir ama siz her türlü acıyı çekmeye o kadar meyillisinizdir ki, huzur biraz uzun sürse “bu kadar mutluluğun altından ne çıkacak” diye kendi kendinizi hasta edersiniz. Hele bir de tam olarak sahip değilseniz ve sahip olunmamışsanız, işte o zaman zaten huzur sizin için süresiz izne çıkmış demektir. Bütün bunlara kırılır kırılır düzelirsiniz. Gözyaşları en yakın arkadaşınız olur ve başka başka ideolojiler ne derse desin kadın kalbi sevilmek ve şefkat görmek ister. Kabuğu kalın görünse de, hayat mücadelesinde birkaç raundu almış gibiyse de yüreği hâlâ tir tir titreyen zavallı bir yavru kuş gibidir. Sevenler erer inşallah muratlarına, biz de belki çıkarız kerevetine...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT