BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gülle çukurundan fışkıran pınar!..

Gülle çukurundan fışkıran pınar!..

Dün, Birinci Dünya Savaşında, Osmanlının Ruslarla savaştığı cephelerden biri olan Galiçya’da bir bataryamızda yaşananları anlatmaya başlamıştık... Gözcü olarak gönderilen Kayserili Ali Onbaşı şehitliğe kavuşamamış, ancak nelere kavuşmuş görelim...



Dağın tepesine gözcü olarak gönderilen Ali Onbaşının sesi kesilince komutanını ve batarya arkadaşlarını bir hüzün kaplamıştı... Ruhuna Fatiha okumaya başlamışlardı ki o anda Batarya Kumandanının telefonu arı vızıltısına benzeyen işaretini vermeye başladı... Ali Onbaşı fısıltıyla konuşuyordu: -Alo! Kumandanım siz misiniz? -Benim Ali Onbaşı, ne oldu öyle birden susuverdin? “Fetih suresini okudum” -Kumandanım, ben sizinle konuşurken, saklandığım çamın dibine Rus askeri geldi. Burada birer sigara sardılar. Ben de Fetih suresini okumaya başladım. O anda kalkıp, 200 metre sağımda mevzilenmiş olan Rus birliğine doğru gittiler... İşte kumandanım! Rus bölüğü mevzilerinden çıktı bile, kapalı ormanda ilerliyor. Şimdi mesafe veriyorum, dikkat edin... Ali Onbaşı, müthiş bir soğukkanlılık içinde, batarya toplarına mesafe tahminini bildirdikten sonra, ortalığın sessizliğini Türk bataryalarından bir topun gürültüsü ansızın yırtıverdi. İlk mermi, orman içinde sessizce ilerleyen Rus bölüğünün önüne düşmüştü. Rus kumandanı bunu bir tesadüf sandı. Çünkü, bir gözcünün, hayatı pahasına da olsa, hemen yanlarındaki bir ağaçta bulunabileceğini aklına bile getirmemişti. Ali Onbaşı tekrar mesafe verdi: -Kumandanım elli metre daha uzatın! İkinci gümbürtünün dağlara doğru yayılan aksi sadası henüz bitmemişti ki, Ali Onbaşının sesi tekrar duyuldu: -Kumandanım tam isabet, bütün batarya aynı hedefe!.. O gün ikindiden sonra başlayan 15 Eylül taarruzu, ortalığı karanlık kaplayıncaya kadar devam etti. Bir ara Ali Onbaşıdan ses seda kesildi. En tehlikeli anlarda bile namazını bırakmayan, Alay Müftüsünün torunu Ali Onbaşının akıbetinden endişe eden kumandanı, onun için sabaha kadar dua etti, gözyaşı döktü... Şehit olamadı, fakat... Henüz şafak sökerken, bataryası ile birlikte allak bullak ettiği dağın eteklerine doğru tırmanarak onu aramaya başladı. Evet, az ileride onu görmüştü! Kumandanı sevinç içinde ona yaklaşıyordu... Bir şarapnel parçası darbesiyle elinden fırlayan telefon kutusunu kaybedince, sabaha kadar çam ağacının dalları arasında sabırla bekleyen Ali Onbaşı, gözünün önü aydınlanır aydınlanmaz, top güllelerinin açtığı çukurların birinden fışkıran sulardan abdest alarak namaza durmuştu... Derin bir manevi haz ve huşû içinde sabah namazını eda ediyordu... Evet, saf Anadolu genci Ali Onbaşı çok arzuladığı şehitliğe kavuşamadı; ama, nelere kavuştuğu gülle çukurundan çıkan sulardan anlaşılıyordu...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106862
    % -0.05
  • 3.5255
    % -0.35
  • 4.1259
    % -0.63
  • 4.5333
    % -0.35
  • 144.338
    % -0.12
 
 
 
 
 
KAPAT