BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başın eğme, dik tut

Başın eğme, dik tut

Maç öncesi tahminlerini “çatalla çorba içmeye” benzetirim. Dünyanın sezgisi en kuvvetli tahmincisi bile olsanız, yeryüzünün en sağlam muhakemeli yorumcusu bile olsanız, bir maçın hemen başında derin bir topa çıkan kalecinin penaltı ve kırmızı karta sebep olması sonrasını nasıl tahmin edersiniz?



Başın eğme, dik tut Maç öncesi tahminlerini “çatalla çorba içmeye” benzetirim. Dünyanın sezgisi en kuvvetli tahmincisi bile olsanız, yeryüzünün en sağlam muhakemeli yorumcusu bile olsanız, bir maçın hemen başında derin bir topa çıkan kalecinin penaltı ve kırmızı karta sebep olması sonrasını nasıl tahmin edersiniz? Ya da, daha maçın ilk dakikalarında sakatlanıp çıkacak en önemli golcü sonrasını? Hakemin yanlış bir penaltı kararı üstüne bina olacak tabelayı? *** Derbi tahmin sohbetleri gırla gidiyor yine... Konuşun konuşun. Bir teknik adamdan çok, bir düşünür gibi laflar eden Vicente Del Bosque ‘nin güzel bir lafı var: “Futbol konuşan her insanın mutlaka iki doğru cümlesi olur.” Bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi yani... *** Benim tahminim de şudur: Türkiye’de genellikle gururu incinmiş, geri düşmüş, şans verilmeyen takım kazanır derbileri... Türk insanı seyircisiyle, futbolcusuyla, teknik adamıyla... gururuna, puanından daha çok düşkündür! Milli Takım’ın güçlü Almanya’yı yenip üç gün sonra sıradan K.İrlanda’ya yenilmesi gibi... Hollanda’yı devirip üç gün sonra Belçika’ya mağlup olması gibi.. Uzağa ne gerek var; daha bu sezon, Danimarka ve Yunanistan’ı kendi evlerinde elinden kaçırıp, “içeride “ Gürcistan’a, Ukrayna’ya puan vermesi gibi... Beşiktaş’ın bu sezon, en kötü haliyle Fener’i yenmesi gibi... F.Bahçe’nin, Johnson’ın sallapati vuruşuyla kazandığı derbiyi hatırlayın. *** Bu hesapla benim favorim, G.Saray... DETAY Ha, bir de şu var Dünyanın en kolay, en tembel, aynı zamanda da en haksız yorumu şu tarz olanıdır: “Hagi eğer Ayhan’ın yerine Volkan’ı oynatsaydı bu yenilgi olmazdı.” “Daum şayet Nobre’nin yerine Hooijdonk’u tercih etseydi bu puanlar gitmezdi.” Haksız... Çünkü... Hagi veya Daum, bir tercih yapmış, kaybetmiştir. Senin söylediğini test etme imkânı yoktur. Aynı filmi geriye sarıp, aynı rakip oyuncularla ve aynı pozisyonlarda Ayhan’ın yerine Volkan’ı monte edip denemek mümkün değildir. Bir sonraki maçta Ayhan’ın yerine Volkan’ı oynatıp kazanmak bile seni haklı çıkarmaz; çünkü rakip değişmiştir. OKUDUM NOT ALDIM Milan’ın sevgisini reddedemezsiniz “Biz sporcular bugün varız, yarın yokuz. Eski bir şampiyondan daha sarsıcı hiçbir şey olamaz.” *** “Milan’da futbolcular seyircinin önünde ısınmazlar, kuliste bu iş için ayrılmış geniş bir salonda ısınırlar. Buna şaşırmıştım. Bir yönetici bunun sebebini açıklayınca daha da şaşıracaktım: ‘Marcel, futbol bir gösteridir, aynı opera gibi! Scala’da Pavarotti izleyicilerin önünde ısınmaz! Oyuncular da kendilerini istetmeli, sahneye son anda çıkmalıdırlar.’ “ *** “Milan tarihine, kültürüne, köklerine ve geleneklerine bağlı bir kulüptü. Bir örnek vereyim; İtalya’nın neredeyse her yerinde, kombine bilet satışı kampanyalarında her takım, transferde uğruna bir araba dolusu para döktüğü yabancı bir yıldızı afişlerde kullanırdı. Milan ise yeni gelen bir oyuncuyu değil, kulüple özdeşleşen Paolo Maldini ‘yi tercih edecekti.” *** “Futbol değişiyordu ve Milan 90’lı yılların sonunda bu değişimi gerektiği gibi izleyememişti. Kötü gidiyorduk. 19 Nisan 1998’de Bologna’da yine yenildik, hem de 3-0’la! Maçtan sonra taraftarlarımızın hakaret ve küfürlerini duydum. Soyunma odasında gözlerim yaşlıydı. Bir futbol sahasında daha önce ağladığımı hatırlamıyorum. Milan ile aramıza bir şeyler girmişti. ‘Bitti’ dedim, Ve o yıl İngiliz Chelsea’ya gittim. Bir yıl sonra, 1999 Ekim’inde San Siro’ya geri dönecektim; bu kez Chelsea forması ile Milan’a karşı... Eski seyircimin tepkisinden çekiniyordum. Islıklanmaktan, yuhalanmaktan, bir hain muamelesi görmekten korkuyordum. Sahaya adımımı attığımda Milan taraftarı sanki hâlâ onların oyuncusuymuşum gibi beni ayakta alkışlıyordu! Fanatiklerin oturduğu güney tribününe baktığımda devasa bir pankart gördüm: ‘Marcel, daima kalbimizdesin!’ Titremeye başladım, gözlerim doldu. Milan taraftarı bende öylesine çok hatırayı ortaya çıkardı ki... Kötü biten geçen sezonu, çalkantılı maç çıkışlarını, Bologna’daki küfürleri, hepsini, hepsini bağışladım bir anda; yalnızca bu olağanüstü sevgi ifadesini, bu pankartı hatırlayacaktım. Milan’ın sevgisini reddedemezsiniz. Bu bir onurdur.” *** “Milan sadece bir futbol takımı değildi, aynı zamanda bir mantaliteydi, bir yaşam biçimiydi. 1994’lerde Avrupa’nın bir numaralı kulübü haline geldiğinde, kadrodaki oyuncuların yapısı şöyleydi; sırtlarından Milan formasını çıkarırsanız, tribüne çıkıp Milan’ı destekleyen bir taraftar olurdu futbolcular...” (Kaptan, Marcel Desailly) ALTINI ÇİZİYORUM Mumların parası pastadan fazla tutmaya başladığı zaman yaşlandığınızı anlarsınız. (Anonim) TÜRK’ÜN BİRİ BİR GÜN... Yakalayamadığı tavuğu tüfekle vurmak isteyen bir kişi, komşusunu ağır yaraladı. (Osmaniye) VAY HAYVAN VAY! Ahtapotların zehirli olanlarının derisinde renkli benekler vardır. Aslında bütün zehirli hayvanlar işaretlidir. SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Medya, ışığı gözümüze değil, önümüze tutsun.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108953
    % 0.33
  • 3.482
    % -0.35
  • 4.1105
    % 0.01
  • 4.4532
    % -0.62
  • 144.153
    % -0.16
 
 
 
 
 
KAPAT