BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medyatik

Medyatik

Merve ne yaptıysa kendine yaptı.



Merve ne yaptıysa kendine yaptı. Konu artık magazin’in... Artık, medyaya gün doğdu. Köpürtecekleri konuyu buldular. Yapışacaklardır ona. Doğumu, bebekliği, evliliği, ABD’deki yılları hep mercek altındadır, bundan sonra. Yaz babam yaz. Basının görevi “çözüm üretmek” değil. Çözüme yardımcı olmak da değil. Ama, “engellemek”, çözümsüz kılmak da değil. Bilim adamı olarak ben her meselenin tartışılarak çözülebileceğine inanırım. Ne var ki, metodolojisini iyi ortaya koymak lâzım. Bakınız, geçen yaz araştırmalarım için ABD’deydim. Washington’da üniversitelerde konferanslar verirken, bana “türbanı” sordular. Ben de soruya soruyla cevap verdiydim. “Efendim, bu (kamu) üniversitesinde bir öğretim üyesi gravatının üzerinde, putlu bir madalyon çıkarsa; bu laikliğe aykırı olur mu olmaz mı?” Kimi süstür dedi, geçti. Kimi kişisel bir simge olduğunu savundu. Bazıları öğretim üyelerinin “nötr” kalmaları gerektiğini, her gün putunu göstererek, sınıfındaki Müslüman, Musevi öğrencileri manen taciz ettiğini ileri sürdüler. Ve tartışma büyüdü. Hararetlendi. Üniversite beni unuttu, birbirine girdi. Epeyi zaman geçtikten sonra “uyandılar” ve bana döndüler. “Siz bu meseleyi ortaya koyuncaya kadar, hiç aklımızda bile yoktu” dediler!.. Bizim medyanın ilginç tarafı; hem yapıyor, hem kızıyor. Yazarlar öfkeli: “Buraya şu medya sayesinde geldik” diyen değme kalemşörler çok. Pardon, yani. Siz kimsiniz? Siz medyanın içinde değil misiniz? Sen kendi gazetenin tavrını beğenmiyorsan, istifa et. Ayrıl. Ama, yapamıyorsunuz. Pekiî, o zaman liderlere “istifa et” diye yazmak kolay. Bekâra karı boşamak misâli. Açıkça yazalım; halk da bu skandalcılığa prim veriyor. İğrense bile seyrediyor, okuyor, takip ediyor. İşte, onun için davasını anlatmak isteyen magazine sığınıyor. Yani, Merve başına bunların geleceğini bilmiyor muydu? Hiç mi tahmin etmedi. Her ne kadar ABD’de kalmış olsa, ABD siyaseti ve kamuoyunun Monika Olayı’nı nasıl işlediğini hiç mi görmedi!.. Türkiye böyle. “Aman, bana bulaşmasın” diye kenara çekilip, nefsi kırıp, halk içinde halvet hâli ile yaşarsanız belki şöhret sizi bulmaz. Unutulursunuz. Kimse çorban var mı diye sormaz. İşte, “etik, dürüstlük, şimdi” derken bunu da kastediyoruz. Yeni bir bakış açısı. Kamu ahlakı... Bireysel nizam.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT