BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hz. Musa’nın faziletleri

Hz. Musa’nın faziletleri

Musa aleyhisselâmın bazı faziletleri şunlardır: Musa aleyhisselâma Kelimiyyet [Hak teâlâ ile konuşmak] mertebesi, mucize olarak “ Yed-i beyd┠verildi; mübarek eli parlak olarak görünürdü. Yine mucize olarak asa verildi. Bununla Firavun’un sihirlerini mahvetti. Ümmetiyle beraber denizi geçtiler, etekleri ıslanmadı. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselâma bir taştan on iki çeşme akıttı.



Musa aleyhisselâmın bazı faziletleri şunlardır: Musa aleyhisselâma Kelimiyyet [Hak teâlâ ile konuşmak] mertebesi, mucize olarak “ Yed-i beyd┠verildi; mübarek eli parlak olarak görünürdü. Yine mucize olarak asa verildi. Bununla Firavun’un sihirlerini mahvetti. Ümmetiyle beraber denizi geçtiler, etekleri ıslanmadı. Allahü teâlâ, Musa aleyhisselâma bir taştan on iki çeşme akıttı. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Musa bin İmrân “Ya Rabbi! Kullarının en kıymetlisi kimdir?” dedikte, “Gücü yettiği zaman affeden Müslüman kimsedir” buyuruldu.” Musa aleyhisselâma vahiy gelip, buyuruldu ki: “İsrailoğullarına, “Aranızdan en iyi kimseyi seçiniz!” diye söyle!” Bu emir üzerine, İsrailoğulları, aralarından bin kişiyi seçtiler. Tekrar vahiy gelip; “Bu bin kişiden en iyisini seçiniz!” diye emredildi. Seçe seçe on kişiyi ayırdılar. Yine vahiy gelip; “Bu on kişiden en iyisini seçiniz!” buyuruldu. Birini seçtiler. Allahü teâlâ tarafından; “Bu kimseye söyleyiniz ki, Benî İsrail’in en kötüsünü bulup getirsin!” diye vahiy geldi. Bu kimse, aranılan kimseyi bulup getirebilmek için, dört gün mühlet istedi. Çıkıp dolaşmaya başladı. Dördüncü gün bir köye vardı. Orada, her türlü yakışıksız işleri yapmakla ve fesat işlemekle tanınmış bir kimseyi gördü. “Aranılan kimse her hâlde budur!” diye düşünüp, o kimseyi alarak, Hazreti Musa’ya götürmek istedi. Fakat kendi kendine şöyle düşündü: “Bu kimse her ne kadar kötü olarak tanınıyor ve öyle biliniyorsa da, görünüşe göre hüküm vermek doğru olmaz. Onun; bilinmeyen, görünmeyen, tanınmayan bir üstünlüğü olabilir. İnsanların sözleriyle, onun hakkında karar vermem ve onu en kötü kimse diye götürmem uygun olmaz. İnsanlar beni en iyi kimse olarak seçtiler. Öyleyse gördüğüme göre hüküm vereyim. Verdiğim karar muhakkak doğru olur diye gurura kapılmam ise çok fenadır. Böyle yapmam, insanların benim hakkımdaki hüsnüzanlarına, güzel düşünmelerine ihanet etmek olur. Yapacağım en akıllıca iş, bu hususta kendi hakkımda karar kılmamdır.” O zat, böyle düşündükten sonra, sarığını çözüp boynuna bağladı. Musa aleyhisselâmın yanına geldi ve dedi ki: “Ne kadar aradımsa da, kendimden daha kötüsünü bulamadım.” Bunun üzerine, Allahü teâlâ Hazreti Musa’ya vahiy gönderip buyurdu ki: “ Bu kimse, İsrailoğullarının en iyisidir. Fakat bu iyiliği, çok ibadeti sebebiyle değil; kendini en kötü kimse olarak kabul etmesi sebebiyledir.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT