BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Delikler ve çiviler

Delikler ve çiviler

Gözler açık dönelenen gecelerin hatırına; Duy beni!..



Gözler açık dönelenen gecelerin hatırına; Duy beni!.. * Bir çivi gibi saplı isen / bir çivi gibi saplı iken karanlığa... Yorgan; bir kundağa / aynı anda çarşaf bir kefene benziyorken; Duy beni!.. * Adına “zaman” dediğimiz büyük bir ağacın kendimize “mekan” bildiğimiz noktasıdır, çakıldığımız yer!.. Bu koca gövdenin... Sadece bize temas eden dokusundaki hareket ise; Hayatımız... * Boyumuz ne kadar uzun? Kim bilir... Çünkü her boy sadece “kendi kadar” uzun, ve ağacın içinde yine kendi boyu kadar dokuyu yırtmaya, ayırmaya, değiştirebilmeye muktedir.. * İşte sen bana, ve ben sana birer “ses” kadar uzak, veya yakınız. Çakılırken... Yahut çekilirken duyuluyor (asıl) feryadımız! * Şimdi iyi bak; Zamanın içinde kuru delikler, veya paslı çiviler göreceksin... ..... İnsan; kararmış ve kıvrılmış birer çivi... Ömürlerse; kuru, ve gün geçtikçe kapanıp yok olmaya mahkum birer delik mi?.. * Çekilenler ve çakılanlar hatırına... Kundaklar ve kefenler hatırına... Çiviler ve delikler hatırına; Duy beni!.. İnsan bunlar değil... Sen de bunlar değilsin... * İşte bu yüzden dönüyor sorular kafamda: “Ne kadar reçine çıktı deliğimden? Ve ardımdan daha ne kadar çıkmaya devam edecek?..” * Bir de bu gözle bak şimdi; çivilere ve deliklere, zamana ve mekana... Bir de bu gözle bak bakalım; Kuru bir deliğin içindeki, küflü bir çivi gibi boş boş oturabilecek misin?..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT