BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Böyle dürüst bir çocuk az bulunurdu

Böyle dürüst bir çocuk az bulunurdu

Her zaman titiz bir kadın olmuştu Halime hanım. Mutfağa gitti. Ocaktaki yemeğine baktı.



Her zaman titiz bir kadın olmuştu Halime hanım. Mutfağa gitti. Ocaktaki yemeğine baktı. Neredeyse olmak üzereydi. Altını iyice kıstı. Oturma odasına geçip kanapeye çöktü. Belinin ağrısı iyice fazlalaşmıştı. Yorgun gözlerini etrafta dolaştırdı. Besmeleyle uzanıp dantelini aldı. Kalın çerçeveli eski gözlüğünü takıp işlemeye başladı. Öğlen namazına az kalmıştı. Biraz işini işledikten sonra kalkıp namazını kılacaktı. Aklı oğlundaydı. Kadir, efendi bir çocuktu. Hiçbir kötü huyu, onu kızdıracak, üzecek bir tavrı olmamıştı bu güne kadar. Bütün çevresi de aynı fikirdeydi. Yanında çalıştığı Hakkı usta çok severdi Kadir’i. Askerden döner dönmez karısıyla birlikte göz aydına gelmiş ve delikanlıya işinin hazır, kendisini beklediğini söylemişti. Birkaç günlük bir dinlenmeden sonra da Kadir işine başlamıştı. Yaşlı kadın içini çekti. - Hayırlısıyla iyi bir kızla da evlendirdim mi, başka da bir şey istemem. Diye mırıldandı kendi kendine. Gülümsedi. Torunları olsun istiyordu. Bunca sene mücadele etmiş, alnının akıyla büyütmüştü oğlunu. Mürüvvetini görmek en tabi hakkıydı. Odanın içini iki sokak ilerideki camiden yükselen ezan sesi dolduruverdi bir anda. Elindeki işini bırakıp başını kaldırdı yaşlı kadın. - Aziz Allah! Diye fısıldadı. Yavaşça kalktı yerinden. Ayaklarını sürüyerek banyoya gitti. Biraz sonra annesinden kalma seccadesinin üzerinde öğle namazını kılıyordu. Zaman o kadar hızlı akıyordu ki. Öğlen oluvermişti işte. Namazını bitirdikten sonra bir gün öncesinden kalan çorbayı ısıttı. Yalnızken yemek yemek bile istemiyordu. Artık akşamı bekleyecekti dört gözle. Oğlunun geleceği saat yaklaştıkça içini bir sevinç kaplıyor, onu nasıl özlediğini hissediyordu. Kadir ustasının sesiyle kaldırdı başını: - Haydi aslanım, sen de bırak artık. Geç oldu. Anacığın bekler. - Olur usta, şunu bitirivereyim, ben de çıkarım. Hakkı usta başını yana eğdi. Gülümsedi. Gözlerini kırpıştırdı: - Bu gün de akşam oldu çok şükür. Bayağı da iş geldi. Biliyor musun Kadir? Sen geldiğinden beri işler açıldı sanki. Uğurlu geldin bana. Kadir mahcup bir tavırla tebessüm etti: - Sağ ol usta. İnşallah hep böyle gider. - Gider, gider, merak etme. Kış geldi, elektrik sobaları başladı yanmaya. Bundan sonra bayağı işimiz olur. Genç adam masanın üzerindeki avizenin son vidasını da sıkıştırıp tornavidayı bıraktı kenara. Ellerini ovuşturarak kalktı ayağa: - Haklısın usta. Kış geldi. Akşamları azar azar yakmaya başladık sobayı. Hafta sonunda da kömür alacağım. Geçen seneden biraz kalmış ama almak lazım. Yetmez. Hakkı usta neredeyse hiç saç kalmamış başını ovuşturdu eliyle. Tostoparlak bir adamdı. Şişman yanakları suratına oldukça sevimli bir hava veriyordu. Yüzünde eğreti duruyormuş hissini veren küçük, çipil gözlerini kıstı: - Kömür, odun ateş pahası. Allah fakire fukaraya yardım etsin. Paran var mı onları alacak? Başını salladı Kadir: - Var usta. Biraz birikmişimiz var. Bunun için ayırmıştık. Yettiği kadar. Hakkı usta sevgiyle baktı kalfasına. Böyle tok gözlü, böyle dürüst çocuk az bulunurdu bu devirde. Eliyle onun sırtını sıvazladı: - Hele hafta sonu gelsin, bakarız... Yetimdi Kadir. Babasız büyümüştü. Halime hanım çok bahsetmezdi Kadir’in babasından. Genç yaşında amansız bir hastalıktan öldüğünü söylemişti. Kemal Üstün eski eşya alıp satardı Halime’yle evlendiği zaman. Görücü usulüyle evlenmişlerdi. İki sene sonra da Kadir doğmuştu. Kemal Üstün öldüğü zaman Kadir daha kundaktaydı. Tek başına kalıvermişti ortada genç kadın. Anasını babasını evlendikten birkaç ay sonra peş peşe kaybetmişti. Uzak akrabaları vardı ama dünyanın hali, eskisi gibi insanlar düşkün değildi birbirine artık. Kocası ölünce anacığının, babacığının yaptığı bu gecekonduya taşınmıştı kiracıyı çıkartıp. Sonra da hayatın acımasız çarkında değerlerini kaybetmeden, alnı açık bir şekilde yaşamak, yavrusunu büyütmek için çaba vermişti. Hakkı usta ellerini cebine sokup bekledi kapının önünde. Kadir aceleyle değiştirdi üstünü, tulumunu çıkartıp ellerini yıkadı, koşarak geldi kapıya: - Kusura bakma usta. - Yok oğlum, ne kusuru. Ben de senin taraftan gideceğim, çarşıya uğrayayım, balık bakacağım. Canım istedi. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT