BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB-ÖSYS

AB-ÖSYS

İlkokul ... Her şeyi öğretmenin bildiği, her şeyin öğretmene sorulduğu, her şeyi öğretmenin karara bağladığı yıllar. Öğrencilerin hemen hemen hiç sorumluluk almadığı sadece verilen ödevi yapmak zorunluluğunda oldukları ve etrafta ne olup bittiğinden pek fazla haberdar olmadıkları, en büyük hedefin bir bisiklet, bilemedin bir saat olduğu, bütün olan bitenden ‘büyüklerin sorumlu oldukları’ tatlı yıllar...



İlkokul ... Her şeyi öğretmenin bildiği, her şeyin öğretmene sorulduğu, her şeyi öğretmenin karara bağladığı yıllar. Öğrencilerin hemen hemen hiç sorumluluk almadığı sadece verilen ödevi yapmak zorunluluğunda oldukları ve etrafta ne olup bittiğinden pek fazla haberdar olmadıkları, en büyük hedefin bir bisiklet, bilemedin bir saat olduğu, bütün olan bitenden ‘büyüklerin sorumlu oldukları’ tatlı yıllar... Ortaokul ve lise ... Derslerin ve öğretmenlerin çoğaldığı, öğrencilerin biraz daha olgunlaştıkları, ama yine de öğrencilerin çok sıkı bir kontrol altında eğitilmeye(!) çalışıldığı, ve üniversiteye girebilmek için gençlerin adeta cendereye sokulduğu yıpratıcı yıllar... İşte bu yıllarda üniversite; gençlerin gözünde hayatın bütün problemlerini çözecek her derde deva olacak sihirli bir değnek olarak takdim edilir. Genç bu yıllarda ömrünün diğer yıllarında belki de hiç bu kadar yorulmayacağı kadar çalışır didinir ve üniversiteyi kazanır. Üniversite ... Girebilmek için kendini yıprattığı bu eğitime başlayınca buranın da gözünde büyüttüğü kadar olmadığını, uzaktan bakıldığında erişilmez gibi görünen bu ortamın da çalışılır ve gayret edilirse insana birşeyler kazandırdığını görür. Ancak burada daha serbest bir hayat tarzı sürdürebilme imkânına karşılık kendi sorumluluğunun daha fazla olduğunu idrak eder. Etmezse üniversiteden atılır. Ama bu tabii her şeyin sonu değildir. Yeniden başka bir fakülte için üniversite imtihanına başvurur, ya da hayata başka bir tarafından yapışır. Ama artık kendi başının çaresine bakmak zorunda olduğunu görür. Tüccar olur, işçi olur, dar gelirli memur olur. Ama üniversiteyi hakkını vererek, bilgi dağarcığını doldurarak bitirip hayata atılan arkadaşları kadar rahat bir hayat süremez. Canım Bill Gates de bir üniversite kaçkını demeyin öyleleri milyarda bir olur. Bu yazı yayınlandığında ‘Genç Türkiye’ üniversiteye girmiş veya girememiş olacak. Girse de girmese de hayat devam edecek, ancak üniversiteye hazırlanırken kazandığı çalışma temposu ona ilerisi için ümit verecek. Ancak üniversiteye kapağı atarsa en azından mahallede karizmayı çizdirmeyecek ve üzerinde yıllardır devam eden baskılar biraz hafifleyecek bu da onun daha verimli çalışmasını sağlayacak.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT