BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kenan’ın yalnız olmadığını farketti!..

Kenan’ın yalnız olmadığını farketti!..

Oğlunun uyku sersemi olduğunu farkeden kadın, hemen atıldı:



Oğlunun uyku sersemi olduğunu farkeden kadın, hemen atıldı: Uyandırdın çocuğu... Adam kızgın bir tavırla elini karısından yana, boşta salladı. - Sen sus. Evlat acısıyla yandık tutuştuk, bilmiyor musun? Fırsat bu fırsattır basayım tosunumu bağrıma. Bir bakarsın ki, yarın her şey rüya!.. Az sonra baba-oğul, salondaki sokağa bakan pencerenin önündeki divanın üstündeydiler. Arkalarında üstleri dantel yaygılı hasır dayama yastıklar, altlarında divanın boyunca serili bir kilim vardı. Onların divana yerleşişini izleyen kadın da, elini kolunu bağlayan tuhaf bir tembellikle mutfağa geçti. Aradan çok bir zaman geçmeden, az önceki kalaylı bakır sini üstünde kocasının yemeğini getirdi. Adam birlikte yemek için oğlunu zorladıysa da, Tarık az önce yediğini söyleyerek divandan aşağı inmedi. Sen bilirsin anlamında başını oynatarak divandan yere kayan adam, hemen orada yemeğinin suyunu siniye akıtarak acele birkaç kaşık aldıktan sonra, elini tersiyle ‘kaldır’ anlamında bir işaret yaptı. Sevinçten mi, neden?.. İştahla yiyemiyordu. Sanki boğazında bir düğüm var gibiydi. Sudan da bir bardak içtikten sonra, “Elhamdülillah; Yarabbi çok şükür!” diyerek kalktı. Tekrar divana, oğlunun yanına otururken de tabakasından bir sigara çıkarıp dudakları arasına sıkıştırdı. Sigarasını içinceye kadar Almanya’dan, iş durumlarından, nerede çalıştığından ve nasıl geldiğinden falan kısa sorular sordu. Tarık da kısa cevaplarla olumlu yönlerini açıkladı. Yalnız, başından geçen kaza olaylarının hiçbirini duyurmadı. Çünkü bu, onları üzmekten başka hiçbir şeye yaramazdı; öyle düşünüyordu. Çok iyi arkadaşlar tanıdığını, Kenan evlenmeden önce onunla birlikte aynı evde oturduklarını, turistlikten kurtulup resmi işçi olduğunu ve bir araba fabrikasında çalıştığını söyledi. Babası: “Burada iyice dirlik bozuldu. Öğrenci olayları... diye söze başlıyordu ki, annesi araya girerek onun sözünü kesti. Aynı zamanda da kendine bakan kocasına gözleriyle aşağıdan yukarıya doğru bir işaret yaptı. - Bırak da biraz uyusun çocuk. Baksana zaten ne hale gelmiş! Adam bir içini çektikten sonra ayağa kalktı. Tarık’ın birazcık uzanması, tüm yorgunluk belirtisini açığa vurmuştu. Babası gittikten sonra, annesi tekrar sarılıp öptü. - Annesinin gülü! dedi. Düşüncesiz baban uyandırdı seni. Tarık gülümseyerek tekrar odasına girdi. *** Tarık’ı kapısının önünde bırakan Kenan, yüz metre kadar daha gidip, oradaki köşeden sağ sokağa sapmıştı. Evleri, hemen köşebaşındaki bir lüks apartmanın ikinci katıydı. Üç katlı olan apartımanın her katı yalnızca bir geniş daireden oluşuyordu. Kenan soyadlarının yazılı olduğu zile basıyor, ama kapı bir türlü açılmıyordu. Habersiz, aniden gelmenin riskli yanıydı bu. Babasının yazıhanede olduğu kesindi; eğer annesi de evde yoksa, o sırada ne yapacaklarını kestirmeye çalışıyordu. Üstleri terli, tozlu; kısacası yol yorgunluğu içindeydiler. Tam öğlenin sıcağı olduğundan, ortalıkta görünen kimseler yoktu. Sokağa bakan çoğu pencereler de panjurlu ya da perdeliydi. Tam o sırada yan apartmanın çiçeklerle kaplı balkonundan dikkatle aşağıya bakan bir genç kız, aceleyle balkondan kayboldu. Aynı dakika içinde ve aynı yerde orta yaşlı bir kadın belirdi. Kına rengindeki saçları bukleler halinde omuzlarının üstüne dökülmüş olan kadın, aşağıya baktıktan sonra, tiz bir ses tonuyla çığlık attı: - Aaa, Kenan! Oğluum!.. Sesin geldiği yöne başını kaldıran Kenan, bol çiçekli balkonda annesini gördü. O sırada balkonda kaybolan kadın, on saniye sonra aynı apartmanın kapısından dışarı fırladı. Sevinçle oğluna sarılan kadın şaşkınlığından kurtulunca, Kenan’ın yalnız olmadığını farketti. Sülün gibi yapılı ve çok güzel bir kız, gülümseyerek arabanın yanında dikiliyordu. Daha önce oğlunun gönderdiği bir nikah resminden de bildiğinden, Alman gelinini hemen tanımıştı. Annesinin meraklı bakışlarını izleyen Kenan, onları tanıştırmakta gecikmedi. Sokaktaki evlerin pencerelerinde ve balkonlarında toplananlar merakla aşağıya bakıyorlardı. Bavulların sapına sarılan Kenan, kapıyı açan annesinin ardından yürüdü. Ela da içinde birtakım hafif eşyalar bulunan bir büyük plastik torbayı almıştı. Katlarına çıktıktan sonra, ellerindeki bavulları bir kenara bırakan Kenan, oflayarak kendini bir koltuğun üstüne attı. Ela da çekingen hareketlerle Kenan’ın yanındaki koltuğa çöktü. Sevincinden gözlerinin içi parlayan kadın, “Hoş geldiniz!” diyerek, her ikisini de tekrar tekrar kucaklayıp öptü. - Ben de az önce Süheyla Hanım’lara gitmiştim, diye kadın evde olmayışını açıklayarak, koltukların karşısındaki bir sandalyeye oturdu. “Gözlerim hep yollardaydı Kenan. Gidip de gelmeyiverince, her okul tatilinde bekler olmuştum seni. Hayırsız Kenan... Aşkolsun sana! Geleceğini neden bildirmedin? Bu güzel sürprizinle az kalsın kalbimi durduracaktın!” DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT